İşe zamanında yetişmek için koşturuyordu. Sabah trafiği öyle yoğundu ki belediye otobüsü kaplumbağa hızıyla gelmişti. Durakta iner inmez az ilerideki yaya geçidine yönelmişti.
Hava yağmurluydu. Usul usul bir yağmurdu, damlalar düştükleri hiç bir şeyi incitmek istemiyorlardı. Toprak sevinçten öyle güzel kokuyordu ki, ağaçlardaki her bir yaprak, küçücük şişelerine doldurmak için bu eşsiz kokuyu yarışıyorlardı.
Yaya geçidine geldi, kalabalıkla beraber beklemeye başladı, iki dakika sonra yeşil yanacaktı, arkasına döndü, küçük parkın hemen ardında denize baktı. Göğün rengini giymişti, su gibi, buz gibi. Tekrar önüne döndüğün de yeşil yanmıştı yayalar için.Hızla geçti bir caddeyi, diğerine koşturdu. Caddeler genişti o yüzden acele etmeliydi tekrar beklememek için.
Birden sağ bacağında derin bir acı hissetti, bağrışmalar duydu etraftan merak etti, bakmak istedi, düştü. Kalabalıktan insanlar ona doğru koştular. İlk önce anlamadı niye buz gibi asfaltta oturduğunu, yardım etmek için uzanan ellere şaşkınlıkla baktı.
-Merhaba, dedi genç adam.
Elinde bir futbol topu büyüklüğünde ışık taşıyan genç adama baktı. Yardıma koşanlardan biriydi herhalde diye düşündü.
Bir şey değişir sonra her şey değişir derler. Asla öyle değildir oysa. Yaşayanlar bilir bunu; Her şey değişir sonra bir şey değişir. O bir şey hayatın anlamıdır. Kaplumbağayı soğuk su içinde ocağın üstüne koyup, yavaş, yavaş ısınan suya tepkisini sıfırlamak gibi. Her şey değişirken birer birer önemsememek, yolculuğu sürdürmek.
-Merhaba, size de mi bir şey oldu,
Çok yakışıklı bir genç adamdı. Köşeli bir yüzü, mavi gözleri, kumral, gür, dalgalı saçları vardı. Üzerinde çok şık bir koyu yeşil ceket, içinde bir ton açık gömlek ve desenli bir kravat vardı. Kot pantolonu ceketinin altına çok yakışmıştı.
Gülümseyerek, geldi yanına oturdu. Odasının duvarına astığı, hayatı boyunca duygusal olarak etkilendiği tek sanatçı olan Rudolf Nureyev’ e benziyordu sanki. Nureyev o resimde gülümsüyordu. Öyle bir gülümsemeydi ki bu, size resimden el uzatıyor gibi, tüm dertlerinizi biliyor ve yardım ediyor gibi, bir gün mutlaka mutlu olacağınızı vadediyor gibi, bir anda sizi dünyanın istediğiniz herhangi bir ülkesine götürebilirmiş gibi, aşkı en iyi bilen, en güzel yaşatabilecek olan gibi, öyle gülümsüyordu. Bir gazeteden kesmişti o resmi. Zaten ilk ve son astığı resimdi o, bir daha asla bu derinlikte bakan, böyle konuşan , böyle derin bakan bir çift göz görmemişti.
-Hayır, bana bir şey olmadı. Ben size yardıma geldim.
Elindeki ışık topunu hiç bırakmadan yanına oturdu.Mavi gözlerinden bir ışık demeti yüreğinden geçti,
-Nasıl yardım, niye yardım edeceksiniz ki , benim bacağım ağrıyor biraz, düştüm ben.
-Sakin olun. Her şey az sonra belli olacaktır.
-Ne belli olacaktır.
Gözlerini yüzüme dikip, sordu,
-Nasıl iyi miydi hayat,
-Herkesinki kadar, ne çok iyi ne çok kötü.
-Biliyorum çalışkansın, işinde başarılısın, zengin olamadın ancak iyi bir yaşamın var. Ne var ki mutlu değilsin, hiç olamadın.
İçindeki yanardağ fokurdamaya başladı birden, engelleyemeyeceği bir korkuya yeniliyordu adım adım. Genç adam anladı hemen,
-Korkma, dedi, korkma her şey iyi olacak.
Onunla konuşurken bildiği, yaşadığı dünyayı unutmuştu, yalnızca bu iki mavi gözün içinde hapsolmuştu. Araba sesleri, insan sesleri, telaş görüntüleri, hepsi hayal gibiydi.
-Biliyor musun dedi adam, indir o duvardaki resmi artık kalbini kafese koyma, özgür bırak artık, olmaz mı.
-Neden,
-Çünkü sevginin resmi olmaz, o yalnızca yaşanır. Hislerin bir nesneye dönüşürse yolu tıkanır, ilerleyemez.
-Uykum var,
-Uyu o zaman.
Uykuya dalarken, mavi gözlerine Nureyev’i resmeden genç adamın, uzandığı sedyede göğsünün üzerine elindeki ışık topunu bıraktığını gördü ve derin bir uykuya daldı.
Günler sonra iyileşip eve döndüğünde odasının duvarındaki resme baktı, baktı, indirmedi duvardan, kıyamadı, bu gülümsemeden, bu anlatım selinden vazgeçemedi. Eline bir mavi kalem aldı, maviye boyadı Nureyev’in gözlerini, niye yaptı bunu, bilemedi.
ZERRİN TİMUROĞLU
2021
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder