27 Eylül 2021 Pazartesi

Sizce

        Umutsuzluk, içimizdeki bütün ışıkların tek tek sönmesini beklemek, çaresizce, bildiğiniz, anladığınız şeyleri bilmiyormuş gibi yaparak, anlamamış görünerek.

    -Her şeyi tarif edebileceğimizi düşünüyoruz, her hissettiğimizi, her yaşadığımızı, anlatabileceğimizi.


    -Sus dedi arkadaşı, sessiz ol, gelmek üzeredirler.


        İki genç adam çöp bidonlarının arkasına saklanmışlardı. Caddenin karşısında iki katlı evler sıralanmıştı. Kapılarına bir kaç basamakla çıkılıyordu. Kaldırımlarda belli aralıklarla dikilmiş ağaçlar yemyeşildi. Çok kalabalık bir cadde değildi, ıssızda sayılmazdı. İnsanlar iyi giyimliydiler, güzel arabaları vardı, varlıklıydılar belli oluyordu bu. Boyunları bükük değildi, gözleri yere bakmıyordu yürürken, birisi bir şey düşürmüş müdür diye merak etmiyorlardı.


        Genç adamlardan biri oldukça zayıftı, uzun boylu, sarışın, iri kemikliydi. Yüzünde hayatı olduğu gibi kabullenmiş, onun oyunlarına ayak uydurmuş, ne yaşarsam kabulüm anlayışında bir ifade vardı.


        Diğer genç kısa boylu, esmer, kısacık kesilmiş, düz siyah saçları, küçücük siyah gözleriyle, inatçı, isyankar, hayata sitemli biri gibi görünüyordu. Kaderine hem küs hem ne olup bittiğini hala anlayamamış, kendi gerçeğinin üstüne beton dökmüş biri gibi, dertlerinin sesini derinden, çok derinden hep duyacak biri gibi.


        Hava soğuktu, hafif hafif kar serpiştiriyordu, akşam saatleriydi, kararmıştı hava, caddenin ışıkları yanmıştı.Sanki hayat yanan bir şöminenin etrafında, güzel bir ailenin güzel yemekler yiyip, hoş sohbetler yaptığı, güzel bir evde hiç bozulmayacak, güvenli bir beraberliğin tarifiydi, zamana asla yenilmeyecek olandı huzur ve mutluluk.


        Her akşam yanan sokak lambaları bunu düşündürüyordu ona, nasıl, niye bilmiyordu. Esmer genç aklından geçenleri söylemek istedi arkadaşına vazgeçti sonra, tuhaf, tuhaf bakıp gülecekti kesin. Anlamadığından değil, hayal kurmayı kendilerine yakıştıramadığından.


    -Çıkıyorlar.


        Çöp bidonlarının arkasına daha bir sindiler. Tam karşıdaki evin sokak kapısı açılmıştı, bir çocuk, bir kadın ve bir adam çıkıp, kapının önündeki arabalarına bindiler. Onlar uzaklaşana kadar beklediler, sonra dikkat çekmeyecek bir şekilde doğruldular, karşıya geçtiler. Daha önce macunla kopyaladıkları anahtarla kapıyı açtılar, içeri girdiler.


        Girdikleri anda evin temizliği, güzelliği, lüksü şaşırttı onları, küçük bir saraydı sanki.


        Sarışın genç,


    -Bu kadarını beklemiyordum, gerçekten zenginlermiş dedi.


        Esmer olan,


    -Kimi böyle kimi bizim gibi arkadaş, biz işimize bakalım hadi, her an dönebilirler.


    -Tamam dedi arkadaşı, dağılalım, sen üst katta değerli bulduklarını al, ben de alt kata bakacağım. On beş dakika sonra kapının önünde olalım.


    -Tamam dedi, esmer genç, üst kata giden merdivenleri üçer beşer çıkmaya başladı. İki sene önce birileri ona böyle işlerin içinde olacağını söyleseydi, kavga çıkardı kesin. Ne olmuştu kendisi de cevaplayamıyordu bunu, içindeki bütün ipler kopmuştu umuda bağlı, iyiye, doğruya, mutluluğa giden bütün yolları kaybetmişti. Esmer, düz, kısa saçında gezdirdi elini, gözleri buğulandı, elinin tersiyle bastırdı gözlerine. Yatak odaların yöneldi, çekmeceleri karıştırmaya başladı.


        Alt katta sarışın genç mutfakta, yemek odasının dolaplarını, büfelerini karıştırıyordu. Bulabildikleri değerli, kolay taşınabilir her şeyi küçük torbalara doldurup kapıda buluştular.


        Tam çıkacaklarken esmer olan arkadaşının koluna sarıldı, sessizce,


    -Tuhaf değil mi diye sordu,


    -Ne tuhaf, çıkalım hadi.


    -Çok tuhaf, bu kadar zengin bir evde alarm niye çalmadı,


    -Çalsa da biz hallederdik biliyorsun, hemen kapatabilirdim ben.


    -Biliyorum ama çalmadı,


    -Yani,


    -Biliyorlardı ve şimdi bizi bekliyorlar dışarıda, her şeyle birlikte yakalayacaklar.


        Sarışın genç telaşla, korkuyla,


    -Ne yapacağız peki,


        Esmer genç sustu, düşünüyordu, her yer sarılmış olmalıydı, nasıl kaçacaklardı. Sirenleri duyduklarında hala kapının önündeydiler. Polisler teslim ol çağrısı yapıyorlardı, silahları yoktu asla kullanmazlardı ancak polisler bunu bilmiyorlardı elbette.


        Çare yoktu teslim olmaktan başka, kapıyı araladılar, beyaz bir örtü bulmuşlardı mutfaktan onu gösterdiler. İki dakika sonra kıskıvrak yakalanmışlardı, evin babası polislerin arkasından öfkeyle bakıyordu onlara. Kar tipiye dönmüştü, sokak lambalarına şov yapıyorlardı, en çok onların önünden geçip düşüyorlardı yere. Diğer evlerden çıkan insanlar vardı, sokak çok kalabalık olmuştu birden. Ve yönetmen uzaktan bağırdı, 


        Çok iyiydi çoçuklar, tebrikler, yarın devam. Herkes alkışlıyordu.


        Hayat her zaman bir sahne değil midir zaten, gerçekle, gerçek olmayanı kim ayırt edebilir ki. Sizce neydi.


ZERRİN TİMUROĞLU

2021


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yalnız Olmak

          Burnunu soğuk cama dayamış, üçüncü kattaki dairesinden yağmurlu, yer yer sokak lambalarıyla aydınlanan sokaktan geçen insanları iz...