20 Mayıs 2021 Perşembe

Yasımı Tutmayın

        Geçmişle hesaplaşmak mümkün mü, gerekli mi, yapılmalı mı, vazgeçilmeli mi. Ardı ardına sorular, cevapları belli aslında. Mümkün değil, gereklilikten değil, kendiliğinden, vazgeçilemez, kolay değil.

        Çok güzel bir parkta, bankta, bir ağaç gölgesinde, sessizlikte, elinde kitabı, okuduğu yeri kaybetmemek için ayraç koymuş araya, düşünüyordu. Eğer geçmiş, buz kalıbı gibi anıları parça parça saklayabileceğimiz bir yer olsaydı, daha iyi mi olurdu. Yoksa her şey bu şekilde daha net, daha can alıcı ve baş edilmez mi olurdu.

        Geçmişin kötü anıları, lastikle bağlı bugünümüze diye düşünüyorum, ilerliyoruz, ilerliyoruz, oh kurtulduk derken çekiştirip, gerdiğimiz lastik geriye çekiyor bizi, tam başladığımız noktaya belki de daha geriye dönüveriyoruz. Hayatın kopyası, hep başa dönüş hep ileriye yürüyüş, yine dönüş. Kurallar belli, biz kabullenmiyoruz, asiyiz insanlar, söz dinlemiyoruz. Ancak ölürken anlıyoruz ne kadar boşa çabaladığımızı, hayatın hiç şakası olmadığını, o zaman anlıyoruz bir çemberi durmaksızın çevirip durmayı ilerlemek sandığımızı.

        Tolstoy, rus edebiyatının devi. Onbeş yaşını doldurmadan bütün eserlerini okumuştu, bazılarını iki, üç kere.Rusya'nın iç savaşları, zenginlerin muazzam hayatları, aşkları, savaşları, barışları, ve durgun akardı don. Nasıl inançla mücadele etmişlerdi, nasıl vazgeçmişlerdi hayatlarından daha iyi bir dünya için. Ta en başa dönüldüğünü görenler olmuştu herhalde. Şarkıların yarım kaldığı, şiirlerin dilinizde dolandığı, artık dile gelmediği, çorap lastiği ile, hızla  bütün fedakarlıkların, bütün ölülerin üstünden başlanılan noktadan geçildiğini görenler olmuştu mutlaka.

        Yine elimde sevdiğim bir kitap, yine kaçıncı kez okuduğum, yasımı tutacaksın. Ünlü bir matadorun hayatı ile İspanya'nın yoksul insanlarının, düşlerinin, hayal kırıklıklarının anlatıldığı, her seferinde beni ağlatan kitap. Oysa ki matador derki annesine, benim için ağlama.Nasıl bir ikilemdir boğa güreşi. Boğaların dramı, matadorların ikna edilmiş zaferleri.

        Ağaçların serinliğinde, sessizlikte düşünürken böyle, banka yanına yaşlı bir hanımefendinin oturduğunu gördü. Yürüyüp gider sanmıştı uzaktan farkettiğinde, öyle olmadı. Seksenli yaşlarda vardı galiba belki daha fazla. Şık giyimliydi, yakıştırmıştı giydiği her şeyi, rengiyle, kesimiyle. Hafif topuklu ayakkabıları, kolundaki zarif çantayla aynı renkteydi. Başında, beyaz, dalgalı saçlarının bir kısmını örten, hafif siperli, ceketiyle uyumlu küçük bir şapka vardı. Yaşına rağmen hafif, pembe bir ruj sürmüştü. Oturduktan sonra, bana doğru  dönüp umarım rahatsız etmem sizi dedi. Umarım dedim içimden. Orada yalnızlığı seçmiştim, hoşuma gitmemişti müdahalesi. 

        Oturduğu anda kar yağdı sanki Temmuz sıcağında ağaçlara öyle yalnızdı. Yalnızlığı patates kızartmasının, patlamış mısırın, güzel, yeni demlenmiş bir çayın, taze kavrulmuş kahvenin kokusuyla yayıldı dört bir yana, bütün itirazları utançla gömdü diline, sustu. O çok yalnızdı. Giydiği giysilerden yaşlar akıyordu sel gibi, gözünde bir damla yaş yoktu. Başını çevirdi, beyaz teninde yemyeşil yapraklara tutunan gözleriyle gülümsedi. Sanki tanıyormuş gibi oysa hiç görmediğini biliyormuşcasına. Bir şeyler anlatmaya başladı bana eski bir tanıdığa anlatırcasına. Bana bakıyordu gözleri, öyle görünüyordu, sanki hesaplaşmakta çok geciktiği bir hayata dalmak ister gibi.

        Uzun uzun anlattı, bazen kızarak, sitemli, bazen mutlu, gülümseyerek, çantasından resimler çıkardı, gösterdi, kanıtlamak ister gibi yaşadıklarını. Dinlemek tuhaftı. Bu kayboluş, bu hem var hem yok olma durumu, bu hesaplaşmayı imkansız kılan, yanıp sönen, yanıp sönen ışıkların altında kalmak tuhaftı.

        Hala nefes alırken, hala yiyip içerken, hala yürürken, uyurken, konuşurken kaybolmak, mümkündü, mümkündü.Geçmişle bütün hesaplaşmalarını, bildiği her şeyini çalmışlardı onun, öylece kalakalmıştı.Bakışlarında anlam, çıkmaz sokaklardaydı artık.

        Bana bakıyordu gözleri, öyle görünüyordu, sanki hesaplaşmakta çok geciktiği bir hayata dalmak ister gibi.


ZERRİN TİMUROĞLU


2021          


Bir yakını Alzheimer olan herkese.

    


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yalnız Olmak

          Burnunu soğuk cama dayamış, üçüncü kattaki dairesinden yağmurlu, yer yer sokak lambalarıyla aydınlanan sokaktan geçen insanları iz...