23 Ekim 2021 Cumartesi

Teksas, Tommiks

        Yaşlanmak, bir cümleye, şimdiki çocuklar bilmez diyerek başlamakmış meğer. Tabi daha bir çok şey de var ama bu gerçekten çok kullanılan bir cümle. Geçmişin anılarından söz etmeyi, iyi, kötü anlatmayı sevmek, dinlemese bile, fazla ilgisini çekmese bile insanların ısrarla o anıları tekrarlama, sanki yaşamış olduğunu bu dünyada, kendisinin de bir zamanlar var olduğunu kanıtlama isteği.

        Şimdiki çocuklar bilmez gerçekten de, teknoloji bilgisayarlarla, geçmiş ve gelecek kuşak arasındaki bütün ipleri kopardığından beri bu cümle çok yerinde. Akıllı telefonlarla yaş alanlar arayı kapatmaya çalışıyorlar ama bu öyle zayıf ataklarla kapanacak bir fark değil. 


        Ağaçlar o kadar yüksekti ki ve öylesine yeşil, bir dere akıyordu aralarından, öyle soğuktu ki suyu öyle tertemiz. Ağaçlardan birine bir salıncak kurmuşlardı, sallandın mı derenin ortasına kadar yükseliyordun, düşecek gibi için akıyordu yerlere, sanki toplayamıyordun.


        Şeftali ağaçları vardı bahçelerde, kayısı bahçeleri. Kayısılar allı, sarılı, yumuşak, sulu, lezzetli, yedikçe yiyesiniz geliyor, öyle tatlı. Şeftaliler, yarma, çekirdeği çıktığında, yerinde sulu kırmızı ipler bırakıyor, kimse yeme demiyor, kimse para istemiyor. Ayaklarımızı derenin suyunda en uzun kim tutacak yarışı yapıyoruz kardeşlerimle, kimse beş dakikayı geçmiyor, öyle soğuk su.


        O zamanlar çocukların en çok okuduğu çizgi romanlar, ‘Teksas’, ‘Tommiks’, ağaçların arasından çıkarlar mı diye hayal kurmuştum. Çıkamayacaklarını tabi ki biliyordum ama Teksas, Rodi öyle özgürlerdi ki, ortaya çıksalar, onlarla gitsem buralardan isteğiydi yalnızca. Kitaplara sığınarak nefes almak, eğer olmasaydı böyle bir olanağım, asla büyüyemezdim, eminim. Bu yüzden babamın zengin kütüphanesine çok şey borçluyum.


        Ancak o kütüphanede kesinlikle yasak olan kitaplar çizgi romanlardı, fotoromanlar. Teksas, Tommiks, Zagor ve diğerleri, babam görmesin diye o evde yokken okurduk. Yani ilkokul ikinci sınıfta, Halide Edib Adıvar’ın ‘Sinekli Bakkal’ını okuyabilirdik sıkılmamış numarası yaparak, çizgi romanları okuyamazdık. Kendine göre bir eğitim anlayışı vardı babamın. Sertti, ödünsüzdü. Okumamız için verdiği kitapları kontrol ederdi sonradan gerçekten okumuş muyuz diye. Sonraki yıllarda o eşsiz kütüphaneye bütün hayatım boyunca minnettar kaldım. 


        Ağaçlar öyle yüksekti, öyle yeşildi ki ve su öyle soğuk öyle tertemiz. Anılarımız tek başlarına çıkıp gelmezler aklımıza, tıpkı bir bitkiyi köküyle dışarı çıkardığımız zamanki gibi, tozlu, topraklı, karman, çorman gelirler. Ürkütmemek için mi bizi yoksa şok etmek için mi, kızarak, niye yerimden ediyorsun der gibi.


        Köyden eve döndüğümüzde babamın arkadaşları ile buluşmak için evden çıktığını görünce, kardeşler birbirimize bakındık. Abim arkadaşlarından bir sürü Teksas, Tommiks kitabı almıştı, kaç gündür fırsat kolluyorduk okumak için. Babamın evde olmadığı saatleri kolluyorduk. Hepimiz odalarımıza çekildik. Abim az sonra, kapıyı açıp verdi çizgi romanları, kendisi de sedire oturdu, hep beraber daldık İngiliz, Fransız, Teksas savaşlarına. Kırmızı ceketlilere kızarken birden odanın kapısı açıldı, hepimiz o anda buzların ortasında kaldık. Hareket edemiyorduk, düşünemiyorduk ve bekliyorduk, babam bir bize, bir elimizdeki kitaplara bakıyordu öfkeyle.


        Babam hızla daldı odaya, elimizdeki, sedirin üstündeki bütün çizgi romanları aldı, tek tek yırttı, parçaladı, bir şey demedi, fark etmezdi zaten biz kardeşler daha fazla korkamazdık ki. Sonra kapıyı çekti, çıktı.


        Çocuk yetiştirmek yemek yapmaya benzemiyor ki, beğenmediğiniz yemeği döker, yenisini yaparsınız. Bir konuda yasaklar koyuyorsanız çocuklarınıza nedenini mutlaka çok iyi anlatmalısınız yoksa bütün güvenini kaybedersiniz ki bu çocuğun bütün dünyaya ve insanlara bakışını sarsar, değiştirir. Babamın bizim iyiliğimizi düşündüğünü kendince biliyordum aslında, klasikleri okutarak bize kelimelerin sihrini, insanlara saygıyı, zorlukları, kültürü öğretmek istiyordu. Yöntemler okumakla kazanılmıyor tamamen yetiştiğiniz ortamla ilgili.


        İvan Turgenyev, Babalar ve Oğullar; onu da ilkokulda okumuştum, Nihilizm (hiççilik), ne kadar anlamıştım bilemiyorum ama fikri sevmiştim, mutsuz olduğumda kimseyi umursamamak sanmıştım hatta, kullanmıştım, küçüktüm.


        Gök yağmurdan kurtulmak istiyor, bağıra, çağıra, sanki bir köpeğin kurulanmak için silkelenmesi gibi silkeliyor bütün nefretini. Yollarda dereler, yollarda sığınmaya çalışan insan telaşları. Evinin penceresinde izleyenler bu yağmur sınavını, ellerinde çayları, anılara dalmaya hazırdırlar. Peki hangilerine.


        Hatırlamaya başlamadan düşünün bir kez adım atarsanız sulara ne kadar derine gideceğinizi bilemezsiniz, hatırlamak istemediklerinize güç yetiremezsiniz, hazır mısınız gerçekten.




ZERRİN TİMUROĞLU

2021


 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yalnız Olmak

          Burnunu soğuk cama dayamış, üçüncü kattaki dairesinden yağmurlu, yer yer sokak lambalarıyla aydınlanan sokaktan geçen insanları iz...