17 Aralık 2022 Cumartesi

Vurulmak

        İnsan bütün duyguları ilk önce yetiştiği ailede öğreniyor ya da ailesi yoksa, yetiştiği çevrede öğreniyor. Doğru anne, babayla yetişmiş olmak o kadar büyük bir şans ki.

        Belki bazen bir anneanne,bazen bir babaanne bile elinizden tutabilir, siz uçurumlara yuvarlanmadan önce.


        Küçükken, yalan söyleyen ama yine de saygı duyulan insanlarla; mutlu olması sadece kocasıyla arasındaki ilişkiye bağlı bir anneyle; ekmeğini yiyip, suyunu içtikleri evin hiçbir sorunuyla ilgilenmeyen, çıkarcı insanlarla zaman geçirmek, ruhunuzda onarılmaz yaralar açıyor.


        Büyürken yavaş, yavaş, bilmiyorsunuz tabi ruh nedir ne değildir. Sadece diğer çocuklara benzemediğinizi fark ediyorsunuz zamanla.Ne yaparsanız yapın onların sizi anlamadığını, sizin de hep tetikte, hep kuşkucu, hep savunmada olduğunuzu fark ediyorsunuz, yalnızlaşıyorsunuz, tıpkı git gide denizin ortasına sürüklenen bir cisim gibi.


        Sonra bu hiç değişmiyor, uzaklaştığınız enginlerde bazen birine rastlıyorsunuz ama konuşmaya gücünüz olmuyor. Konuşmak istediğinizde de onlar kaçıyor. Her an sulara gömülecek bir gariplikte yaşamaya alışıyorsunuz.


        Bulut’la kahvaltı yapıyorlardı, Bulut’un yeğeni çıkmıştı, servisi gelmişti.Kendi dersi biraz geç başlıyordu, Bulut da buna sevinmiş, sohbete dalmışlardı.


        Öğretmen Bulut’un mavi gözlerine bakınca, denizin ortasında rastlamış gibi ona, içinden ne geliyorsa anlatıyordu.Bulut,


    - Keşke ruhunu sarıp, sarmalayabilsem, bütün sızılarını dindirebilsem, o kadar çaresiz hissediyorum ki seni dinlerken. Bir an da olsa katıksız mutluluğu duysan derinlerinde.


        Öğretmen konuşurken, bir yandan da pencereden görünen sokağa bakıyordu.Araba gitmişti, en azından oturduğu yerden görünmüyordu.Gece bir kaç kez mesaj yazmıştı sert adam,tehdit ediyordu. Korkup kapatmıştı telefonu, hâlâ da açmamıştı.


        Bulut’a söylemeli miydi acaba, kendini korur, tedbirli davranırdı.


    - Bulut,


    - Efendim,


    - Sana bir şey söyleyeceğim ama sakince dinleyeceksin, birlikte bir çözüm düşüneceğiz, söz verir misin.


        Bulut,gözlerini dalga,dalga bıraktı gözlerine, hem meraklı hem bildiği bir şeyi bekler gibiydi,


    - Söz,lütfen söyle,zaten kaç gündür bekliyorum konuşmanı,hadi.


        Öğretmen, önce bakışlarını pencereye dikti, biraz sustu ama artık başlamıştı,


    - Bulut, dikkatli olmalıyız, sert adam sürekli tehdit ediyor ve bizi izliyor ya da izletiyor. Dün akşam da geç vakitlere kadar bir araba bekledi evin önünde. 


        Bulut birden ayağa fırladı, rengi bembeyaz oldu,


    - Sen şimdi mi söylüyorsun bunu, ya bir şey yapsaydı, eve saldırsaydı.


        Sinirle dolaşıyordu, pencereye gitti, her tarafa baktı. Öğretmen,


    - Ama söz vermiştin, sakin olacaktın, ne yapacağız onu konuşalım.


        Bulut önüne geldi, eğildi, ta gözlerinin içine baktı,


    - Öncelikle sen artık asla yalnız kalmıyorsun bundan sonra, şimdi bir kaç yere telefon edeceğim, koruma isteyeceğim.Yeğenim de, sen de korumayla gidip, geleceksiniz. Sonra tehditler için polise başvuracağım, telefonunu almalıyım.


