İnsan hiç görmediği birine aşık olabilir mi. Gözünün içine bakmadan, sesini bile duymadan bir kez, birini aşk adına, yaşamınızın baş köşesine oturtabilir misiniz yani herhangi bir iletişim olmadan mümkün olabilir mi böyle bir şey.
Her cevap, inandırıcı olacaksa bir tecrübeden geçmeli yani yaşanmalı. Eğer biri, bu soruya evet diyorsa, sorulmalı ona; nasıl oldu bu diye. Sevmek için nasıl bir yol uzandı yüreğine diye sormalı; cevap, düşünceleri, hayata bakışı, her şeyi yorumlayışı ile inandırmalı.
Bence mümkün bu, yani birini görüp sevmekte sorgulanabilir bir şeydir. Yıllarca arkadaşlık yapıp birbirlerini hiç merak etmemiş, gerçek üzüntülerini, sevinçlerini paylaşmamış insanlar düşünülünce.
Birinin bir çok konuda ne düşündüğünü öğrenmek, o düşünceleri paylaşmak, o kişiye ilgi duymanıza neden olabilir ama aşk bu kadar zayıf bir ihtimale teslim olur mu acaba.
Bulut,
- Bence hiç görmediğin, yüz yüze gelmediğin birine aşık olmak mümkün. Çünkü aşk, bizim yazdığımız bir hikayedir diye düşünüyorum. Hikayemiz ne kadar inandırıcı ise hem kendimizi hem insanları inandırmak o kadar kolaydır.
Yan yana sahilde bir bankta oturmuş, denizi seyrediyorlardı, Bulut, öğretmenin omzuna bir kolunu sarmıştı. Roma gezisinden sonra ayrılmamışlardı.Bulut yüzünü çevirdi, mavi gözleriyle, omzunu sardığı kolundan daha çok ısıttı içini. Birdenbire doğru insanı bulmuş olmak hala çok şaşırtıyordu öğretmeni.
Sert adama duyduğu yakınlık o kadar saçma, o kadar yüzeysel geliyordu ki artık.Yılların yalnızlığının bir aldatmacası olmuştu. Onun o cesur tavırları, kendisini minibüs şoföründen koruması, ilgisi yanıltmıştı onu. İçinden, sert adamın eski eşi doktora minnet duyuyordu. İyi ki vazgeçmemişti, yoksa korkunç bir hata yapacaktı. Bulut’’a daha bir sokuldu, bildiği bütün yanlışlardan, kötülüklerden sığındığı bir limandı o artık. Aklından böyle geçirdi ama içine sinmedi bu liman benzetmesi, yok kimse kimsenin limanı olmasın, sanki bir zavallılık içindeymiş gibi hissetti, hoşlanmadı.
- Bulut, sen daha önce kaç kez aşık oldun,
Bulut’tan uzaklaştı oturduğu yerden kafasını çevirdi, Bulut’un gözlerinin içine baktı.
- Bilmiyorum, dedi Bulut, kaçırmadı gözlerini,
- İnsan sayamaz ki bunu, bilemez ki, belki onlarca belki bir kaç kez,
Önüne döndü öğretmen, denizin mavisine, denizin dalgasına gömülmek ister gibiydi, ne oluyordu kendisine, hep kınadığı soruları nasıl soruyordu böyle rahatça, aptal sığınma duygusunu, nasıl hissediyordu. Birden kendinden nefret etmemek için ayağa kalktı, Bulut’a
- Hadi, gidelim istersen, benim yarın sınavım var hem soru hazırlayacağım, hem test hazırlamam gerek, bu kadar tembellik yeter, dedi.
Bulut oturduğu yerden elini tuttu, yüzüne baktı, hafifçe gülümsedi,
- Korkma iki soru sordun, iki sokuldun diye teslim olmadın, kişiliğin hala kaya gibi, ne şu denizin haşin dalgaları ne fırtına, senin kayanı yontamaz.
İtiraz etmeden baktı ona, düşüncelerini okuyordu, ya çok akıllıydı ya kendisi çok zayıftı artık. Kalktılar, az ötede park edilen arabaya bindiler.
- Beni yargılıyor musun, yani bu kadar kısa bir sürede, sever göründüğüm birinden bu kadar kolay vazgeçmiş olmam, seni korkutmuyor mu.
Direksiyonu sıkı sıkı kavramış olan Bulut bir süre cevap vermedi, gözlerini yoldan ayırmadan,
- Kısa süre, bu senin yorumun, öyle değil mi.Neye göre kısa, yaşadığın şeyleri anlattın, bana göre geç bile kalmışsın.Tanımak, bir problem çözmektir, kimi yıllarca çözemez, kimi saatler içinde sonucu bulur, bu yüzden suçlanabilir mi, saçma olmaz mı.
Bir süre konuşmadılar, Bulut,
- Bence sen şimdi yalnız kalma, kafandaki bütün sorulara doğru cevaplar veremezsin ve boşu boşuna yıpratırsın kendini. Senin evden kitaplarını, testlerini alalım bize gidelim. Hem kocaman bir odamız var boş olan, rahat, rahat çalışırsın, hem de ben arada gelip seni ferahlatırım, gözümün önünde ol lütfen. Ne kadar takıldığın soru olursa ben cevaplarım, olur mu.
Öğretmen içten içe çok sevindi bu teklife, gerçekten hiç yalnız kalmak istemiyordu. Belki de hayatında ilk kez yalnızlığa çelme atacaktı, o bir türlü vazgeçemediği yalnızlıktan gönül rızası ile, ilk kez kaçıyordu. Galiba gerçek sevgi buydu.
Sanki kapısı olmayan bir odadayım, ama o kadar güzel hayal kurabiliyorum ki, öyle odunlar atıyorum ki hayali sobama, dört duvar çıkış oluyor, dört duvar sevda. Hiç dokunmuyorum duvarlara, korkum, hayallerimden daha güçlü, ağlamıyorum bile, gözyaşım gerçeğe ulaşmasın diye.
ZERRİN TİMUROĞLU
2022