15 Temmuz 2021 Perşembe

Parmak İzimiz

        Bir şarkı, bir film seslendirenler ve oynayanlar, yönetenler tarafından nasıl bambaşka hale getirilebilir, nasıl müthiş bir yeniden doğuşu gerçekleştirebilir tanığız buna çoğu kez. 

        Don’t Cry for Me Argentina, Madonna dan dinleyince hem Arjantin hem Eva Peron sahnede bir anda. Fonda Eva Peronu çok seven halkının coşkusu, sel gibi ve Madonna'nın sesi onları hiç yalnız bırakmadan, her birine dokunarak, hiç yorulmadan, hikayeyi anlatıyor. Siyasal sertliği, zayıflığı es geçiyor, bir halk kahramanına hakkını veriyor ama notalardan hiç indirmeden sizi. Kendinden bir şey bırakmıyor şarkıya, onun kime yazıldığını hiç unutturmuyor, üstüne alınmıyor tek bir coşkuyu


        Aynı şarkı, Elaine Paige tarafından seslendirildiğinde, bambaşka, sert, keskin mesajlar ileten, kararlılığı her türlü zayıflığın gölgesinden kurtaran, içinize hem takdir hem korku salan bir ezgi oluyor. inanılmaz bir değişim, iki güçlü ses, iki olağanüstü yorum.


        Tablolara bakarken de bir kitabı okurken de hepimiz başka ipliklerle farklı nakışlar işliyoruz ve ne gariptir ki bunun farkına varamıyoruz. Aşktan, vatanseverlikten, nefretten, mücadeleden, dürüstlükten konuşuyoruz, sürekli konuşuyoruz. Bu kaos içindeki orkestrayı yönetenler kulaklarını tıkıyorlar muhtemelen, o kadar bozuk sesler çıkıyor ve o kadar, o kaosun içindekilerin dışındaki.


        Bir adam bir panele katılıyor, entelektüel, kültürlü, toplumda iyi bir adı, tanınmışlığı, kitapları var. Kadına, çocuğa yapılan haksızlıklardan konuşuyor hatta kadın, erkek ayırmadan insana yapılan haksızlıktan söz ediyor, alkışlar, alkışlar. Evinde bir çocuk yüreği titriyor korkudan alkışlar bitecek diye, eve dönecek diye, kimsenin umurunda değil, kimse dinlemek, anlamak, gerçekten yardım etmek derdinde değil


        Ünlü tabloda bir kadın gülümsüyor. Leonardo Da Vinci tablosunu bitirdiğinde yıllarca, yıllarca o gizemli gülümsemenin konuşulacağını tahmin etmiş olamaz. Nasıl sihirli bir elin o resme bakan herkesi uzayın derinliklerinde terk ettiğini, bütün insanlık tarihi boyunca kaybedilmiş, ardından gözyaşı bile döklülememiş yaşanmışlıkların ağır zincirlerine vurduğunu açıklayamayız. Her bakan kendi parmak izini bırakır o resme ve her şeye, bilmeyiz.


        Zaferlerden söz ederiz, ölümlerden, ayrılıklardan, yarım kalmış hayatlardan değil. Sanki yalnızca mağlubiyetlerde yaşanırmış gibi acılar.


        Şarkıları dinleyenler kendini katar, söyleyen kendini katar, o eseri yaratan kendini katar. Aynı maviye siyah fırça darbelerini vuran da vardır, hiç müdahale etmeyen de,  tablonun üstüne bir kova balçık sıvayan da, kimseye görünmeden, yakalanmadan, kendince.


        Yorumlarımız, parmak izlerimiz, yorumlarımız, elimizdeki avucumuzdaki bakış açımız, çok hem de çok farklıyız.


    ZERRİN TİMUROĞLU

    2021


       

   


  


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yalnız Olmak

          Burnunu soğuk cama dayamış, üçüncü kattaki dairesinden yağmurlu, yer yer sokak lambalarıyla aydınlanan sokaktan geçen insanları iz...