7 Ekim 2021 Perşembe

Kremler

        Belki de her şey bir sabah başlamıştır. Soğuk bir gündü, çiseleyen yağmur az sonra ince kara dönüştü, rüzgarla birlikte yüzüne iğne gibi batıyordu. Az sonra ders vereceği eve varacaktı, iki saat  matematik anlatacaktı, alacağı paraya çok ihtiyacı vardı ertesi gün elektrik faturasını ödeyecekti.

        Ev şehirden oldukça uzaktaydı ancak araç vardı her saat, otobüs, minibüs çalışıyordu. Bahçe içinde büyük üç katlı bir villaydı. Bahçe kapısını açtı, çok büyük değildi bahçe, evin kapısına ulaştı, kapıyı çaldı.


        Biraz bekledikten sonra kapı açıldı, filmlerden fırlamış gibi giyinmiş bir erkek hizmetli onu içeri buyur etti. Evin giriş kısmı pırıl pırıl aydınlatılmıştı. Tavandan sarkan avize bile tek başına bir devasa ışık kulesiydi. Hizmetli paltosunu aldı, birinci kattaki bir odayı işaret ederek buyrun dedi.


        Onun ardından gösterdiği odaya yürürken diğer odaların sıralanış biçimi, kapılarının kapalı olması ve her birinin kapısının önünde bir küçük cam kavanozun durması hayrete düşürmüştü onu. Tabi soramadı hiç bir şey. Dersi bittikten sonra bir daha hiç göremeyeceği insanları sorularıyla rahatsız etmek kibarca olmazdı.


        Gösterilen odaya girince öğrencisi oturduğu koltuktan kalktı, hoşgeldiniz dedi ve odada bulunan masaya buyur etti. Masaya yerleştikten sonra, hizmetli içecek bir şey isteyip istemediğini sordu ve çıktı. Bir şey istememişti, ders anlatırken yemek içmek saçma olurdu.


        Belki de her şey o sabah başlayacaktı, hayata duyduğu merak, çektiği sıkıntılar, durmadan çalışmak zorunda oluşu, her zorluğuna rağmen hayatın, yine de her kar yağışında heyecanlamak, her kelebekle mucizeye inanmak, küçücük çiçeklere bile en büyük keşiflerden biriymiş gibi her defasında takılmak, yeni başlangıçlara yakın durmak.


        Derse başlayalı yarım saat olmuşken kapı açıldı ve öğrencisinin annesi kapıyı açarak, içeri girmeden hoşgeldiniz dedi ve kızına dışarı çıkacağını haber verdi, hoşçakalın dedi ve gitti. Derse devam ediyordu ancak gerçekten salondaki yedi kapının ki saymıştı kapıları, önünde neden kavanozlar olduğunu düşünmeden edemiyordu. Şimdiye dek hiç bir evde tanık olmamıştı böyle bir şeye, garipti.


        Zaman geçti, dersin bitmesine yarım saat kala, öğrencisinden bir bardak su rica etti. Öğrenci hizmetliyi çağırmadı suyu kendisinin getireceğini söyleyerek odadan çıktı. Acaba kalkıp su gelene kadar odaların önündeki kavanozlardan birine baksam mı diye düşündü ve kalktı. Dışarı çıktı, kimse yoktu, kendisine en yakın kapıya gitti, kavanozu aldı, kapağını açtı, içinde krem vardı, tatlı pembe renginde, çok güzel kokan bir krem, hemen kapattı, yerine koydu, odaya döndü.


        Belki de her şey bir seçimdi. Belki de her şey iyi düşünülmeliydi, sakince, ölçüp biçerek yaşanmalıydı, her koşulda en iyisi seçilebilmeliydi. Yokuştan aşağı yuvarlanırken bile tutunacak bir dal arayacak kadar serin kanlı olunmalıydı.


        Kar yağışı, ders bitip dışarı çıktığın da artmıştı. Şapkasını sıkı sıkı geçirdi başına, eldivenlerini unutmuştu, ellerini mantosunun ceplerine soktu, çantasını omzuna astı, hızla durağa yürümeye başladı.


        Yorulmuştu ve acıkmıştı, evine yaklaştığın da hala açık olan bir marketten alışveriş yaptı, kasada parayı öderken market çalışanlarından biri, elinde küçük bir kutuyu göstererek kremlerin çok ucuzladığını, isteyip istemediğini sordu, tuhaftı, aldı, itiraz etmeyi hiç düşünmedi.


        Yedi kapı, içlerinde yedi kişi, çok uzaklarda, yedi dağın ardında bir sarayda, kapıların önüne her sabah bir kutu krem konuluyor, alıyorlar, kapıları tekrar kilitliyorlar, hiç ses çıkmıyor, ertesi sabaha kadar kapılar bir daha açılmıyor. Bir kutu krem aldım sanki hediyeydi.


        Zaman geçseydi koşarak, zaman atlasaydı çağların üzerinden, yedi dağın ardında, yedi kapılı bir evde, her sabah, her kapının önüne bir kutu krem konulacaktı, hepsinin ayrı bir kokusu, hikayesi var. Bir kutu krem aldım marketten sanki hediyeydi.


        Belki de her  birimiz için bir başka koku var hayatta, her kokunun ayrı bir şansı, ayrı bir odası var, kapıların ardında başka şanslar, kremlere kanaviçe gibi işlenmiş gelecekler var. Hediye almasak biz yapabilir miyiz kremleri, başarabilir miyiz çiçeklerle beraber.


    ZERRİN TİMUROĞLU

    2021 


          


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yalnız Olmak

          Burnunu soğuk cama dayamış, üçüncü kattaki dairesinden yağmurlu, yer yer sokak lambalarıyla aydınlanan sokaktan geçen insanları iz...