    - Tamam, dedi öğretmen, belki de sadece boştur yaptığı her şey. Hiç anlamıyorum ben hiçbir zaman kesin umut vermedim ki, derdi ne.


    - Umut vermiş olsan ne olur, herkesin her zaman vazgeçme hakkı vardır, kölelik mi bu, dedi Bulut.


        Ne kadar doğruydu bu cümle, kendini suçlamaya yer arıyordu belki de kadınların yaptıkları en büyük hatalardan bir buydu.


        Bulut’la beraber çıkıp arabaya bindiler, o arada Bulut yeğenini aramış, korumalardan söz etmişti. Kendisini okula bıraktıktan sonra polise gidecekti. Yoldayken sert adamla yaşadıklarını, ev arkadaşı, okuldaki öğretmen arkadaşı dahil herkesi, onun ve eski karısı doktorun nasıl himayelerine aldıklarını, sert adamın öldürülen kardeşinin bu kargaşada nasıl bir rol oynadığını, kaçırıldığını, dağda geçirdikleri günleri, hepsini anlattı Bulut’a.


        Büyük bir şaşkınlıkla dinlemişti Bulut,


    - Sen çok zeki bir insansın,bir şeylerin ters gittiğini anlamamış olmana şaşırdım. Bu kadar şeyin kendiliğinden olma ihtimali sıfırdır, sen nasıl sorgulamadın, galiba ona gerçekten ilgi duymuşsun.


        Son cümleyi sinirle söylemişti. Suçlamadan çok,yaptığı tespit canını acıtmıştı galiba. Öğretmen,


    - Çok haklısın,dedi. Ben ilk kez böyle bir şey yaşıyordum yani birinin benimle bu şekilde ilgilenmesi, beni önemsemesi. Tabi ki ters giden şeyleri fark ettim ve mektup yazarak anlattım ona da ama bu ilgiden vazgeçmek hemen, kolay olmadı, itiraf ediyorum.


        Bulut direksiyondan bir elini çekti,kucağındaki elini sıktı,


    - Tamam, artık önemli olan en az zararla bu işten kurtulmak,tamam mı.


        Küçükken de şimdi olduğu gibi,hataları bir türlü sindiremezdi. Haksızlıklar ve ses çıkarmamak,bir yumruk gibi kalırdı midesinde. Saatlerce tok hissederdi kendisini. Bir tek ablası sarılırdı ona, bir tek ablası, iyi misin diye sorardı. Annesinden, babasından hayatı boyunca tek bir kere bile bu kelimeyi duymamıştı.


        Büyürken ne eksikse yüreğinizde, onu tamamlayan herkese büyük bir minnet duyuyorsunuz.Bu yüzden yanlış insan olmalarını anlamanız da çok zaman alıyor.


        Bu minnetin aşk olmadığını anladığınızda ise bir ömrü boşuna harcamış oluyorsunuz çoktan.


        Bulut, okulun önüne geldiklerinde, arabadan indi, gelip kapısını açtı, koluna girdi,


    - Dikkatli ol tamam mı, koruma olmadan sakın dışarı çıkma,


    - Tamam sen işine git lütfen, okul şurası zaten, geç kalma,


    - İyi dersler, dedi Bulut, mavi gözlerinden, yüreğine sığdıramayacağı kadar çok sevgiyi döküyordu gözlerine, el salladı.


        Öğretmen, okul kapısından adımını atmıştı ki, iki el tabanca sesi duydu, korkuyla döndü, Bulut, önce arabaya çarptı sonra kaldırıma devrildi. Dünyanın bütün denizleri, bütün okyanusları kurumuştu.


ZERRİN TİMUROĞLU

2022

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yalnız Olmak

          Burnunu soğuk cama dayamış, üçüncü kattaki dairesinden yağmurlu, yer yer sokak lambalarıyla aydınlanan sokaktan geçen insanları iz...