Shakespeare’in Kral Lear adlı eserinde, Kral Lear, büyük ve ortanca kızlarının, yalanlarını, riyakarlıklarını, ihanetlerini anladığın da çoktan iş işten geçmiştir. Goneril ve Regan’ın nankörlüğü dayanılmaz acılar içinde bırakmıştır kralı.
Ama Kral Lear’in acılarından biri hala evlatlarına duyduğu sevgidir. Onu mahveden iki kızını da hala sevmektedir ve bu krala, uğradığı ihanetten daha fazla acı vermektedir.
En küçük kızı Cordelia’nın başta kabul etmediği dürüstlüğü, büyük ve ortanca kızlarının krala yaptıkları kötülüklerle örtüşünce Kral Lear için durum korkunç olur. Artık Kral Lear için duygular şöyle belirtilir Mina Urgan tarafından; Kral Lear sabırlı olacak güce henüz erişemediği gibi, öfkelenmek için gereken gücü de yitirmiştir.
Neden, yıllar Shakespeare’ i yenememiştir, neden yenemeyecektir, çünkü her devirde statü, ortam, ülke değiştirmiş babalar ve dürüst ya da ihanet eden kızları var olacaklardır ve olmuşlardır. Bu yüzden eskimez, eşsiz bir şiir diliyle anlatılmış hikayeleri dillerden düşmez.
***
Ormanda kaybolmuştu, saatlerdir yürüyordu ve birazdan hava yeniden kararacaktı. Bu ormanda tek başına nasıl kalacaktı. Tıpkı Kral Lear gibi, sabrı kalmamıştı ama öfkelenecek gücünü de yitirmişti.
Onu bu koskoca ormanda tek başına bırakmışlardı, hala inanamıyordu, arkadaşı, onun eşi, daha bir kaç gün önce kendisine aşık sandığı adam, hiçbirinin umurunda olmamıştı. Sert adamdan son zamanlarda şüphelenmişti ama arkadaşlarının bu ihaneti, Kral Lear’in iki büyük kızının yalanlarını öğrendiği andaki şaşkınlığı, kahroluşu kadar yıkmıştı onu. Bundan sonra hayatında kime güvenecekti, nasıl yaşayacaktı. Bu bir insana yapılmış en büyük kötülüktü.
Yanında azıcık yiyeceği, azıcık suyu kalmıştı, çok yorulmuştu. Etraf iyice kararmadan, bulabildiği ilk açıklıkta, çadırını kurdu, ateş yaktı ve büyük bir tedirginlikle ateşin yanına oturdu. Bir yandan yanındaki son sandviçini yerken, ateşin kırmızı, turuncu dalgalarından cesaret topluyordu. Ormandan havanın kararması ile birlikte garip çığlıklar gelmeye başlamıştı, yenenler, yenilenlerin sesleriydi, şimdilik uzaktaydılar ama ya sonra.
Ateşi sürekli yanar halde tutmak için epeyce çalı, çırpı toplamıştı en baştan ama uykusu gelmişti. Yaşadıkları, sabahtan beri yürüdüğü yol çok yormuştu onu, ne kadar dirense de kapandı göz kapakları. Öylece ateşin yanında bir örtünün üstünde, iki büklüm uykuya daldı.
Rüyasında, yaşadığı ihanetle nerdeyse aklını yitirmiş olan Kral Lear’ görür, yanında şakalarıyla Kralı güldürmeye çalışan soytarısından başka kimsesi kalmamıştır. Ve Kral Lear, şöyle der,
- Her şey ya değişsin ya yok olsun.
Bundan daha vurucu bir cümle olabilir mi hayatı anlatan, umudu ve umutsuzluğu yüzümüze bir tokat gibi patlatan.
Öyle bir çığlık gelmişti ki ormandan hemen açtı gözlerini, korkuyla, gözlerini kısarak, bir şey görmek için ormanın karanlığına baktı ve bir anda fark etti, irkildi, ayağa fırladı telaşla,
- Lütfen korkma, benim, sert adam ateşin başında durmuş ona bakıyordu.
Rüya gördüğünü sandı ilk önce ama hayır, oydu ve bakışlarında aynı sevgiyle karşısında ona bakıyordu.
- Kimsin sen, ne çeviriyorsunuz siz, diğerleri nerede.
- Anlatacağım, sen önce sakinleş, zaten bugün çok yoruldun, çok üzüldün, hasta olacaksın diye korkuyorum, daha önce ortaya çıkamadım, izleniyor olabilirdin çünkü, dedi.
- Diğerleri nerede, doktor kadın, arkadaş bozuntuları, neredeler, onlar nasıl dahil oldu bu oyuna.
- Şunu iyice anlamanı istiyorum, beni için sen her şeyden değerlisin, benim tek bir amacım var senin zarar görmemen, arkadaşlarına gelince, ben de onların doktorla işbirliği içinde olduklarını, buraya gelmek için yola çıkmadan az önce tesadüfen öğrendim.
- Ama sabah onlarla gittin,
- Hayır ben onların bir şeyler planladığını gece öğrendim ve ormana saklanıp bekledim, sabah beni aradılar bulamadılar, gittim zannedip kendi yollarına devam ettiler.
- Peki neden yol boyunca yanıma gelmedin,
- Dedim ya seni izliyor olabilirlerdi, uzaktan daha iyi koruyabilirdim seni.
Biraz sakinleşmişti, tekrar ateşin etrafında, yere oturdular.
- İyi misin, diye sordu sert adam, endişeyle bakıyordu, yüreğinden gözlerine ulaşan koruma kalkanlarıyla sarıp, sarmalıyor gibiydi onu, sevgiyle bakıyordu. O an inandı ki sert adamdan kendisine bir zarar gelmeyecekti. Baktı ona, gülümsedi, sert adamın dudaklarında kıvrıldı sevinci,
- Beni bir daha uzaktan sevme olur mu, yanımda olsan daha az korkardım, dedi.
Söz, dedi sert adam, sustular. Gözlerini yumdu yeniden, güvendeydi artık.
ZERRİN TİMUROĞLU
2022
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder