Dünyada hiç kimseye, sahip olmadığınız bir şeyi veremezsiniz. Bir insanı seversiniz, o kişinin varlığını her yönüyle geliştirmesini istersiniz ve bunun için onu yüreklendirirsiniz.
Bir binayı ayakta tutan kolonlar birbirlerinden ayrı noktalarda yapılır yoksa binayı taşımaları risk taşır. Yani sevdiğinizle her konuda aynı görüşe sahip olmak birlikteliğinizi tehlikeye atar, yıkıcı olur.
Bu dünyada zorda kaldığınızda kaçıp sığınacağınız bir insan, tek bir insan bile varsa şanslısınız. Saklanmadan, yalan söylemeden, olduğunuz gibi sizi kabul edip seven, sarmalayan tek bir insan bile sizi hayata bağlamaya yeter.
Sert adam, öylece duruyordu istasyonun orta yerinde. Arkadaşı şaşkın, şaşkın baktı kendisine, ne oluyor gibilerden, çünkü duygular gizlenemez haldeydi, öğretmen çok şaşkındı, sert adam çok öfkeli.
- Biraz yalnız konuşabilir miyiz dedi, sert adam,
Bu konuşmadan kaçamayacağını anladı öğretmen, arkadaşından izin isteyip biraz uzağa gitti, sert adamı bekledi.
- Sen , nasıl yaparsın böyle bir şeyi, bu adam kim ve burada ne işin var diye sordu sert adam,
- Size açıklama yapmayacağım, buna gerek yok, karınız nerede, yoksa o da mı geldi,
- Biliyorum kızgınsın, bu adam gene yalan söyledi bana diyorsun ama söylemiyorum, sorun senin hiçbir açıklama dinlemeden kaçman, ne bu saçmalık. Sen bu adamla burada ne yapıyorsun.
Mutsuz insanlar şakadan anlamazlar, her şey yani hayata dair her şey onlar için çok ciddidir. Ciddiyeti tanımlayamazlar da çünkü bu tek şıkka mahkumdur algıları. Güldüklerinde yüzlerindeki değişim bile şaşırtır onları, denizin ortasında, yalnız bir kayık gibi salınır gülüşleri.
Şakaya, gülmeye bu kadar cahil kalmak, etrafınızdan yabancılaşmak, hep geç kalmak kahkahalara, hayallere bir türlü inanamamak, hep geç kalmak sevince. Denizin ortasında salınan kayıkta kalmak.
Öğretmen,
- Siz beni mi takip ediyorsunuz, nasıl geldiniz buraya,
Sert adam yanına geldi, gözlerinde yanan ateşin kıvılcımları tuzlu su etkisi yarattı gözlerinde, ellerini tuttu,
- Bak, beni lütfen çileden çıkarma, şu an kendimi o kadar zor tutuyorum ki, bas bas bağırmamak için, yıkıp geçmemek için her şeyi, lütfen,
Öğretmen hissetti bunu sustu,
- Tamam sana açıklama yapmak zorunda değilim ama yine de söyleyeyim. İstasyonda karşılaştım arkadaşımla, burada bir imza günü varmış, ona katılmamı önerdi ben de moralime iyi gelir diye kabul ettim. Akşama memlekete döneceğim.
Sert adam ellerini bıraktı, kendi etrafında döndü, sanki azgın suların üzerindeki, yıkılmak üzere olan bir köprüyü geçmişti, rahatlamıştı.
- Peki, dedi. Ben de seninle kalacağım, hadi bir şeyler yiyelim, sen de çok yorgun görünüyorsun, rengin bembeyaz oldu, dedi.
Olanı biteni uzaktan merakla izleyen arkadaşının yanına gittiler, sert adam,
- Merhaba, dedi. Biraz tuhaf bir karşılaşma oldu, nişanlımı burada sizinle görünce şaşırdım biraz dedi. Biraz tartışmıştık.
Arkadaşı büyük bir şaşkınlıkla baktı öğretmene,
- Nişanlınız mı,
Öğretmen uzun, uzun açıklama yapacak güçte hissetmiyordu kendini, onun yanlış anlamasına izin verdi,
Sert adam,
- Şurada güzel bir kafe var, gidelim mi,
Hep beraber oraya doğru yürüdüler. Geniş, ferah, temiz bir yerdi. Bir masaya oturdular, kahvaltı ve çay söylediler. Masada çok şiddetli bir sessizlik bağırıyordu, sadece üçünün duyduğu.
Heisenberg Belirsizlik İlkesine göre bir parçacığın konumu ve hızı, aynı anda istenilen doğrulukta ölçülemez. Atom için bunun anlamı şudur, en düşük enerji seviyesinde bir elektron, çekirdekte hareketsiz halde bulunamaz, çünkü o zaman konumu tam olarak belli olur, hızı da elbette çekirdekte sıfırdır. Bu olamaz hem hızın hem konumun bir olasılık dağılımı içinde olması gerekir.
Bilimin yasaları değişmezdi ama aşkın yasaları tuhaftı. Sert adam doğru mu söylüyordu yoksa yine bir aldatmaca mı vardı ortada. Tartışamıyordu bu konuyu arkadaşının yanında. Zaten niye olduğunu anlayamadığı bir kedere bürünmüştü arkadaşı. Akşamdan beri sevinçle konuşup duran insan gitmiş, sesi çıkmayan, gülmeyen biri gelmişti yerine.
Bugün uzun süreceğe benziyordu. Konuşulacak çok şey vardı ama yer ve zaman uygun değildi bunun için. Kahvaltılarını yaparken, sert adam özellikle çok ilgileniyordu onunla, doğru dürüst bir şeyler yemesi için uğraşıyordu, sevgisi hissedilmeyecek gibi değildi.
Doktor kadın yine bir yıkıma neden oluyordu. Onu da anlamaya çalışıyordu öğretmen. Sert adam gibi sevmeyi çok iyi bilen birini kaybetmek ki kazanmak gerekti tabi önce kaybetmek için, can acıtırdı. Ama dünyada zorla, parayla, pulla sahip olunamayacak tek şeydi sevgi. Bir fidan gibi büyürdü sahibinin yüreğinde, sadece tek bir yürekte yetişirdi, kimse engel olamazdı buna. Hatta o yüreğin sahipleri bile aciz kalırdı bu fidanı yok etmekte.
Hep beraber, imza gününün yapılacağı etkinlik alanına gitmek için kalktılar, gitmeden sert adam akşam için biletlerini aldı öğretmene ve kendisine. Öğretmen çok ama çok yorgun hissediyordu kendisini, sanki bir güzel kumsalda, yatsa kumların üzerine kimse olmadan sonsuza kadar derin bir uykuya dalacakmış gibi.
ZERRİN TİMUROĞLU
2022
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder