19 Nisan 2021 Pazartesi

Yine De

    Güçlü biriydi. Böyle bir cümle ne anlatır tek başına. Herkesin güçlü birinden anladığı farklıdır ama gerçek olan bir tanım vardır mutlaka. Yoksa altı milyar fikir, altı milyar doğru olmaz mıydı. Bir yetmiş boylarında, esmer, bıyıksız, saçlarını neredeyse kazıtmış gibi kısacık, geniş omuzluydu. Elleri ve ayakları boyuna göre büyük sayılırdı. Gözleri açık maviydi, baktığı yerlere ürpertiler serpiyordu, kaçmak istediğiniz şeyleri anımsatıyor, insanı düşündürüyordu.

        Güçlü biriydi, belki küçük yaşta annesini, babasını kaybetmişti, yalnız kalmıştı. Belki bir yurtta, belki tanımadığı bir evde tanımak istemediği insanlarla büyümüştü. Yine de okumuş, meslek sahibi olmuş, iyi paralar kazanıyordu. Hatta çok iyi bir evlilik yapmıştı.


        Güçlü biriydi, belki zalim bir babanın, sözü olmayan bir annenin, korkunç akrabaların olduğu bir evde büyümüştü. Her gece başka evlerin inen perdelerinden sızıp bulunduğu evden kaçtığını hayal etmişti belki. Belki eve gelen giden insanların elinden tutup, her defasında onlarla o evden kurtulmayı hayal etmişti. Yine de okumuş, meslek sahibi olmuş, iyi paralar kazanıyordu. Arkadaş dedikleri vardı, sinemaya, tiyatroya, konserlere gidiyordu ama hala akşamları evlerin kapatılan perdelerine bakarken yüreğinden çakıl taşları kopuyor, düşüyordu yerlere. Her defasında eriyen kalbinden su sızıyordu gömleğine, ıslanıyordu.


        Güçlü biriydi, belki babası o küçükken ölmüş, annesi azınlıklardan olmasına rağmen kimliğini inkar etmiş, onları hor gören tutucu bir toplumda hep başkalarının doğrularını yaşamıştı. Belki birileri gerçeği öğrenir, onları dışlar korkusuyla yaşamıştı, hep aynı tavşan ürkekliğiyle hep genele uyumlu hep en genel doğruları yapmak peşinde. Geçmişi olmayanlar, orijinini kaybedenlerden olmuştu belki de.


        Güçlü biriydi, belki kötü ailelerin, kötü çocuklarının zulmünü yaşamıştı okullarda. Korkmuştu, kötülerin hatasını kendi hatası sanmıştı belki, utanmıştı, sıkılmıştı. Yine de yılanların, çıyanların, zalimlerin, vicdansızların yaptıklarının kimseyi kirletemeyeceğini anlayıp yoluna devam etmişti. Başarmıştı. Kolay olmamıştı kafasındaki bütün denklemleri çözmek, kolay olmamıştı insafsızca yüreğine dökülen çöpleri temizlemek.


        Güçlü biriydi, belki kader her defasında kafasını su dolu bir varile batırıyor, tam boğulacakken tekrar çıkarıp bekliyordu. Tam her şey bitti, nefes alıyorum derken tekrar ensesine yapışan güçlü pençelerle suya batıyor, soluksuz kalıyordu. Yine de her başını sudan çıkardıklarında gökyüzüne bakıyordu, uzaktan sesini duyurmaya çalışan ağaçları, gökte çırpınan kuşları duyuyordu, yine de gülümsüyordu, güçlü biriydi.


        Güçlü biriydi çalışıyor, çalışıyor ama çocuklarına bakamıyordu yeterince. Onları iyi besleyemiyor, iyi giydiremiyor, güzel evlerde oturtamıyor, tatillere götüremiyor, okutamıyordu. Akşamları evine dönmek, yoksulluğunun zaferini kutladığı saatleri yaşamak her gün zorlaşıyordu. Evin karanlık, nemli, aç kokusu genzini yakarken ellerinin nasırdan kocaman olmuş parmakları utançla kıvrılıyordu avuçlarında. Korkusu, kaygısı, umutsuzluğu kapıdan koşarak giriyordu her defasında eve. Yine de bayramları bekliyordu çocukları ile, hiç hediye almadan ve vermeden, hiç yenilenemeyen giysilerinin içinde bir deri bir kemik kalan bedenleriyle gün sayarak, bayramları bekliyorlardı.


        Güçlü biriydi, gözünde yaş, gönlünde umut, evinde yiyecek bir lokma ekmek yokken, kapıyı çalanı gülerek buyur ediyordu. Güçlü biriydi hep susuyordu, çocukları çıt çıkarsa korkudan kocaman açılıyordu gözleri. Öyle ki ilk tokatı o atıyordu onlara. Öyle ki bayramları bekliyordu en büyük sevinciyle, umut ederek, umudu bilmeyerek, güçlü biriydi.




ZERRİN TİMUROĞLU.


İSTANBUL



2021



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yalnız Olmak

          Burnunu soğuk cama dayamış, üçüncü kattaki dairesinden yağmurlu, yer yer sokak lambalarıyla aydınlanan sokaktan geçen insanları iz...