Hayallerimize yetişemiyoruz, başlarını alıp gidiyorlar, nereden gelip nereye gidiyorlar, bilmiyorum. Hayallerimiz bizimle birlikte büyür mü, yoksa hep aynı yaşta mı kalır. Yaşlandıkça duygularımız yaşlanmıyormuş, yaşadım ve anladım.
Muhteşem bir dağın doruklarından aşağıda uzanan yeşilliğe bakarken gözlerimizin hangi yaşta olduğunun önemi yoktur. Kıstırılmış çukurlarında o gözler hep aynı yaştadır.
Duygusallıklarımız gerçeklerle baş edemezler, coşkuyla akan nehrin önüne konan bir küçük saman çöpüdür onlar, hiçbir olanı engelleyemezler. Korkularımız, sevinçlerimiz, hayal kırıklıklarımız, üzüntülerimiz, hayatla baş edememe telaşı bazen, inançlarımız, hiçbiri engelleyemez olacak olanı. Genlerimize kodlanmış kılıflar buluruz devam etmek için.
Sahnede kocaman bir masa vardı, etrafında dizili yedi geniş koltuk, hepsi boştu. Çok iyi aydınlatılmıştı sahne, sonsuz büyüklükteki tiyatro tıklım tıklım doluydu. Salondan sesler geliyordu, meraklı, beklemekten sıkılmışlar gibi öfkeli, yine de çekingen ve izlemeye kararlı.
Sahnede her bir koltuğun arkasında, ahşap, siyah, pırıl, pırıl, büyük yedi kapı vardı ve hepsi kapalıydı. Öyle kendi halinde kapılar değillerdi sanki, arkalarında her an kapıyı açıp sahneye girecek birşeyler vardı, bir enerji, hissediliyordu.
Gerçekten de ilk kapı açıldı birden, bütün uğultu dindi salonda, çıt çıkmaz oldu. Kısa boylu, esmer, sakallı, zayıf, gözleri, geldiği bütün yolların tozlarına açılmış biri sahneye geldi. Kararlı adımlarla yürüdü, masanın etrafındaki koltuklardan birine oturdu. İki elinin parmaklarını masanın üstünde birbirine geçirdi, öne kaykıldı, gözlerini salona dikti. Bir iki dakikalık suskunluktan sonra,
-Ne bekliyorsunuz, ne anlatmamı istiyorsunuz şimdi diye söze başladı. Hayatta en büyük şans iyi bir anne babaya sahip olmaktır. Başlangıç çok önemlidir ve bu hiçbirimizin elinde değildir ne yazıkki. Hangi denize doğacağımız kaderimizdir.
-Genlerimiz, kodlanmış sağlığımız, kodlanmış yeteneklerimiz, kodlanmış öfkelerimiz, sevinçlerimiz kaderimizdir.
Salonda bir iki cılız itiraz duyulur gibi oldu. Sahnedeki adam sustu, bekledi,
-Evet, dinliyorum, sözü olan var mı bu konuda.
Çıt çıkmadı. Düşünüyorlar mıydı yoksa umurlarında değil miydi kader, anlaşılmadı.
Bir süre daha konuşmasını sürdürdü adam, yanına kimse gelmedi, sahnede hala altı koltuk boştu. Sonunda kalktı, geldiği kapıyı açtı, ardında kayboldu. O çıkar çıkmaz uğultu başladı, fısır fısır konuşmalar heyecanla sürdü.
Birden bir kapı daha açıldı, incecik, kumral, kızıl saçları dalga dalga beline inen, beyaz, vücudunu saran sade elbisesi ile bir kadın geldi sahneye. O da koltuklardan birine oturdu, ellerini masanın üzerinde birleştirdi, yeniden çıt çıkmayan salona baktı.
-Kadınlar her zaman masum değildir. Bütün katilleri, bütün işkencecileri, bütün zalimleri doğuran, yetiştiren kadınlardır. Evlilikleri biten kadınlara iftira atan, kocalarına yaranmak için o kadınları yalnız bırakan, topluma haseti, kıskançlığı, dedikoduyu yayan kadınlardır. Yalnızca kadın olmak masum yapmaz insanı, toplumu onarmaz.
Salonda hiç ses çıkmadı, hepsi bildikleri bir şeyi duymuş gibiydi. Kadın olmadan önce doğru insan olmayı başarabilirsek, biz doğuranlar ve büyütenler, çocuklarımızın yaşamları üzerindeki ipoteklerimizi kaldırabilirsek belki de hiç acı kalmayabilir yaşamda.
Ayağa kalktı, o da geldiği kapıdan girip kayboldu.
Salon hala sessizdi, ya herkes sözlerine katılıyordu ya da hiç önemsememişlerdi. Beklediler, beklediler, diğer kapılara gözlerini dikmişlerdi. Ancak zaman geçiyor ve o kapılar açılmıyordu. Konuşmacılar, dinleyenleri beğenmemiş olabilir miydi. Sesi çıkmayan, en basit bir görüşe katılıp, yorum yapmayan, fısıltıdan kurtulamayan dinleyicileri sevmemiş olabilirlerdi.
Sahnede koltuklar salonda insanlar yalnız bırakıldılar. Beklemek, neyi özlediğini bilmeden anlamsızdı zaten, bu panelde şarkılar söylenmeyecekti ki. Bu panelde anlatılanlar, anlatılacaklar hedefe varmalıydı. Gözlerdeki boşluk kapıları otomatik olarak kilitledi.
Yedi kapı birden açılırsa bir gün, o gün dünya daha güzel olacak, açılacak mı, kimse tanık olmadı buna. Belki yedi konuşmacı herşeyi göze alıp sahne almışlardır geçmişte, çok mu pişman oldular sizce.
ZERRİN TİMUROĞLU
2021
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder