23 Haziran 2021 Çarşamba

Koşu

        Tozu dumana katıyorlardı. Bir kaplumbağa, bir ceylan, bir tilki, bir deve kuşu, bir horoz. Koşuyorlardı. Aslında daha bir sürü canlı vardı onlarla koşan, bütün hayvanlar koşuyorlardı. Bitkiler mahkum ya da kaderlerine razı ya da yeniden yeşereceklerinden öyle eminler ki.

        Kaplumbağa koşuyor, gülümsetiyor hepimizi, biliyorum. Ancak koşuyor işte, hepsi yan yana, hepsi aynı yöne, hepsi aynı hedefe koşmuyorlar ki, mümkün mü böyle bir şey.


        İstiyorlar mı koşmayı, bir şeyden mi kaçıyorlar yoksa varacakları yeri mi özlediler. Hiç durmaya niyetleri yok, soluklanmaya hevesli görünmüyorlar. Gün devr-i alemine devam ediyor, koşuya aldırmıyor. Nerde başladılar niye başladılar kimse bilmiyor, nereye gidiyorlar kimse bilmiyor.


        Zaten bilmek taşınması zor, kocaman bir yük. En iyisi hayal kurmak. Kaplumbağa yoruldu, geçtiği yerde yeşil otlar vardı, durdu yedi, kabuğuna çekildi biraz, koşmaya devam etti. Çok gerideydi kimse farketmedi.


        Ceylanın kalbi korkudan çatlayacak gibi belki de yorgunluktan. O da acıkmıştı, durup ağaçların taze yapraklarından yemek istiyordu, şırıl şırıl akan derenin serin sularından içmek istiyordu, korkuyordu, bu yüzden durmuyor, sürekli koşuyordu. Oysa dursa da tehlike vardı, durmasa da açlıktan ölecekti. Yani yavaş ve cesur olandan daha az yaşayacaktı.


        Neyi yaşamaya, neyi yaşatmaya çalışıyorlardı, bir yarış mıydı bu koşu, vazgeçseler ne olurdu, durup, baş başa verseler, şöyle enine boyuna bir düşünseler olur muydu, konuşacak ortak bir konuları olur muydu. Tilkiyle, deve kuşunun sohbetinden, kurnazlıkla, başını kuma gömmek arasından, iyiye, güzele, dostluğa giden bir yol bulunur muydu.


        Horoz çok çalımlıydı, kafasını diktikçe dikiyordu yukarı doğru, hem koşuyor hem de arada yüksekçe bir yer bulup ötüyordu. Ötünce durup onu dinleyenler oluyor muydu, oluyordu. Saatlerine bakıyordu bazıları, horoza takdir eden bakışlar atıp koşuyu sürdürüyorlardı. Seyretmesi de katılması da sıkıcıydı aslında.


        Ceylanın ayağı takıldı bir yere, büküldü dizi, kalkmak istedi kalkamadı birden. Arkadan gelenler ona aldırmadılar, kalkmasını beklemediler, ezip geçtiler. Korku zaferle gülümsedi ceylandan arta kalanlara bakıp, yeni kurbanlar bulmak için bakındı etrafına. O kısacık anlarda bütün koşucuların yüreğinde bir yer bulmuştu.


        Aslanı, kaplanı, filleri gören olmamıştı, koşuya başlamışlardı ve birden yok olmuşlardı. Neredeydiler, hızlı mı koşmuşlardı yoksa saklanmışlar mıydı. İyi de nereye. Gözü keskin bir kartal koşunun ekseninden çok uzakta parlayan bir şey görmüştü. Dikkatli baktı, aslanı gördü, elinde dürbün koşuyu izliyordu. Sustu demedi bir şey, çok koşuya katılmıştı şimdiye kadar. Biliyordu yani ne olduğunu, o sadece izliyordu, sorun kendi sorunu değildi.


        En güçlü, en hızlı, en büyük hayvanlar bahis tutuşmuşlardı, kim ölecek kim kalacaktı. Oysa kaplumbağayı unutmuşlardı, ne hızlıydı ne güçlü ve hepsinden çok o var olacaktı.


ZERRİN TİMUROĞLU

2021


  



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yalnız Olmak

          Burnunu soğuk cama dayamış, üçüncü kattaki dairesinden yağmurlu, yer yer sokak lambalarıyla aydınlanan sokaktan geçen insanları iz...