15 Temmuz 2025 Salı

Köşegen

        Göl yeşildi, dalgasız, sessizdi. Arada kurbağaların konuşmaları duyuluyordu, bazen birkaç ördek görülüyordu gölün ortalarına doğru yüzen. Gölün etrafında yüksek, yeşil ağaçlar vardı. Orman sadece yaprakların dalga sesiyle hissediyordu rüzgarı.


        Elif, Kazak'ın eve kadar eşlik etme önerisini reddetmişti. İçinde bir ses, öyle istemişti. Apartmana girdiğinde otomat yanmadı, sokaktaki ışıklar da fena aydınlatmıyordu içeriyi. Kendi dairesine yürürken, bir inilti sesiyle irkildi.Hemen kat komşusunun kapısına baktı, kimse yoktu. Anahtarını çıkardı cebinden, kendi kapısını açmaya davrandı ki iniltiyi yeniden duydu.


    - Kim var orada, kimsiniz diye seslendi karanlığa.


        Ses çıkmadı önce, bir iki dakika sonra, yukarı katlara çıkan merdivenin hareketlendiğini fark etti Elif. O kadar korktu ki donup kaldı, sokak kapısına doğru koşmak istedi ama elinde anahtarı kör kör kilide sokmaya uğraştı.


    - Kimsiniz,


        Cevap gelmeden, otomat yandı, üst katlardan basılmıştı galiba, merdiven başında, bitkin bir halde oturan komşusunu gördü. Yüzü gözü yara bere içindeydi, ayağa kalkamayacak kadar bitkin görünüyordu.


        Elif ne yapacağını bilemez haldeyken, asansörün kapısı açıldı ve bir genç adam çıktı asansörden. Elif, arada rastladığı ama hiç konuşma fırsatı olmadığı genci tanıdı. O da şaşkın şaşkın hem adama, hem Elif’e bakıyordu.


    - Neler oldu, yardım edebileceğim bir şey var mı diye sordu genç.


        Elif, o anda kendine geldi biraz, gence,


    - Ben de şimdi gördüm beyefendiyi, girişte oturuyor, saldırıya uğramış gibi, yaralanmış. Sizinle birlikte evine bıraksak olur mu, yazık bu halde dışarıda kalmasın, dedi.


    - Tabi, dedi genç, elbette. Siz kendisinden anahtarını alın, kapısını açın ben de ayağa kalkmasına yardım edeyim.


        Gençle beraber adamı, evine götürdüler. Kapı açılınca hemen büyük bir salon vardı, beyaz bir koltuk takımı, kapalı beyaz, yatay, uzun bir büfe ve yerde lacivert bir halı seriliydi.


        Adamı kanepeye.yatırdılar. Hiç sesi çıkmıyordu. Elif mutfaktan bir bardak su getirdi, adama,


    - İsterseniz doktor çağıralım dedi.


        Adam cılız bir sesle,


    - Teşekkür ederim, gerek yok, iyiyim, biraz dinlenmem gerekiyor, sabaha bir şeyim kalmaz, dedi.


        Genç,


    - İsterseniz, doktora gidebiliriz, kim yaptı bunu size,


    - Bilmiyorum, apartmana girerken biri arkadan saldırdı, elindeki sopayla bir kaç kere vurdu, o sırada sokaktan geçenlerden korkup kaçtılar. Ben de tanımıyorum.


    - Tekrar geçmiş olsun o zaman dedi, genç, iyi akşamlar.


        Elif de gençle beraber kapıya yöneldi, tam çıkacaklarken, döndü,


    - Bir şeye ihtiyacınız olursa haber verin dedi, adama.


        Kapıda gençle selamlaşıp, ayrıldılar.


***


        Yaşadığımız her ne olursa olsun, en kötüsünden bile pişmanlık duymamalıyız aslında, çünkü yaşadığımız bütün kötülükler başka insanların eseridir. Ya geçmişte yolumuza çıkmıştır bu kötüler ya bugünümüzü hala işgal etmektedirler. Ama yeterince cesur ve kararlı olursak onları yenebileceğimizi düşünüyorum. Tek başına, yalnız ve yaralı zor olsak da denemeye değer bence.


        Yaprak dalgalarının seslerini kıskanırlar mı denizler. Suyun derinlerinde kaybedilen dalgalar, yeryüzünün kralları, ağaçların, her daim kükrediğini duymaktan memnunlar mıdır.


***


    - Elif, dairesine girip, kapıyı kapatıp, ışığı yakınca, yorgunluk hissetti. Ruhunda kuşku vardı artık. Adamı kanepeye yatırırlarken, sessizce kulağına fısıldamıştı adam,


    - Dikkatli olun, kimse göründüğü gibi değil, dikkatli olun.




Zerrin Timuroğlu

16 Temmuz 2025

İstanbul

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yalnız Olmak

          Burnunu soğuk cama dayamış, üçüncü kattaki dairesinden yağmurlu, yer yer sokak lambalarıyla aydınlanan sokaktan geçen insanları iz...