12 Mayıs 2022 Perşembe

İstiyoruz Diye

        Sadece istiyoruz diye değişmiyor ki bir şeyler, sırf biz istiyoruz diye yüreğimiz sevmiyor ki birini, sırf biz istiyoruz diye kötüler yok olmuyor ki, yenilmiyorlar ki, sırf biz istiyoruz diye.

        Sabah yatağından kalkarken tuhaf bir sabitlenme hissetmişti duygularında, hani küçücük bir delikten geçmeye çalışan coşkulu bir nehir gibi. Gizli bir felaketin homurtusu vardı.Bir şey öğrenmişti dün, doktorun aslında sert adamın eski eşi olduğunu öğrenmişti. 


        Sorun eski eşi olması değildi, sorun gizlenmiş olmasıydı. Kazanılmış bir savaştan bahsetmişti sert adam onu eve bıraktığında, bu haberden sonra savaştaki kayıplar artmıştı. Ben artık nasıl güveneceğim de değildi sorun, yeniden inşa edilebileceğine inanırdı güvenin. Sorun artık konuşmak istememesiydi, sorun derinlerde bir yerde kaybolan sesiydi.


        Hiçbir zaman sıradan biri olmamıştı yani çoğu insanın davranışlarına uymamıştı pek davranışları. Korkularına, sevinçlerine, üzüntülerine farklı tepkiler verirdi genelinde belki bilerek bazen, bazen de hiç farkına varmadan. Örneğin dün gece yaşadıkları, o silahlı kovalamacadan sonra kaç kişi oturup bir gece önce izlediği bir film için bir şeyler yazardı, garipti işte.


        Kendini bir sıkıntıdan kurtarmak için ne yapması gerekiyorsa zararsız onu yapıyordu her zaman. Ancak bu dışlanmış olmak gerçeği ile yani sert adamla, doktorun birlikte sakladıkları sırları karşısında satranç kutusu devrilmişti, hatırlamıyordu artık, at nerede, fil nerede, şah, vezir nerede, kesinlikle mat olmuştu yüreği. Yeni bir oyun kurulurdu elbet birgün ama aynı kişilerle olmayacağını biliyordu.


        Kapı çalıyordu, sert adamdır diye düşündü. Kalktı, üstünü değiştirdi, kapıyı açtı, yanılmamıştı.


    - Günaydın, çekingen duruyordu, gözlerime bakınca daha bir gerildiğini fark ettim ama niyesini anlayamadım. Ne vardı gözlerimde, şiş miydi acaba. Kapının yanındaki aynaya bakınca anladım niye çekindiğini, farkında olmadan ben, bir öfke fırtınası yerleşmişti göz bebeklerime, duygularımı ele veren.


    - Günaydın, dedim.


    - Aşağıda bekliyorum, kahvaltıya gidelim, sana anlatacaklarım var.


        Gülümsedim ister istemez,


    - Yapma şunu, sen anlayana, hak verene kadar susmayacağım dedi, hadi aşağıda bekliyorum.


        Kapıyı kapattım, hazırlanmaya gittim, dinlemeliydim, nedenini merak ediyordum. Bir şey değişir miydi kararları açısından bilmiyordu ama dinlemek istiyordu.


        Odasında giyinirken, güneş ışınlarının, kırmızı, keten perdelerin ardından, gizlice odaya sızan ışıltısına, bu gül pembesi gölgelerin huzuruna özlemle daldı. Korna sesini duyunca acele etti, çantasını aldı, kapıyı kilitledi, indi aşağıya.


        İşte yine bir sorunun peşinden buradayız diye düşündü. Kahvaltı yapacakları yere gelmişler, masalarına yerleşmişlerdi. Hemen getirdikleri semaverden yayılan sesler, çocukluğuna götürdü onu, mutsuz ailesindeki mutlu eşyalardan biriydi semaver, parkların, havuz başlarının umuduydu. Parka gidilir, bir masaya yerleşilir, çocuklar lunaparka giderken, garson semaveri getirir ve siz yanıbaşınızdaki havuza dalarsınız, burnunuzda hayat boyu unutamayacağınız o semaver kokusuyla.


    - Korkutuyorsun beni dedi,


    - Nasıl yapıyorum bunu,


    - Gözlerine siper ettiğin önyargınla işte, bas bas bağırıyorsun, ne söylersen söyle faydası yok diye.


        Duygularını bu kadar açık ettiği için kapatabilseydi gözlerini keşke, göz kapaklarına delikler açabilseydi kimsenin görmediği, ordan bakabilseydi utançla izlediği her şeye.


    - Anlat lütfen, nedir açıklaman, otobüsüm var üç saat sonra, evde de yapmam gerekenler var.


    - Söyleyecektim sana ama senin kadar zor iletişim kurulan bir insan tanımadım ve senin kadar vazgeçemediğim. Korktum, ilk önce beni kabul et sonra tanıtırım kendimi dedim.


    - Yani kendini tanıtmadan tam olarak seni kabul etmem mantıklı geldi sana, öyle mi.


        Başını çevirmiş denize bakıyordu, yorgun görünüyordu, biraz da usanmış gibi. Ben çok derinlerden bulup çıkarıyordum sesimi, konuşmayı unutuyordum böyle zamanlarda, istesem de bir şey gelmiyordu elimden.


    - Faydası yok , geldik ama benim için çok erken, olabilir, mutlaka bir sebebin vardır, belki haklı açıklamaların vardır. Ancak ben kendime hükmedemeyen biriyim zaman zaman, şimdi elimden bir şey gelmez. En iyisi kalkalım, ben eve gideyim. Telefonum açık olacak, istediğiniz zaman arayabilirsiniz, dedi.


        Hayretle baktı yüzüme,


    - Gene mi size başladık, bu mudur durum.


        Kalktım, cevaplarım kör kuyulara gizlenmişlerdi zaten beni hep zorda bırakırlardı. Tahminen o da bir daha aramayacaktı, naz yapıyorum sanıyordu belki, şımarıklık yapıyorum diye düşünüyordu. Oysa ki değildi, değildi, bir cehennemde büyümenin bende bıraktığı yaralardı bu suskunluklar, nerden bilirdi ki.


        Sadece biz istiyoruz diye değişmiyor  ki bir şeyler, sırf biz istiyoruz diye yüreğimiz sevmiyor ki birini, kötüler kaybolmuyor ki sırf biz istiyoruz diye.




ZERRİN TİMUROĞLU

2022

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yalnız Olmak

          Burnunu soğuk cama dayamış, üçüncü kattaki dairesinden yağmurlu, yer yer sokak lambalarıyla aydınlanan sokaktan geçen insanları iz...