Güvenmek insana verilmiş hem en büyük armağan, hem en büyük cezadır bence. Tam bir sınavdır ölene dek vereceğiniz. Her dem gireceğiniz bir sınav. Binlerce kez geçseniz, en yüksek notları da alsanız, bir kez takıldığınız da asla ulaşamayacağınız, ikinci bir denemesi olmayan, özrü kabul edilmeyen, sanki hiç var olmamış gibi yok olup gidendir güvenmek.
Bence insan gibi olmasa da tüm canlılar için de önemlidir güvenmek. Belki adını koyamazlar, tanımlayamazlar ancak güvenmedikleri alanlara girmemek için her şeyi yaparlar.
Kar lapa lapa yağarken kuşlara ekmek koyarım balkonun kenarına. Perdeyi hafif çekerim rahat yesinler diye. O kadar dikkatli davranırlar ki, gözcüleri bekler yakın bir ağaçta önce, en ufak bir harekette diğer kuşları uyarır, uçarlar. Bir daha aynı yere gelmeleri kolay olmaz, soğukta, aç da olsalar güvenliğinden emin olmadıkça konmazlar balkona bir daha.
Hayvanların kulakları hep havadadır duymak için sesleri, tetiktedirler gelecek tehlikelere karşı. Hayatın gerçeği onlar için yalnızca var olmaktır. Biz insanlara yetmez ki o kadarı. İnsan ilişkiler konuşmakla gelişir, okumakla, yazmakla, sanatla gelişir. Ve güvenmek elinde kocaman fırçası ile söz sahibidir. Mutluluk, huzur, gelişme, ilerleme güvenin elindeki fırçanın gölgesindedir.
Kadın ağaçtaki kediyi izliyordu oturduğu yerden. Ağacın en tepesine yaklaşmıştı kedi. Grili, beyazlı, besili gövdesi ile oldukça ince bir dala uzanmış, o yükseklikte pusuya yatmıştı. Kuşlar elbette fark etmişlerdi onu. Bazıları dalga geçer gibi yakın dallara konuyor, biraz bekleyip, kedi hareket edecekken uçuyorlardı, gülüyorlardı belki.
Sonbahar tüm hüznü ile konmuştu yapraklara, bütün yapraklar yenilmişti. Direnen birkaçı ise hiç güven vermiyorlardı kalacaklarına dair. Kadının gözlerinde yaşlar birikmişti, akıp akmamakta tereddüt ediyor gibi bekliyorlardı. Elini karnının üstünde gezdiriyordu kadın. Hafif bir şişkinlik vardı karnında, elinden sevgi akıyordu üstüne, karnının içine bir yol vardı sevgiyi taşıyan sanki.
Kadın kıpırdamadan oturduğu yerden kediyi gözlüyordu. Oğlu gelecekti okuldan birazdan, yemek hazırdı, o yüzden kendine zaman ayırabiliyordu şimdilik. Eşi boş bir beşiğin içine koymuştu onu. Konuşmuşlardı, istememişti ikinci çocuğu. Israr etmemiş, tartışmamıştı. Halat kopmuştu istemediğini söylediğinde ve kendisi bile bağlayamazdı artık. İkna olamazdı artık bir evliliğin yürüyeceğine. Hüzün yerdeki her yaprağı dağıttı sanki, kedi aynı dalda aynı kararlılıkla pusuda bekliyor. Kuşlar tehlikeli oyunlarını sürdürüyor.
Güven yıllarca özenle örülmüş ağlarının parçalarına bakıyor artık, onarılması mümkün değil. Bu kedi neyine güveniyor ki diye düşündü kadın. Çok yükseğe çıkmış, nasıl inecek aşağıya. Yoksa hep orda mı yaşayacak. Yapamayacağını anladığında ne olacak. Kendine çok güveniyor belli ya akşamları ne yapacak, inmeli mutlaka inecek.
Kadının yüzü yaş içinde kaldı, elini çekti karnından, çok yeniydi. Kedi ters döndü, yavaş yavaş inmeye başladı. Kadın kalktı yerinden telefonunu aldı eline doktoru aradı.
Güven kedinin yere bastığı noktaya gömüldü, kadın inandığı birinde öldürdü bütün sevinçlerini, bir parçasını kaybederken iyiye, sevgiye, dürüstlüğe güvenini uğurladı korkarak. Artık yalnızdı.
ZERRİN TİMUROĞLU
2021