Şarkıların kliplerini izlerken bize dayatılan hikayelerde boğuluyorum, siz öyle hissetmiyor musunuz. Ayrılık, aşk, sevgi, kayıplar, kavuşmalar birkaç sahnede anlatılamaz. Milyon kere düşündüğümüz resimlerin birkaçı ile bir hayat tanımlanamaz.
Bu yüzden ben klasik müziğe tutkunum. Onları dinlerken kalem benim elimdedir. İstediğim kahramanı yaratır, istediğimi yok ederim. İstediğimi maviye boyarım, istemediğimi karanlığa gömerim.
Hayır, bu doğru değildir, sözler yönlendirmese de beni, bestecinin sınırlarından kopmak o denli kolay değildir. Yüreğinize atılan düğümleri çözmek için durduğunuz her an yakalanıp, dörtnala giden atların terkisine bindirilirim. Ancak söz yoksa kurtulmam daha kolay olur. Coşkuyla akan nehrin sularından kıyıya çıkabilirim, kendi hikayemi yazabilirim.
Aşk dedikleri, sanatın her şeyi. Herkesin dilindedir, kitaplarda, filmlerde, heykelde, resimdedir. İnsanların bu acımasız hayatı sevmesini kolaylaştıran, umudun baş mimarlarından. Sorsak birbirimize, verilen cevaplar, yaşadıklarımız, yaşattıklarımız binbir çeşittir.
Belki çok iyi bilmediğim bir konu üzerine fikir açıklamak doğru olmayacak. Okuduklarımdan, izlediklerimden, dinlediklerimden ve belki henüz bir üniversite öğrenciyken kıyısında bulunduğum o güzel duygudan, sanki çok biliyormuşum gibi konuşmak yanlış olacak. Aşkı yaşayanlar onu hakedenlerindir diye düşünüyorum, hemen her şeyde olduğu gibi, hak etmek.
Güvenmek, özlemek, merak etmek, mutluluğunu istemek, koruyup gözetmek midir aşk dedikleri. Ya yanıp, kavrulmuşsanız, ya gövdenizde yaralar varsa, hala kapanmamış, ya gözlerinizin feri sönmüşse çoktan, yakacak tek bir ışık kalmamışsa, yalnızca nefes almakla durdurduysanız hayatı, şarkıların trapezinden aşağıya yuvarlanmanız, hem de altta ağlar olmadan. Ve bütün bunların aşkla bir ilgisi yoksa. Hayatta kalmakla ilgili ise her şey. Aç kalmamakla, açıkta kalmamakla, itilip, kakılmak ile ilgili ise mücadeleniz.
Dans etmeyi iyi bilenler bütün uçurumların kıyısında demir perdeler örebilirler. Özellikle vals, izlerken bile öğreticidir, uyuma dair, teslim olmadan birlikte hareket etmeye dair, hem müziğe kulak verip hem havada uçuşmak, hem karşınızda elinizi tutana uymak saygı duyarak. Bazen elinizi bırakıp uzaklaşmak, bazen telaşla sanki yardım ister gibi o ele koşmak, izleyenleri unutmak tümüyle bazen, bazen o kalabalıkta boğulmak çaresiz.
Her canlının kendine özgü bir müziği var ve yapmaya çalıştığı dansı. Kapkaranlık bir gecede yıldız yağmurlarını izlerken adımlarımızı atalım, dönelim, mırıldanalım, dönelim, mırıldanalım, içimizdeki bütün kötülükleri, haksızlıkları, mutsuzlukları gömelim toprağa, gözlerimizden kanallar açalım, akıtalım hepsini karanlıklara, kaybedelim, dans edelim.
Mutluluk sonsuz değil oysa acılar ayaklarımıza takılıyor her zaman, onlar dövmelerimiz, kazısak bile izi kalan.
Danslar birbirinden farklı olabilir ancak hepsi daha güzel ve umutlu yaşamak üzerine bir denemedir. Dans edelim.
ZERRİN TİMUROĞLU
2021.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder