16 Eylül 2021 Perşembe

Işığa Doğru

        Ne yaşıyorsak anlatamadıklarımızdan, neyi yanlış yapıyorsak elimize, kolumuza dolanmış geçmişin kördüğüm iplerinden, niye ağlayamıyorsak, geçmişin çöllerinde kuruyup giden gözyaşlarımızdan, neyi doğru yapmaya uğraşıyorsak ,geçmişin karanlık kapılarının açılmasından korktuğumuzdan, yani öfkeden, yani çaresizlikten, yani acıdan.

        Otobüs hızla yol alıyordu. Karanlık basalı epeyce olmuştu. Otobüsün iç ışıkları söndürülmüş yalnızca şöförün bulunduğu yer aydınlıktı. Şoförün yanındaki koltukta hostes oturmuş, arada bir şeyler konuşuyordu. Yolcuların çoğu uyuyordu.


        Pencere tarafında oturuyordu, camdan dışarıyı seyrediyordu hayranlıkla, öyle güzel bir mehtap vardı ki herkese güzel düşler vadediyordu. Geçtikleri yerler tamamen boştu, hiç bir yerleşim yeri görünmüyordu, belki de bu yüzden mehtap bu kadar şımarmıştı, aydınlığın tek sahibini oynuyordu ancak çok güzel oynuyordu.


        Uykusu gelmişti, bırakamıyordu ışığın kollarını, aya yolculuktan vazgeçemiyordu. Sanki arada sonsuz gibi görünen tarlalardan yola atlayan bir şeyler görüyordu, göz yanılgısıydı tabi, ya da tarla fareleri, belki tavşanlar ya da başka şeyler.


        Bir ara göz kapaklarına söz geçiremedi, kapandılar, hiç istemiyordu oysa, gece bitene dek uyanık kalmak, ay ile, sonsuz topraklarla, atlayanlarla, zıplayanlarla olmak istiyordu.


        Tam yenilecekken uykuya, oturduğu tekli koltuğun yanındaki ikili koltuklardan koridor tarafında oturan bir kadının hıçkırdığını duydu, sessiz, sessiz ağlıyordu. Binerken bakmıştı bir ara, otuzlu yaşlarda, spor giyimli, kısa saçlı, orta boylarda bir kadındı, Oturur oturmaz çantasından bir kitap çıkarmış, oturduğu koltuğun önündeki fileye yerleştirmişti. Ancak ışığını açıp hiç okumamıştı kitaptan.


        Işıklar kapanmadan kitabın adını okumuştu, ’Ay’a giden kirpi’, merak etmişti. İlerleyen saatlerde tamamen unutmuştu yol komşusunu. Neden ağlıyordu ki acaba. Başını yavaşça çevirip baktı, kadın ışığını yakmadan, karanlıkta, elinde kitabını açmış okuyordu, bir yandan da gözyaşı döküyordu. Nasıl görüyordu ki karanlıkta, çok şaşırmıştı. Uykusu filan kalmamıştı, başını tekrar akıp giden tarlalara doğru çevirdiğinde ay ışığı koşa koşa gelip karşıladı onu, sarıp sarmaladı.


        Birinin üzüntüsünün nedenlerini merak etmek, ona yardım edebileceğimiz bir şey var mı diye sorgulamaktır bazen, çoğu zaman benden daha dertliler varmış deyip avunmaktır. Şimdi kadının hıçkırıklarını içinde hissediyordu, bir şey olmuştu ve kendisi bunu biliyordu. Oysaki tanımıyordu kadını nereden biliyordu.


        Ay yusyuvarlak, anlamlı çehresiyle otobüsü adım adım takip ediyordu, hiç bırakmıyordu peşlerini. Özgürlük kendi hayatınız hakkındaki söz hakkınızdır. Özgürlük haksızlığa uğramayacağınızın garantisidir, özgürlük arkaya öne, sağa, sola tedirgin bakışlar atmadan yürüyebilmenizdir. Doyasıya ağlayabilmek, doyasıya gülebilmektir, öğrenebilmektir korkusuz, özgürlük böyle bir şeydir.


        Otobüs ani bir frenle durdu. Uyuyan yolcular da korkuyla açtılar gözlerini. Her kafadan bir ses çıkıyordu, ne olmuştu, kaza mıydı, tekerlek mi patlamıştı. Şoför ve yardımcısı ön kapıyı açıp arabadan inmişlerdi, birkaç dakika sonra ön koltuklara yaklaşıp, merak edilecek bir şey olmadığını, yola çıkan iki kirpiye çarpmamak için durduğunu söyledi. Yola devam edeceklerdi. Herkes rahatladı, zaten kimse inmemişti arabadan, kapılar kapandı, motor çalıştı, araba hareket etti. Tekrar ışıklar sönmüştü, başını çevirip mehtabı seyrederken garip iki şeyin gökyüzüne yükseldiğini gördü sanki, o sırada eline bir diken battı, başını çevirdi yan koltuğa doğru, yoktu, kadın yoktu, koltukta bir kitap unutulmuştu, ‘AY’ A GİDEN KİRPİ.




ZERRİN TİMUROĞLU

2021






    


      


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yalnız Olmak

          Burnunu soğuk cama dayamış, üçüncü kattaki dairesinden yağmurlu, yer yer sokak lambalarıyla aydınlanan sokaktan geçen insanları iz...