15 Aralık 2021 Çarşamba

Uzak Ülkede

        Bir karar vermeliydi, çok ciddi bir karar. Tek başına vermesi gerekiyordu bu kararı, kendisine rağmen, yüreğinde kopan bütün fırtınaları duymazdan gelerek.

        Oğlu on yedi yaşında bir Anadolu Lisesinde son sınıfta okuyordu. Bir kaç gün önce okuldan döndüğünde, AFS diye bir kurumun sınavlarına girmek istediğini, bunun için iznimi istediğini söylemişti. Çok zeki, çalışkandı ama çocuktu henüz.


        İlk kez o gün duymuştu bu kurumun adını. Oğlu o kadar heyecanlıydı ki, o kadar güveniyordu ki kendine AFS denilen kurumun sınavlarından sonra, kazanırsa bir yıl  Amerika’da bir yerde lise sonu bir kez daha okuyacağı gerçeğini düşünmek istemedi, karşı çıkmadı.


        Nasıl olsa bir çok sınava girmesi, kazanması gerekiyordu, uzun bir mücadele vardı önlerinde, kazanacağı kesin değildi. Ama oğlunu hiç bilmediği bir ülkeye, bilmediği bir ailenin yanına göndermek fikri yüreğine bombalar bırakmıştı, art arda patlıyorlardı, engel olamıyordu. 


        Tek başına yetiştiriyordu oğlunu, bir yandan maddi zorluklar bir yandan oğlunun üzülmemesi için çırpınışları. Bir ailenin parçalanması ki sessiz sedasız olması için gerekli bütün ödünleri vermiş olmasına rağmen, kavgalar, gürültüler olmadan gerçekleşmesini sağlamış olmasına rağmen çocuklar için üzücü oluyordu. Oğlunun yüzünün bu şekilde gülmesi sevindirmişti onu, o yüzden hemen önünü kesip, hayır deyip mutsuz etmek istememişti. Ama bir koşul koymuştu, üniversite sınavını kazanacaktı mutlaka, o da kabul etmişti.


        Bir karar vermeniz gerekir, bir şey söylemeniz gerekir bazen. Bilmezsiniz hayatınızda tam olarak neyi değiştirecektir.


        Ama kararlar bir kez verilip, uygulanınca, dönüşü yoktur. Sanki bir yola çıkmış gibi hissedersiniz ama değildir. Çıktığınız her yoldan geri dönüşünüz vardır oysa hayatımızı yontup, şekillendirecek olan kararlar, her hamlede iz bırakır, heykeltraş yontmayı, heykeli tamamlayana kadar bırakmaz.


        Tıpkı doğup büyümek gibi, geri döndürülemezdir bazı hamleler. Elinizden gelen, artık doğru bir şekilde büyümesi için olayın, doğru şekilde gerçekleşmesi için en iyiyi yapmaktır.


        Çocukken, ailemle deniz kıyısına gittiğimiz zamanları hatırlarım. Hiç yüzme bilmediğim halde parmak uçlarımın ancak değebildiği yere kadar gidip, dik durmaya, kulaç atmaya çalışırdım. Korkmazdım ya boğulursam diye, ağzıma sular kaçardı, çoğu kez boyumu aşardı deniz, çırpınarak bulurdum ayağımın altındaki toprağı.


        Bir karar vermemiz gerekir bazen, boyumuzu aşalım mı, yeni bir şey öğrenmek, yeni bir şey yaşamak için cesaret edelim mi adım atmaya. Bir karar vermek gerekir bazen bütün endişelerinizi bir çuvala doldurup, ağzını sıkıca bağlayarak, susturarak bencilliğinizi.


        Ve günler günler, sınavlar sınavları kovaladı. Oğlum girdiği bütün AFS sınavlarını başardı, YES tam burslu olarak Amerika’nın Arizona Eyaletinde bir ailenin yanına, bir yıl tekrar lise son okumak için gitti. Üniversiteyi de ODTÜ’yü de 2500 içinde kazandı. Onu Amerika’ya yolcu ettikten bir süre sonra ben kaydını yaptırdım ve dondurdum bir yıl.


        Havaalanları terminaller gibi ürkütmez beni, aksine hep güzel şeyler olacakmış gibi hissederim. Sanki bir ayrıcalığı yaşamanın gururu dolar içime. Tertemizdirler, insanlar güzel giyinmiş olurlar genellikle. Ne kadar kalabalık olursa olsu, gereksiz bir bağrışma yoktur, anlaşılır konuşmalar duyarsınız sağdan soldan.

        

        Oğlumu, benim için bu dünyadaki en önemli varlığı, o çok istiyor diye, bilmediğim bir ülkede, bilmediğim bir ailenin yanına gönderdim. Yerine ulaştıktan sonra her hafta, cumartesi saat yedide evdeki sabit telefondan aradı oğlum beni. Durmaksızın çalışıyordum ve sadece o telefonlarla devam etme gücü bulabiliyordum.


        Uzun sohbetler ediyorduk, görüntülü konuşamadık çünkü benim bilgisayarım yoktu. Lisede aldığı derslerden söz ederdi oğlum bazen. Bir keresinde İngiltere Tarihinden söz ederken Churchill’in bir sözünden, diplomasi yeteneğinden söz etmişti, çok hoşuma gitmişti. Churchill bir devlet başkanıyla görüşürken, söylediği bir şeye itiraz edince, devlet başkanı, ne demek istiyorsunuz yalan mı söylüyorum deyince Churchill buna karşılık, hayır efendim ben öyle demezdim, doğruyu söylemekte tutumlu davranıyorsunuz demeyi tercih ederim demiş.


        Bir yıl tamamlandığında, AFS yetkilileri ve aileler tıpkı göndermeden önce yaptıkları gibi bir kaç kez toplandık. Giderken amaç aileleri rahatlatmak, sorularını cevaplamak için, dönüşte ise büyük bir sınavı, tek başına aileden uzakta yaşamış ve bunu başarmış olan ve büyük bir değişimi gerçekleştirmiş olan çocuklarımızın davranışlarını anlamamız gerektiğine ilişkindi.


        Bazen bir karar vermeniz gerekir, şöyle bir soru sormuştu AFS yetkilileri dönüş toplantısında, çocuklarınız sizce niye gittiler, amaçları neydi. Her ailenin değişik cevapları olmuştu. Ben yanımda oturan oğluma dönüp, demiştim ki, oğlumun bazı sorulara cevap bulması gerekiyordu kendisi ile ilgili, umarım bulmuştur. Oğlumun hoşuna gitmişti bu cevap, gülmüştü. Ama gülüşünün içinde ne vardı, zorluklar ne kadardı bilemedim.


        Bazen bir karar vermeniz gerekir, doğru mu, yanlış mı bilemezsiniz. Bazen sorularınızın cevaplarını bulmak için çok uzaklara gidersiniz bazen elinizin altında ki doğruları keşfedemezsiniz.


        Zor bir karardı, çok seneler geçti üzerinden, ben Amerika’da, haritada oğlumun kaldığı yeri gözlerimle ararım hala. Orada denizin mavisini özlemiş midir oğlum merak ederim. Çöl sıcağında geceleri uluyan çakallardan korkmuş mudur merak ederim. Yaşadığı aileyi sevmiş midir, merak ederim.


        Ama özgürlük, ama özgürlük ipleri her daim koparmaktır değil mi.





ZERRİN TİMUROĞLU

2021





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yalnız Olmak

          Burnunu soğuk cama dayamış, üçüncü kattaki dairesinden yağmurlu, yer yer sokak lambalarıyla aydınlanan sokaktan geçen insanları iz...