Şehre geldiğinde ana caddede indi, eve yürümek istiyordu, vakit geçti ama yaz olduğu için tenha değildi yollar, çay bahçelerinde hala oturan, bir şeyler içen insanlar vardı.
Sahile doğru yürüdü, açık plajlara doğru, denizin sesini yakından duymaya, kumlara oturmaya, azıcık karanlığa ve yalnızlığa ihtiyacı vardı.
Yalnızlık, kalabalık bir ailede yetişmiş olmasına rağmen hep boynunun borcu olmuştu. Nasıl bir kaderse sahip olduğu sanki insanların bütün kötü huylarını hemen gören sihirli gözlükleri vardı. Bazen istemiyordu bunu, hiç istemiyordu. Çoğu insan gibi hemen birileri ile kaynaşmak, yerli, yersiz sohbetler yapmak, on dakika önce tanıdığı insanlarla, kırk yıllık dost gibi sohbet etmek istiyordu, olmuyordu ama, olmuyordu. En fazla bir saat sonra yüreğinin bütün nehirlerinin kuruduğunu, bütün denizlerinin sularının çekildiğini hissediyordu.
Gençler ateş yakmışlardı kumların üzerinde, birileri gitar çalıyordu, şarkı söylüyorlardı aşka dair, mutluluğa dair. Onlardan uzak bir yere, oturdu kumlara. Nasıl olmuştu bilmiyordu, saatler ileri alınmıştı, hızlıca yaşamıştı bir yakınlaşmayı, hızlıca bitirmişti, bir anda, bir yudumda bir bardak soğuk suyu içmiş gibi, boğulurcasına.
Hiç tahmin etmemişti doktorun, sert adamın eski eşi olabileceğini, hiç aklına gelmemişti. Hep doktorun sert adamı çok beğendiğini, elde etmeye çalıştığını, hatta bunun için her şeyi yapabileceğini düşünmüştü.
Kendisini nasıl hissediyordu, sordu bunu kendine, mehtap, yakamozlarını tek, tek özenle yerleştirmişti denizin her yerine. Sanki gelinlerin el emeği, göz nuru, yılların emeği, yılların umuduyla işledikleri bütün çeyizlerini sermeleri gibi, özenle, gururla.
Kitaplardan birinde okumuştu, diyordu ki bir anne oğluna, beynine dokunan nazik biri, kalbine de bir gün dokunacak, ve o gün bunu fark etmeni ve bu fırsatı kaçırmamanı bütün kalbimle diliyorum. Evet sert adam da onun, beynine ve yüreğine dokunmuştu, öyle hissetmişti.
Bir yalan bu dokunuşları siler miydi yüreğinden, sanki hiç dokunulmamış gibi yenilenebilir miydi yeniden. Yoksa bu sızı, bu özlem, kalıcı bir dövme gibi, olduğu gibi, olduğu yerden hatırlatacak mıdır kendini yeniden, yeniden.
Gençlerin şarkılarının notalarına bindirdi kederinin bir bölümünü, ağır gelmişti, sanki taşıyamayacağı ağır bir yük gibi. Sonsuzluğa göndermek isterdi aslında ama yoktu gitmeye niyetleri. Çakılıp kaldılar denizin yakamozlarının üstüne, gitmek istemediler.
Telefonunu sessize almıştı, sert adam elli defa aramıştı belki, hatta yine arıyordu, ışığı yanıyordu telefonun. Niye arıyor, keşke aramasın bile diyemiyordu. Telefonda onun numarasını görmeye ihtiyacı vardı şimdilik, sanki bir şey değişmemiş gibi, kötü bir şey olmamış gibi, kendine yalan söylemek için o numarayı telefonda görmeye ihtiyacı vardı.
Şimdi bütün lokantaları, bütün çay bahçelerini aramaya başlamıştır adamları ile diye düşündü, eve de gitmişlerdir. Ne yapsam sahildeki, şezlonglardan birinde mi yatsam bu gece diye düşündü.
Hem değişen durumu kabullenmiş hem değişmemesi için bir şeylerin dilek tutan saçma bir noktada kalmıştı. Her şey değişir, değişmeyen tek şey değişimin kendisidir. Nefret ediyordu bu cümleden, her saniye, her an hayatlarını alt üst eden gerçeğinden.
- Nihayet buldum seni,
Hayal miydi, sert adam arkasında mıydı yoksa, döndü, evet oydu, bulmuştu işte yine.
- Çok merak ettim seni, deliler gibi seni aratıyorum, arıyorum saatlerdir. Üşüyeceksin burda, hadi tenha olmaya da başlamış etraf, eve götüreyim seni, lütfen, yarın her şeyi anlatacağım sana.
Kalktım, çünkü o anda ona söyleyeceğim hiçbir şeyi kabul etmeyecekti ve ben çok yorulmuştum. Eve bıraktı arabayla, yüzüne hiç bakmadım, gerçekten benim nasıl olduğumu merak eder görünüyordu ve düşündüklerimden korkuyor gibiydi.
Arabadan inerken,
- Asıp, kesmeden karar ver, benim duygularım hep aynı, yalansız, sağlam. Seninkiler de öyle olmalı, sen, hep yeniden, yeniden kazanılacak bir savaş olmamalısın benim için. Bu cephe kapandı, kazandık biz, bizim adımıza, tekrar bir savaşı kimse başlatamaz, buna izin vermemelisin, dedi.
O anda cevap vermedi buna ancak yatağına yattığında, yorgunluktan gözleri kapanmadan, galiba doğru söylüyor diye düşündü, bu bizim serüvenimiz, biz yönetmeliyiz. Doktora bu hakkı asla vermeyeceğim, dedi. Elektrik gibi her zaman en kısa ve en dirençsiz yolu tercih etmişti, kandırabilirdi kendini, evet kandırabilirdi.
ZERRİN TİMUROĞLU
2022
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder