9 Mayıs 2022 Pazartesi

Kadere Yenilmek

        Anastasia, Rusya’da son çarın, kurşuna dizilen ailesinden kurtulduğu sanılan kızı. Çar dahil olmak üzere bütün ailesi ölmüş ama rivayete göre Anastasia yaralı olarak kurtulmuş ve yurt dışına kaçırılmıştır.

        Daha sonra nasıl olduysa Anastasia Avrupa’da kaybolmuş, çeşitli akıl hastanelerinde kalmış, Avrupa’ya kaçmış Rus soyluları tarafından bulunmak istenmiştir. Benzerleri ortaya çıkmış git gide inanırlığı tartışılır olmuştur.


        Rus soylularının Anastasia’yı bulmak istemelerindeki en büyük neden onun adına bankaya yatırılan büyük miktardaki paradır. Anastasia, yaşadığı ağır travmalarla nerdeyse kim olduğunu unutmuş, sokaklarda açlıkla boğuşan, perişan biri olmuştur.


        Ve film tam bu noktada, Anastasia’yı canlandıran, Ingrid Bergman’ın intihar etme sahnesine götürür bizi. Öldürülen çarın generallerinden birini canlandıran Yul Brynner, Anastasia’yı kurtarır ve onun kendisini Anastasia olduğuna inandırana kadar çalışması için ikna eder. Tabi en büyük neden paradır.


        İngrid Bergman’ izlerken bir an olsun rol yaptığı geçmez aklımızdan. Geçmişin zorlukla hatırlayabildiği, hatırladığın da ise üzüldüğü anıları ile ruhunun parçalanışını gözlerinde, yüzünde kopan fırtınada o kadar içselleştirir ki film artık gerçek olur.


        Yüzündeki her ifade, birkaç dakikada, onlarca duygunun nasıl ifade edilebileceğini ve nasıl bu karmaşaya seyircinin ikna edilebileceğinin kanıtıdır. Aynı anda kar yağıp, aynı anda güneş görünebilir mi, çiçeğe bürünmüş bir ağaç bir anda. sebepsiz kupkuru kalabilir mi, insan hem ağlayıp, aynı anda hem gülerek üzülebilir mi. Bu İngrid Bergman ile mümkündür.


        Yul Brynner bence sinemanın en yakışıklı aktörlerinden biriydi ve unutulmaz karakterleri, unutulmaz bir şekilde canlandırıp insanlığa hediye etti. Kral ve Ben, Taras Bulba, kovboy filmleri, Anastasia. 


        Gözlerinden ateş saçan bu büyük aktör, canlandırdığı general rolüyle, Anastasia’ya aşık olmuştur. Karşılıklıdır duyguları ama birbirlerine söylemeye çekinmişlerdir. Büyükanne bu aşkı fark eder ve onları kavuşturur.


***

        Sert adam polislerle birlikte ifadesini tamamlarken, olayları anlatırken, kendisi de üşümemek için arabaya binmişti. Uzamıştı işler biraz, kendilerini takip edenlerden birisi yaralanmıştı. Sert adam işlerini hallederken o da tabletinde aklına gelenleri yazıyor, oyalanıyordu.


        Şoför koltuğunun üzerinde, sert adamın bıraktığı telefon çalıp duruyordu bir kaç dakikadır. Pencereden baktı, sert adama, telefonun çaldığını işaretle anlattı. Boşver anlamında bir el hareketi yaptı sert adam, sonra bakarım gibisinden. 


        Ama susmaya hiç niyeti yoktu telefonun, kim arıyor ise önemliydi. Tam ses kesilmişken, mesaj geldiğini duyuran bir çınlama oldu. Aldı telefonu eline, gelen mesaja baktı. 


        Tıpkı Anastasia’ nın biri birine girmiş, çözülmez düğümlere bürünmüş yüz ifadesinde olduğu gibi, karmakarışık kalakaldı. İnanmak istemiyordu okuduğu şeye, yanılmış olmayı, başından aşağıya dökülen kaynar suları buza kesmeyi istiyordu. Kocaman açtığı gözleri, bembeyaz olmuş yüzüyle, başını kaldırdı, sert adamın arabanın camında dikkatle ona baktığını gördü.


        Arabanın kendi tarafındaki kapıyı açtı sert  adam, merakla bakıyordu,


    - Ne oldu, iyi misin, dedi,


        Sadece, büyük bir şaşkınlıkla bakmayı sürdürüyordu. Dili lal olmuştu.Elindeki telefonun ekranını sert adama çevirdi, sert adam ekrandaki mesajı bir çırpıda okudu.


    - Sakın üzülme, hemen bir karara varma ben zamanı gelince anlatacaktım zaten dedi,


        Ekranda, doktor hanımın yazdığı notta,


    - Bak bir daha deneyebiliriz evliliği diye yazıyordu. Biz birbirimizin kaderiyiz, ben hiç vazgeçmeyeceğim yazıyordu.


        Suskundu artık yıldızlar, kırmızı bir alevi peşine takıp, koşmuyorlardı artık yeryüzüne. Karanlık daha bir derinleşmiş, umut, küçük, neşeli paketler içinde kaybedilmişti.


        Bir anda değişmişti dünya, bir anda yapayalnız kalmıştı ruhu, bir anda hissedebileceği bütün sevinçleri yerin yedi kat dibine gömmüştü.


    - Lütfen yapma, biz yıllar önce ayrıldık ama ben ondan kurtulamıyorum. Hadi in arabadan biraz temiz hava al, dedi.


        Uzattığı eline kalın eldivenler geçirdim birden, indim arabadan ve doğruca  polislere yöneldim. Onlardan beni geri götürmelerini rica ettim. Sert adam yanımda,


    - Özür dilerim, özür dilerim diyordu durmadan,


        Ben ona döndüm, ve,

  

    - Hoşça kal dedim, polis arabalarından birine bindim, onların da işi bitmişti, beni geri, şehre götürebileceklerini söylediler.


        Bu olaydan önce gökyüzünü aydınlatan, neşeye boğan her şey hızla kaybolmuştu, içimdeki sıcacık, güven veren duyguların üzerine kovalar dolusu kül dökmüşlerdi, kader yine galipti işte, yine galipti.





ZERRİN TİMUROĞLU

2022


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yalnız Olmak

          Burnunu soğuk cama dayamış, üçüncü kattaki dairesinden yağmurlu, yer yer sokak lambalarıyla aydınlanan sokaktan geçen insanları iz...