Aslında başlayan veya biten bir şey yok sanki sadece devam eden bir şey var gibi. Derin bir sessizlik istiyorum bazen aptal seslerden bıktım. Gerçekten dünyaya gerekli mi bu kadar insan. Çoğu birbirinin aynı, en ufak dalgalanmayı yok etmek için birleşen, aslında birbirinin gözünün içine bakmayı bir kez olsun denememiş, korkak ve anlamak özürlü bir sürü kalabalık.
Aslında iyi ve kötü diye bir şey yok sadece bu kalabalıkların etrafa yapıştırdıkları etiketler var. Kim tutuşturmuş ellerine bilinmez, bulmuşlar bir yerlerden ve üzerine bir kez bile düşünmemişler habire çoğaltıyorlar, niye.
Aslında yavaş ve hızlı, başarılı ya da başarısız diye de bir şey yok, aynı hizada olduklarını fark etmesinler diye, olanı biteni görmesinler diye yapılan bir yarış var. Katılmak zorunlu iyi de neden. Bir dursak, bir etiketleri yaksak, bir sevdayı hayatın önüne koymasak, kandırılmasak.
Öyle güzel gizleniyordu ki yeryüzünden bakanlar onu varlığını ölçebiliyorlar ancak asla göremiyorlarmış. Ona sekizinci gezegen adını vermişler. En güçlü teleskoplarıyla her saniye ona bakıyorlar, heyecanlanıyorlarmış. Gezegen ıssız değilmiş aslında, o gezegende var olan canlılar varmış ve gezegen onları çok seviyormuş
Sekizinci gezegenin sahipleri oraya dünyadan sürgün edilmişler. Ne sürgüne gönderenler ne sürgün edilenler bilmiyormuş bunu. Yalnızca gezegen biliyormuş. Onları uzay boşluğunda kendilerini bilmeden, öylece dolaşırken yakalayıp, getirmiş topraklarına. Geçmişlerini unutmalarını sağlamış çünkü yüzlerinde öyle bir keder ve korku saklıymış ki, hatırlasınlar istememiş.
Genç, yaşlı, çocuk hepsi her gün gezegene doğan muhteşem güneşle kalkıyorlar, mavinin en güzeli ile doldurulmuş denizlerinde, yeşilin en güzeli ile bezenmiş ormanlarında vakit geçiriyorlar, tarlalarında çalışıp, ürettikleri yiyecekleri paylaşarak, hiç kavga etmeden, hiç kandırmadan, kandırılmadan yaşıyorlarmış. Gezegenin kocaman bir kütüphanesi varmış, sanki sonsuz sayıda kitap varmış burda. Dünyada tek bir kitap bile okumamış olanlar bile her gün işini bitirip uğruyormuş kütüphaneye.
Gezegen korkmuyormuş geçmişlerini öğrenmelerinden, üzülmelerinden, kötüye tekrar evrilmerinden. Çünkü onlar artık iyiyi, huzuru, güzeli biliyorlarmış, onlar tüm korkularından kurtulmanın sevincini biliyorlarmış.
Belki de bir masal bu anlattığım belki bir rüya, kim bilir, çünkü kimse görmedi sekizinci gezegeni ancak varlığını biliyorlar, orada, uzaya yolu düşenleri topluyor, belki ona ayak basmayı hak edenler bu bilinen dünyada hiç yüzü gülmeyenlerdir.
Siz gördüyseniz ne olur kimseye söylemeyin orayı da mahvetmeyin olmaz mı.
ZERRİN TİMUROĞLU
2021
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder