12 Haziran 2021 Cumartesi

Efsane

        Yarın aslında dün müydü. Zamanın içinde miydik, dışında mıydık, yoksa zaman bilinen her şeyin üstünü çoktan örtmüş müydü, neydi, ne acayip bir şeydi. Bir canlı gülmüştü iki dakika önce, yanlıştı. Bir insan gülmüştü iki dakika önce, evet doğruydu. Bilinen evrende bir tek insan gülüyordu, kaybolmuş ruhuna, kaybettiği hayallerine, yapmaya mecbur olduğu her şeye bir insan seviniyordu.

        Yarın sonraki gün de olabilirdi, neydi ki zaman bizim bölüştürdüğümüz bir efsaneden başka. Ömrümüzü emanet ettiğimiz, korkularımızı en hızlı trenlerine bindirmesini istediğimiz zaman. Kimsenin sözünü dinlemeyen, benim tanıdığım en asi, en dediğim dedik tanım, noktası var, virgülü hiç kullanmıyor. Öyle bir krallık kurmuş ki hem  geçmişe hem geleceğe hakim her isteyişinde.


        Bugüne kanmayalım belki çoktan kurmuştur tuzaklarını dünde. Boynunda bir madalyon, eli onun üstünde, çevirdiği bir yer var orda. Her değişiklikte yıkılıyor dünya. Sular da korkuyor, karalar da ve insanlar, zamanın mucitleri. Artık hükümsüzler, zamanın albümünde birer resimlik yerleri var.


        Göl durgun, ağaçlar yemyeşil, çimenler usulca serilmişler yerlere, kuğular gölün maviliğinde bembeyazlar. Güneş çok da başıboş bırakılmamış, küçük bulutlarla denetleniyor arada bir, kısacık anlarda kamaştırmıyor gözlerimizi. Gölün hemen kıyısında, büyük bir çınar ağacının geniş kolları arasında bir çift, yere serdikleri örtünün üzerine oturmuşlar, ellerinde içecekleri, birbirlerine gülümseyerek tatlı bir sohbete dalmışlar. Çevrede onlardan başka oturan yok, yürüyüp geçenler oluyor dar, toprak yolda. Rüzgar çınarın yapraklarında var olmaya çalışıyor, dürtüyor onları arada bir, oyuna çağırıyor. Genç kadının üstünde mavili, pembeli, beyazlı, ince, askılı bir elbise var. Çok yakışmış, omzuna dökülen düz siyah saçları kayıp gidiyor kumaştan. Erkek uzun boylu, esmer tenli. Açık renk bir pantolon, mavi, yakalı bir tişört giymiş. Atletik yapılı, sporla uğraşmış belli. Zaman ne zaman önemi yok ki.


        Birden büyük bir gürültüyle irkilir gençler, şaşkınlıkla etraflarına bakınırlar. Üzerlerine hızla gelen arabanın altında kalmaları saniyeler sürer. Göl aynı göl, güneş aynı güneş, çınar hiçbir şey görmemiş gibi.Kuğular telaşlandılar, acayip sesler çıkararak hızla kanat çırptılar. İnce, mavili, pembeli, beyazlı kumaş kırmızı  olmuştu, mavi tişört kocaman bir tekerleğin altındaydı.


        Zaman saatti, akrep, yelkovan duruyorlardı bir yerlerde. Biz, insanlar yaratmıştık saatleri, hatırlamak için, acıyı mı güzel günleri mi.


        Göl durgun, ağaçlar yemyeşil, çimenler usulca serilmişler yerlere, kuğular gölün maviliğinde bembeyazlar. Güneş var, iki genç büyük bir çınar ağacının gölgesindeler. Saat bilmem kaç, biz yarattık saatleri, akrebi, yelkovanı. Biz yarattık o efsaneyi, zamanı. Durduralım o halde, sözümüzü dinletelim.


        Kocaman çınar ağacını altında iki genç insan mutlu, renkler hiç değişmedi, kuğular sessiz, çimenler yalnızca yeşiller. Biz insanlar, zamanı yaratanlar gösterin hünerinizi.



 ZERRİN TİMUROĞLU

2021



 


    


1 yorum:

Yalnız Olmak

          Burnunu soğuk cama dayamış, üçüncü kattaki dairesinden yağmurlu, yer yer sokak lambalarıyla aydınlanan sokaktan geçen insanları iz...