9 Aralık 2022 Cuma

Susmak

        Susmak, sanki bir daha hiç konuşmamak üzere. Kendi sesinizden kaçmak, korkmak; duymak istemediğiniz, inanmayı reddettiğiniz gerçeği ötelemek için susmak.

        Odasında, yatağının üzerinde, dizlerini karnına çekmiş, öylece otururken içine düştüğü derin sessizlik okyanusunun dibinde, öylece duruyordu. Odasının kapısı kapalıydı, kendi odası dışında evin diğer her yerinin kalabalık olduğunu biliyordu, sesleri duyuyordu ama bu kalabalığın nedenini hatırlamayı reddediyordu.


        Ev ahalisinden birileri arada yanına uğruyor, ona içecek, yiyecek bir şeyler getiriyorlardı. Bazen zorla içiriyorlar, birkaç lokma yediriyorlardı. Fazla kalmıyorlardı yanında daha doğrusu kalamıyorlardı, ziyaretçiler çoktu, onları karşılayıp, uğurluyorlardı.


        Günler geçmişti, belki on gün ya da daha fazla belki, konuşulanlardan anlıyordu bunu. Yine konuşmazsa diye çare aramaya başlamışlardı evdekiler. Ablası sık sık yanına gelip, kendi acısına rağmen ona sarılıyor, teselli etmeye çalışıyordu. Abilerinin, bacılarını, güçlü görmek isteyeceğini söyleyerek ona moral vermeye çalışıyordu.


        Bu öyle tuhaf bir duyguydu ki, yıllarca, yıllarca, açmasını beklediğiniz bir çiçeğin üstüne bir koca vagonun düşmesi, çiçeğin altında kaybolması gibiydi. Hayatın büyük sınavı.


        Okyanusun en derinine ulaşılamadı henüz ya da biz öyle biliyoruz. Ama orada da hayat olduğu söyleniyor. Yani hayat, arsız, dramlara aldırmıyor, canlıların tek hedefi var, her ne olursa olsun hayatta kalmak.


        Bir gün abisinin en yakın arkadaşlarından biri geldi taziyeye, bir kaç yıldır görmüyorlardı, iyi bir üniversitede öğretim üyesi idi artık. Odasının kapısı açıldı, onun sesini duyunca başını çevirip baktı, sarıldılar sımsıkı, o anda bir güç geçti yüreğine, diline, çözüldü birden konuştu, onunla durmadan konuştu sanki ne kadar susmazsa o kadar olayı unutacakmış gibi.


***


        Bulut’la kendi evinden eşyalarını aldılar ve tekrar arabaya binerek Bulut’lara doğru yola çıktılar.


    - Teşekkürler Bulut, gerçekten niye bilmiyorum bugün sizde kalmak iyi gelecek bana.


    - Valla ben ne zamandır ısrar ediyorum sana, istemiyorsun. Bugün hemen kabul etmene sevindim hem de açıkçası biraz merakta etmedim değil.


    - Merak mı ettin, niye.


    - Bir şeyden mi korkuyorsun sen, bana söylemediğin bir şey mi var, dedi Bulut.


    - Daha neler, tabi ki yok, dedi öğretmen.


        Sustuklarında, araba ışıklarıyla ışıl, ışıl görünen yola bakarken, her gün onu takip eden sert adamdan söz etmedi. Kendine o kadar kızıyordu ki, nasıl böyle karanlık bir adama takılmıştı, nasıl ona ilgi duyabilmişti ya da öyle sanmıştı. Bulut’a bir zarar verecek diye ödü kopuyordu..


        Bulut’lara geldiler, eşyaları alıp, iki katlı, bahçe içinde, çok sade ama çok kullanışlı döşenmiş eve doğru yürüdüler.Evin alt katında ışıklar yanıyordu,biz kapıya yaklaşınca kapı açıldı, Bulut’un yeğeni neşeyle karşıladı onları.


        Akşam serinliğinde üşümüşlerdi, içerinin sıcaklığı hoşlarına gitti. Yemek hazırdı, ellerini yıkayıp hemen sofraya oturdular.


        Kahvelerini içmek için salona geçtiklerinde, büyük, geniş pencerelerden görünen, küçük motorların, yatların ışıklarıyla yakamoz cümbüşüne dönmüş  denize bakmak istedi. Tül yoktu pencerelerde, bahçenin sola doğru uzantısında olan deniz çok güzel görünüyordu. Gülümseyerek koltuğa geçmek isterken, geldikleri ön tarafta, sokakta bir arabanın ışıklarını yakmış, beklediğini fark etti, korkuyla irkildi birden. 


        Bulut,


    - Al canım kahveni, şöyle oturalım mı,ne oldu niye irkildin sen,


        Hemen kendini toparlayıp kahveyi aldı, koltuğa yöneldi, oturdu,üşüyormuş gibi,


    - Üşüdüm biraz, önemli değil, dedi.


    - Tamam ben klimayı artırayım biraz dedi, Bulut.


        O klimaya yönelirken, öğretmenin aklı arabada kaldı, ne istiyordu sert adam ne istiyordu. Bu nasıl hastalıklı bir hareketti, altı üstü bir kaç yemek yemişlerdi, biraz sohbet etmişlerdi, neydi derdi, hiç anlamıyordu. Güya eski karısının kız kardeşini öldürdüğünü araştıracaktı. Kendini sevmediğini söyleyen bir kızı böyle rahatsız eden biri bu konuda doğru söylüyor olabilir miydi.


        Herkes odasına çekildiğinde korka, korka karanlıkta pencereden baktı, ona verdikleri odanın penceresi de sokağa bakıyordu. Evet araba yine ışıkları yanık orada bekliyordu.


        Susmakla kurtulamıyorsunuz üzüntülerden. Sadece susuyorsunuz, bir süre, hayattan alınmış bir mola.Ama o derinlikte yaşam çeşidi çok değil, yaşamanız tamamen şansa bağlı.



ZERRİN TİMUROĞLU

2022

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yalnız Olmak

          Burnunu soğuk cama dayamış, üçüncü kattaki dairesinden yağmurlu, yer yer sokak lambalarıyla aydınlanan sokaktan geçen insanları iz...