Bir ampül yandı, fazla büyük, fazla aydınlatan bir ampül değildi. Yüksekçe bir yerde asılmıştı, tam altındaki yerin küçük bir alanını aydınlatıyordu. Asılı olduğu yerde, karanlık bir sırdı onun için. Ampul bilmiyordu her şeyi, görmüyor, göstermiyordu. Bir kocaman örümcek karşı duvarda geziniyordu sanki. Ampülü korkutmuyordu bu, ona yaklaşan her canlıyı yakardı, acıtırdı canını, ona zarar vermezlerdi. Yinede merak ediyordu göremediği yerleri, orada yaşayanları, yok olanları, çekilen acıları, yaşanılan mutlulukları, merak ediyordu.
Bir de kör nokta vardı orada, aydınlığın en fazla yoğunluk gösterdiği yer, yinede oradaki cismin görünmesini mümkün kılmayan. Ne kadar garipti, aydınlığın yokluğu kadar çokluğu da yok edebiliyordu her şeyi, görünüşte de olsa.
Bir ampül daha yandı ötede, sevinçle merhaba dedi arkadaşına. Birlikte çok fazla yeri kurtarabiliriz karanlıktan diye sevindiler. Yine de aydınlanmayan çok yer vardı orada, köşelerden sesler geliyordu, bazen yardım çığlıkları gibi, bazen konuşmalar. Hem korku denizlerinin dalgaları vuruyordu kıyılara hem mutluluğun saf notaları çalınıyordu kulaklara.
Bir duyguyu anlamak için mutlaka yaşamalıydı. Susuz kalmadan susuzluğu, zincirlere vurulmadan özgürlüğün kıymetini bilemezdik, yaşlanmadan en sevdiklerinize artık yardım edemeyeceğimiz gerçeğini kavrayamazdık. Yanan bütün ampuller, evrenin bütün güneşleri aydınlatsa da olduğunuz yeri, yardım alamazdınız. Gerçekler ışıkla görünür olurlar, bir an yokmuşlar sanırsınız, olmazlar, şakadan hiç anlamazlar.
Bütün canlıların tepesinde bir ampül, haksızlık belki de, saklamak istediklerimize duyulan saygı nerede. Bütün nefes alanlar karanlık köşelerde hayatın emrinde. Ne yapabilirler ki. Öğrenmek uzun bir süreç, hem yoğun aydınlıktan hem kör karanlıktan hem zamandan kurulu bir zor oyunun içindeler.
Birbirlerine yardım da etmezler hiç. Aydınlığa, karanlığa bırakmazlar fazla iş. Bütün canlılar birbirini yok etmeye çalışır, düzenin içinde, geriye dönüş yolundadır her şey, ilerlediklerini zannederek.
Bir ampul, bir ampul daha yandı, çoğaldılar, karanlıklar azaldı, peki ya kör noktalar. Peki ya acılar, sevinçler, özlemler, başarılar, zenginlikler, yoksulluklar, sevgiler, aşklar, hatalar, inkarlar, yok oluşlar peki, azaldı mı.
Denizlerde köpek balıklar, karada insanlar, hayatın gerçekleri, zamanın kollarında habire çalışıyorlar, düzen bozulmamalı, ne gülmenin fazlaca ne ağlamanın deli gibi, kimseye faydası yok, el ele tutuşun yine de el ele tutuşun, derin darbeye duvar olun. Ateş ediliyor ateş ediliyor bütün lambalar söndü ya güneşler.
Güneşler yarım gün sadece, o yarım günde mutlu olun, iyi olun yaratıcı olun, her biriniz aydınlığın kölesi olun. Az ilerde, kuytu köşede yandı ışıklar galiba, sevindik, gözümüz oraya takılı kaldı. Bildiğimiz bir öykü bu, dayanmak, yaşamak, yaşatmak ve nefes almak için tek yol var o da sanat. Çevirin ışıkları sahnelere çevirin lütfen, kör noktalara siper olun.
ZERRİN TİMUROĞLU
2021