Uzun bir masalın bir bölümünde bir adam, bir nehrin kenarına oturmuş, elinde bir altın semer, nehre yontup dururmuş. Masal bu, altını yontacak ne vardır elinde bilmeyiz ancak merak ederiz. Adam orta yaşları geçmiş biridir ve çok kederlidir. Yonttuğu altınlardan daha çok gözyaşı dökmektedir. Etrafına hiç bakmadan, kederini hiç avutmadan yapmaktadır işini. Sanki cezalandırmak ister gibidir kendini.
Bu arada semer ne derseniz eşeklerin ve katırların sırtına bağlanan, ağaçtan oturmalıktır. Adam yıllardır yapmaktadır bunu belli ki, ne orada yaşayanlar, ne geçenler bakmazlar, merak etmezler ne yaptığını. Ya biliyorlar da sormazlar ya çekinirler bilinmez.
Nehirden arada bir kocaman bir balık kafasını çıkarır, ağzını açıp kapar, ağzını açıp kapar, yontulan altının suya karışmasını bekler gibi sonra kaybolurmuş derinlerde. Seneler senelere eklenmiş, insanlar yine kötülüklerini yapmışlar, güçsüzler yine gizlenmişler, korkaklar yine susmuşlar.
Bir gün o yöreye ilk kez yolu düşen bir adam geçerken nehrin yanından, görmüş bu garip olayı. Durmuş, bir süre uzaktan izlemiş, oturmuş bir kenara yemeğini yemiş, suyunu içmiş, bakmış, bakmış.Sonra kalkmış yerinden yanına gitmiş. Adam öyle dalgın yapıyormuş ki işini, önce fark etmemiş geleni. Sonra irkilmiş, çevirmiş başını, ne istersin yolcu demiş.
Yolcu adamın yanına, yere oturmuş ve sormuş; Ey adem oğlu derdin ne, niye yaparsın bunu, demiş.
İşte böylece hikayeyi anlatmaya başlamış adam, soru sorulunca kederine bir hançer saplanmış, bir yara açılmış, akmaya başlamış irin sanki rahatlamış.
Yıllar önce evlenip, hemen ardından askere gittiğini, ondört yıl uzaklarda savaştığını, yaralanıp, ölümlerden döndüğünü anlatmış. Nihayet köyüne döndüğünde bir gece vakti, evinde, karısının ve annesinin yanında bir civan delikanlının yattığını görüp, hiddetlenerek onu öldürdüğünü söylemiş. Karısının, annesinin feryatlarıyla şaşırdığında o delikanlının, askere gittikten sonra doğan oğlu olduğunu öğrenmiş.
O günden sonra bir boyunca zorlukla yaptığı bir semeri nehre yontup, her yıl yenisini yapmaya başladığını anlatmış.
Yolcu dikkatle dinlemiş, adam merakla beklemiş bir şey söylemesini. Ancak yolcu hiçbir şey söylemeden kalkmış, adamın yüzüne bile bakmamış. Kaşları çatıkmış. Adam; artık sen sordun bırakacağım bunu demiş, sanki aydınlamış yüzü, rahatlamış.
Yolcu yoluna devam etmeye hazırlanırken demiş ki; Sen kötü bir insansın, bütün tarlaları yakıp yıkmışsın, yetmemiş bir de karşısında nara atmışsın. Beni oyununa alet edemezsin, acıyı balıklara asla yem edemezsin. Sapasağlamsın bak, keder yontmamış seni, kalbini yenmemiş, direncini yok etmemiş.
Sen hiç emek vermediğin oğluna mı ağlıyorsun, yoksa bir yıl zorluklarla yaptığın semerin yok oluşuna mı, bence semerine dertlenip, aklıyorsun kendini. Bu işe yaramayacak, kalbin huzur bulamayacak, balıklar seni anlatıyorlar yıllardır biliyor musun.
ZERRİN TİMUROĞLU
2021
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder