18 Mayıs 2021 Salı

Dalgaların Ortasında

        Bedel ödemek, neyin bedelleri ödenir acaba. Yaptığımız hataların mı, yapmadığımız her şeyin mi. Birine haksızlık yapmışızdır, iftira atmışızdır ya da ekmeğine, aşına engel olmuşuzdur, ya da gülümsemesini dondurmuşuzdur dudaklarında. Biz bir insanın var olmasına kast etmişizdir belki de. 


        Bir insanın  yaşamının başlangıcına dinamit yerleştirmiş de olabiliriz. Bütün çiçekleri hoyratça çiğneyip, seralarda yetiştirdiğimiz çiçeklerle günah çıkartmış da olabiliriz. Bedel ödemişsek, gerçekleşmişse böyle bir şey anlamı nedir ki. Tamamlanmış, bitmiş bir resme vurulan fırça darbeleri düzeltmez hiçbir şeyi, daha da hüzünlü kılmaz mı her şeyi.


        Yani bedel ödemek ödüle dönüşebilir bazen. Yapmadıklarımız vardır birde. Geç kaldıklarımız, yetişip, umursamadıklarımız. Bir eli tutup çıkarabilecekken o insanı belki bir kuyudan, yanından gitmişizdir hiç ses çıkarmadan. Uzanıp, silecekken gözyaşlarını birinin, dalmışızdır bir filme belki, görüntülerde aramışızdır gönlümüzü yüceltmeyi, kolaya kaçmışızdır yani.


        Ödenen bedeller düzeltir mi hataları. Gerçekten, mutlulukla gülmeyi unutturan bir hatanın karşılığı yeni bir hayatsa ki öyledir tabi, bunu var edecek bir bedel yoktur ki. İnsanlık tarihi sanal bedel ödemelerle yazılmıştır bana göre. Savaşlar yapılmıştır, insanlar ölmüştür, hayvanlar, tüm canlılar ölmüştür. Zafer denilen şey insanlığın infazıdır ve ödenecek hiçbir bedel bu korkunç haksızlığın karşılığı olmamıştır.


        Bedel ödemekten her zaman sıkça söz edilir, katliamları unutturmak gerekir çünkü. Bedel ödemekten sıkça söz edilir, öyle öfkelensin ki insanlar bakmasınlar arkalarına diye, yollarını kendileri çizmesinler diye. Hiç alamayacakları intikamların peşinde aptala dönsünler diye bedel ödemekten hep söz edilir.


        Çevreciler politik olmadıklarını söylerler, en azından benim bildiklerim öyle. İnsanların doğayı mahvettiklerini söylerler, haklılar. Oysa altı milyar insanın belki de yüz bini sorumludur bundan. Diğer herkes ağaçlar gibi, hayvanlar gibi, toprak gibi su gibi suçsuzdur bu konuda. Yok olan bedenleriyle ödedikleri bedellerin farkında bile olmazlar. Esas suçlularsa hiç yangına yaklaşmaz, bir insana acımaz, Beethoven dinlediğini sanır, kıyamet kopar dışarda penceresini açıp bakmaz, Mendelssohn'un viyola konçertosunda sevgi, sevinç, kuşku, korku iklimlerinde at koşturur, yaşama dair duyguları, yağın, su üstündeki hali gibi hep üstte, ilgisiz, yavan ve yalandır.

   

        Su çok derindi, çok soğuk. Dalgalar, dalgalar kocaman, üzülüyorlar mı, sevinçten dans mı ediyorlar belli değil. Yağmur öyle çok yağıyor ki, denizin derinlerine yol almak mı istiyor, ağlamaktan ölmek mi belli değil. Balıklar bir dalıyorlar bir çıkıyorlar, bir şey arıyorlar gibi, bulacaklar mı belli değil. Denizin içinde sürüklenen, dalgaları telaşlandıran, yağmuru ağlatan, balıkları üzen şey ne. Bir şey var bir şey dalgaların emrinde, her şeyi onlara bırakmış, sözü bitmiş, söz dinliyor, duymadan kulakları, yol alıyor görmeden gözleri, bir şey var. Küçücük, ülkesi çok uzaklarda kalmış, savaştan kaçmış anne, babasıyla, kaçamamış işte, kaçamamış. Bindikleri bot batmış, tutundukları umutları tozu dumana katmış. Tanıklık edemediği kısa yaşamından, belki de kuramadığı hayallerinden, yiyemediği şekerinden, toprağından, sevinemediği, kızamadığı her şeyden, artık öğrenemeyeceği harflerden, okuyamayacağı kitaplardan uzakta, dalgaların tam ortasında, yağmur ağlarken, balıklar telaşlı, kıyıya vurdu küçük bedeni.

    

        Bedel ödemek, nasıl ifade edilir ki, bu çocuk mu ödedi, annesi mi, babası mı. Kimsenin yüreği acımaz aslında, her duygu asıl bedel ödemesi gerekenlerce yönetilir çünkü.Fotoğraflar çekilir, olan biten kadere teslim edilir.


        Kumsalda, dalgaların denizden kurtarıp, bıraktığı yerde, küçük bir çocuk, sanki güneşleniyor gibidir. Yağmur durmuş, denizin telaşı sönmüştür. Kumsalda sesler gömülmüştür, inançlar gömülmüştür ve iyilik ve vicdan yok edilmiştir. Bedeli nedir peki, kim ödemek ister, kim üstlenir, kimler sıcak evlerinde, güzel sofralarında, her seferinde vicdanlarını koyar tam ortaya ve susar ve hatırlar ve hatırlatır, kimler öder böyle bir bedeli.



        Beklemeyelim bedeller ödensin diye, inanmayalım, her şey daha iyi olsun diye bir şeyler yapalım. Hiçbir umudu yok etmeden, köpürtmeden öfkeyi, bir şeyler yapalım, dalgalara bırakmayalım çocukları, kumdan kaleler yapsınlar kumsalda, uzanıp yatmasınlar sanki doğmayacak güneşi bekler gibi.



ZERRİN TİMUROĞLU


2021 


   


          


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yalnız Olmak

          Burnunu soğuk cama dayamış, üçüncü kattaki dairesinden yağmurlu, yer yer sokak lambalarıyla aydınlanan sokaktan geçen insanları iz...