4 Haziran 2021 Cuma

Beyaz

        Hiçbir şey istediğim gibi olmuyor. Yüreğimin üstünde ağırlıklar var. Kaldırmak istiyorum, yapamıyorum. Kurtulmak istiyorum zifiri karanlıktan, ışığa uzanamıyorum. Garip bir şekilde karşımda duvarda duran düğmeye basamıyorum. Yetişemeyeceğim bir uzaklıkta değil, boyum da yetişiyor, elimi uzattığım anda yer değiştiriyor, yakalayamıyorum.

        Benimle inatlaşıyor sanki, aydınlığı bulmamı hiç istemiyor. Yapacağım ne var diye düşünüyorum, ne yapabilirim, ışığı nasıl yakabilirim. Belli ki mesafe sorun değil ona ulaşmamda, burnumun dibinde olsa farketmeyecek. Kendimde değiştirmeliyim bir şeyleri, ışığın beni bulmasını sağlamalıyım.


        Belki de o kadar çok istememeliyim aydınlığı, karanlıkta yolumu bulmaya alışmalıyım. Ne olduğu anlamalıyım, kendime biçtiğim değere yeniden bir göz atmalıyım. Hak etmiyorum belli ki güzel şeyleri, çabalayıp çabalayıp, bir bataklığa saplanmış gibi, daha da derinlerde kaybolmamalıyım.


        Çok uzun zaman oldu, mutlu olmak için uğraştığım, çok kalktım ayağa. Yeniden yeniden çıktım yola. Etrafta neşeyle sürüp giden hayatlar birgün onlar gibi olurum umudu. Işıkları yakmak için, sabahı görmek için verdiğim kavga, ancak hiç yardımcı olmadılar bana.


        Hani elinizde çok ağır bir yükle uzun bir yol yürümüşsünüzdür, kollarınızı neredeyse hissetmezsiniz artık, yere bırakamazsınız, birine veremezsiniz, öyle zahmetli öyle dayatılmış bir koca yalandır hayat. Neyi anlatma çabasıdır bu, derler ya sınavdır diye zorluklar, geçince, başarınca ödülü ne ki, yine duvar yine duvarda bir lamba.


        Deneyin içinde bir garip insanız, konulmuş labirentleri çözüp, çıkışı bulsak, çözülecek bir düğüm daha gelir önünüze. İnsanız, akıllıyız ya bizim tuzaklarımız daha karmaşık, başarırsak hayatta kalmayı, ödülümüz korku denizinde on dakika sırt üstü yatmak. Çok sürmeyecek soluklanmanız, kader işçileri, her daim gözü yaşlı olanlar, hemen dönüp, kulaç atmalı.


        Karaya varacak mıyız, karada gerçekten mutlu olacak mıyız. Bir tarifi var mıdır mutluluğun, yaşayan var mıdır. Bu sözcüğü ne zaman duysam, hiç yemediğim uzak ülkelerin meyveleri gelir aklıma. Sıcak küle gömülen, kocaman patateslerin, kuzinedeki hikayesini, çıtır çıtır yanan odunların sobanın penceresinden, halıya fırlayan dansçılarını düşünürüm, içimi ısıtmaz, sanki bir kapıdan çıkmaya çalışırken kapının arasına sıkışmış gibi eteğiniz, yarımdır her şey mutlu olunmaz.


        Renklerin en yaman olanı hangisidir, en sevileni. Her şey yansıttığı kadar renkli. Ben her rengi yansımak istiyorum diyenler bembeyaz kalıyorlar. Ben bütün renkleri yutarım, geri vermem diyenler kapkara.


        Kapalı bir yerde miyiz gerçekten bu kadar muhtaç mıyız bir lambaya. Açılacak bir pencere, çıkılacak bir kapı belki vardır odada. Güneşi unuttuk mu, karanlıkla aydınlık sarmaş dolaş. Güneşin zaferi sonrası yine  karanlık. Hani söylenir ya her gecenin sabahı vardır. Ne saçma bir tesellidir, her gecenin ardında bir karanlık.


        Hiçbir şey istediğim gibi olmuyor. Her bıraktığım yükün yenisi kollarımda. Hiçbir şey istediğiniz gibi olmuyor, mutluluk her zaman tadını bilmediğin meyve tadında. Hep mücadele hep mücadele. Beyaz olmak istemiyorum kirlenip kara olacak nasılsa.


ZERRİN TİMUROĞLU

2021 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yalnız Olmak

          Burnunu soğuk cama dayamış, üçüncü kattaki dairesinden yağmurlu, yer yer sokak lambalarıyla aydınlanan sokaktan geçen insanları iz...