7 Mayıs 2022 Cumartesi

Kaybetme Korkusu

        Araba, gitgide karanlık basarken hızla yol alıyordu. Hafif bir ışık vardı içeride. Beethoven, beş no'lu piyano konçertosu çalıyordu. Çok fazla açık değildi sesi, düşünmek istediklerinize karışmıyorum ama beni unutamazsınız diyordu müzik. Bütün hayallerinize, bütün korkularınıza, bütün planlarınıza incecik örtüler örtebilirim. Beni dinlerken sizi bir atın üstünde, dörtnala, yemyeşil, sonsuz çayırlarda koşturabilirim, nerede inmek, nerede durmak isterseniz orada bırakabilirim, beni dinlediğiniz sürece emrinizdeyim diyordu notalar.

        Çok fazla araba yoktu yolda. Arada sırada yanlarından geçen bir yolcu otobüsü, ya da bir özel araba oluyordu. Bazen de tırlar geçiyordu bütün bilinmezlikleri, bütün haşmetleriyle. Tırların, birçok ülkeye gittikleri için kendilerini diğer araçlardan üstün gören bir havaları vardı. Sanki bir çok dil bilen birinin, her ülke insanı ile rahatça konuşurken insanların hayranlıkla onu izliyor olmasından keyif alan, gurur duyan hali gibiydi duruşları. Yanlarından geçip giderken, şoförleri küçümser bakıyordu yüksekten arabalarına. 


        Sert adam gözünü yoldan ayırmıyordu  düşünceli bir hali vardı. Her zamanki, kararlı, ne yaptığından emin, hükümdar havası yoktu. Ya çözmeye uğraştığı bir problem ya ne olduğunu anlamadığı bir problemdi düşündüğü.


        Normal insanlar, yani her duyguyu anında yaşayan ve yansıtan insanlar, gizemli tavırları anlayamazlar. Yani üzüldüğün halde neden ağlamadığını, kızdığın halde neden bağırmadığını, sevindiği halde neden gülmediğini, neden korkarken cesur davrandığını anlayamazlardı.


        Normal olmayan insanlar yani sayıları az olanlar, çünkü normali belirleyen sayıydı. Kalabalıklar neye normal diyorsa o kabul görüyordu. Onlar hep açıklamak zorunda kalıyorlardı, ne yaptıklarını ya da yapmadıklarını. Farklı olmanın getirdiği bir ek mesai harcıyorlardı her zaman, ödülü yoktu ama yorgunluğu çoktu.


    - Hiç konuşmadın, bir sorun mu var, dedi.


        Sert adam, şaşırarak ona çevirdi başını,


    - Gerçekten mi, sen beni merak mı ettin.


    - Evet ettim, seni bu kadar tedirgin görmedim daha önce. İşin vardı da beni götürüyorsun diye yapamadın mı onu merak ettim.


        Tekrar yola bakarken cevap verdi,


    - Benim senden daha önemli hiçbir işim olamaz, bunu anla ve artık bu konuyu açma. Evet bir tediginliğim var, işle ilgili, bugün bir ihaleye girdik, son anda fark ettim çok saçma insanlar olduğunu, karanlık tiplerdi, kaybettiler, onu düşünüyordum.


    - Nasıl karanlık tipler, sana bir kötülük yaparlar mı,


        İçinde engelleyemediği bir korku depremi olmuştu, bir volkan patlamış, korku en sıcak, en önlenemez yükselişi ile lavları taşıyordu yukarılara. 


    - Vazgeçseydin sen de ihaleden, senden kıymetli değil herhalde.


        Birden sağ elini, kucağımda birbirine kenetlediğim ellerimin üstüne kapattı,


    - Sen benim için korkma, o kadar önemli değil, her zaman olur böyle şeyler, dedi. 


        O sırada bir benzinliğe yaklaşmışlardı, sert adam benzinliğe girdi. Birkaç dakika sonra, rahat koltuklarda oturmuş çay içiyorlardı. Endişeyle baktı yüzüme,


    - Arada böyle hikayeler anlatmalıyım sana, beni merak ettin, sen beni merak ettin, dedi.


    - Lütfen şaka yapma, önemli söylediğiniz, dönerken de dikkatli ol, uçakla mı dönsen geriye, araba kalsın, sonra aldırırsın, olmaz mı.


    - Tamam, bir gidelim, düşünürüz, seni ne üzmeyecekse onu yaparım, tamam, dedi.


        Tedirginliği kaybolmamıştı ama gerçekten de ona ilk defa gösterdiğim bu içten ilgi gözlerinde sevinç resimleri çizmişti, hem inanamazlık, hem müthiş bir mutlulukla boyanmış.


        Kalktılar, artık her yer kapkaranlık olmuştu, sanki fazla yıldız da yoktu gökyüzünde. 


        Tekrar yola koyulduklarında, ikisi de biliyordu ki artık bir engeli daha atlamıştı atları, bu yarışı kazanmak için bir adım daha atılmıştı.


        Birden sert adamın, ellerini direksiyona bir kaç kez vurduğunu gördü.


    - Hay aksi, dedi, bir yandan arka dikiz aynasına büyük bir telaşla bakıyordu. Kendisi de döndü arkaya ve ıssız, karanlık yolda, kendilerine büyük bir hızla yaklaşan, siyah, büyük bir arabayı gördü,


    - Onlar mı, ne yapacaklar, diye sordu.


    - Başını eğ sen dedi, bir yandan da keşke uçakla gönderseydim seni diye söyleniyordu. Sana bir şey olursa benim için her şey biter.


        Son hızla gaza basıyordu, bir yandan telefonundan polisi aramıştı, konum atıp, yardım istemişti. Ama bir yerleşim yerine çok uzaktaydılar, nasıl yetişecekti ki polisler.


        Artık çok yaklaşmışlardı arkadakiler, sol taraftan aynı hizaya geldiklerinde arka cam açıldı, elinde silah olan bir adam ateş etmeye başladı. Kendileri hızlandıkça onlarda hızlanıyorlardı. İki kişiydiler, kapkara sakalları, anlamsız , donuk bakışları vardı.


        Birden sol tarafından sert adamın eğilerek kendi camına ateş ettiğini gördü. Cam tuzla, buz olunca, saldıran araba, arkaya geçti.  Müthiş bir kovalamaca içindeydiler. Yıldızlar da, tarlalar da karanlığa sarılıp yatmak isteyen hayvanlar da şaşkındı bu beklenmeyen gürültüden muhakkak. O sırada yanlarından hızla geçen bir tır şoförünün elinde telefonla, telaşla kendi arabalarına baktığını gördüler. Herhalde polisi arıyordu o da. 


        O sırada bir helikopter sesi duyuldu ve arkadaki arabanın keskin bir fren sesiyle durup, gerisin geriye döndüğünü gördüler. Polis helikopteri anons yapıyordu saldırganların durması ve teslim olması için.


        Sert adam durdurdu arabayı, benim kapımı açmaya geldi ve beni elimden tutup indirdi arabadan. Bir dakika baktı bana sonra sarıldı sımsıkı. Hiç bırakmak istemiyormuş gibi, bütün korkumu, bütün korkusunu yok etmek ister gibi.


        Meyveyi görmek için çiçeği görmeliyiz önce, korkuyu hissetmek için çok sevmeliyiz, kötülüğün gözüne sokmalıyız her defasında kocaman yüreğimizi, elimize, yüzümüze bulaştırmalıyız derin telaşını sevdiğimizi kaybetme korkumuzu, yaşamalıyız.



ZERRİN TİMUROĞLU

2022






    


      


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yalnız Olmak

          Burnunu soğuk cama dayamış, üçüncü kattaki dairesinden yağmurlu, yer yer sokak lambalarıyla aydınlanan sokaktan geçen insanları iz...