29 Mart 2022 Salı

Aslın Sureti

        Büyük fedakarlıklar yapabilmek için gerçekten bir şeylere çok inanmış olmak gerekir, ya da bir şeyleri çok sevmiş olmak gerekir. Ve bizim için yapılan her fedakarlık, yüreğimizde bir odayı mühürler, içinde en güzel çiçekler büyür, en güzel şarkılar çalınır artık.

        Arabayı evin önünde durdurdu. Bir süre ikimiz de kımıldamadan durduk. Sessizdi etraf, evlerin ışıkları habersizdi o gün yaşanan her şeyden. Kendi kapısını açtı, arabanın önünden dolanıp benim kapımı da açtı, elini uzattı.


    - Hadi in istersen, hafifçe gülümsedi, limonlu bir çay iyi gelecek sana.


        Uzattığı elini tuttum, indim arabadan, ben de gülümsedim, başımı yıldız denizine kaldırdım, üzerimde hala korkunun tortusu vardı. Gözlerimi onun gözlerine çevirdim,


    - Nasıl teşekkür edeceğimi bilmiyorum ve evet bir limonlu çaya gerçekten ihtiyacım var.


        Elini bıraktım, bir iki dakika sessiz kaldık,


    - Oradan geçiyor olmanız benim için mucize gibi bir şey oldu, çok sağolun tekrar. Ben polisi arayacağım eve girip, kendimi toparlamam lazım biraz.


    - Gerek yok, dedi. O işi adamlarım hallettiler, şimdi karakoldadırlar. Ben zaten yarın bizzat ilgileneceğim, merak etme sen ve korkma.


        Hayretle baktım yüzüne,


    - Sağolun,


    - Hadi sen eve gir dinlen, burada birileri bekleyecek bugün sabaha kadar, sakın tedirgin olma.


        Arkamı dönüp eve doğru yürürken böyle bir ilgiye ne kadar çabuk alışabileceğimi düşünüyordum. Elim, ayağım titriyordu hala, artık bir minibüse nasıl binecektim, bilemiyordum.


        Bahçe kapısını açtım, ortancaların, güllerin kokusu karşıladı beni, ev öyle huzurlu, öyle sakin, uzakta deprem olduğundan hiç haberleri yok, hayatın ortasında, hayatın savunucuları gibi kaskatı duruyordu, ağaçlar da, çiçekler de.


        Evin kapısını açıp, içeri girmeden, arkasını döndü, o, hala arabanın önünde onu izliyordu. Eliyle tekrar selam verip girdi içeriye, ışığı yaktı, hemen mutfağa yöneldi, çay suyu koydu.


        Odasına gitti, üstünü değiştirdi, elini, yüzünü yıkadı. Balkona çıkmak istedi, sıcaktı ev ama bugün bunu başaracağını sanmıyordu. Telli bir pencereyi açtı sadece, televizyonun düğmesine bastı, oturdu karşısına, unutmak istedi, korkuya haddini bildirmek istedi.


        Aklına bir şey takılmıştı,


    - Hadi, sen eve gir derken, bir de mucizelere inanma çok demişti galiba, ne demekti bu, yoksa orada olması tesadüf değil miydi.


        Yok artık dedi, kendi kendine, yine başladın hikaye yazmaya. İş güç sahibi insan ta şehre kadar seni mi izledi yani. Azarladı kendini, uydurma, dedi, çayını doldurmaya gitti mutfağa..


----------------------


        Kadınlar kadınlara şiddet uygulamıyorlar mı, hem de nasıl uyguluyorlar. Birbirlerini hem çok kıskanıyorlar hem arkadaş gibi davranıyorlar.


    - Nerden çıkardın bunu,


    - Gözlem,


    - Ne gördün, ne duydun,


    - Yeni ayrılmış, işinde başarılı bir arkadaşımız vardı. Böyle altı kişilik bir gruptuk. Ben o günden önce gerçekten içten, yalansız, samimi insanlar, iyi arkadaşlar olarak görüyordum hepsini. Ayrılan arkadaşımız haksızlığa uğramıştı, yıllar süren, uzun bir evlilik eşi tarafından, birden, nedensiz bitirilmişti. Çok onurlu, ödünsüz biriydi arkadaşımız, çocuğu ile terk etti sahaları hemen, nedenini bile sormadı eşine, madem ki o cümleyi kurmuştu, madem ki ayrılmak istiyorum demişti, ve hemen boşandı. Çok zorluklar çekti sonra maddi olarak.


        Bir gün gene birimizin evinde toplanmış, yiyip, içip sohbet ediyorduk. Boşanmaktan filan söz edilirken, aynı grup içinde daha genç bir arkadaşımız,


    - Ben olsam yeniden evlenirim, dedi, siz de öyle yapın.


        Benim ve ayrılan arkadaşımız dışında hepsi koro halinde,


    - Ama zaten seni bırakmazlar ki, sen mutlaka evlenirsin, dediler.


        Seslerinde öyle bir haset, öyle gizli bir düşmanlık vardı ki, gizli bir sevinç, sanki ayrılan arkadaşımıza bir düşmanlık. O kadar sevdiklerini söyledikleri insana oh der gibiydiler.


        O günden sonra bir daha o  topluluğa katılmadım.


-----------------


        Yazdığı hikayeden kaldırdı başını, masanın üzerindeki telefonu çalıyordu. Balkonda kahvaltı yapıyordu, bankacı arkadaşı telefon etmiş, akşama geleceklerini söylemişti.


    - Alo,


    - Merhaba, nasılsın,


    - Merhaba, teşekkürler, siz,


    - Böyle bir şey bir daha asla olmayacak, inanabilirsin, dinlendin mi,


    - Evet, evet, arkadaşım da akşam geliyor zaten, tekrar sağolun.


    - Tamam, görüşürüz,


    - İyi günler.


    Bu bahçe, bu nemli toprak, bu yasemin kokusu, bu mehtaplı gece, parıldamakta ,

     devam edecek, ben basıp gidince de,

           çünkü o ben gelmeden, ben geldikten sonra da, bana bağlı olmadan vardı,

           ve bende bu aslın sureti çıktı sadece.


    Gözleri güneşten kamaştı uzaklara bakarken, yine Nazım Hikmet’ten satırları hatırladı.



ZERRİN TİMUROĞLU

2022

    



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yalnız Olmak

          Burnunu soğuk cama dayamış, üçüncü kattaki dairesinden yağmurlu, yer yer sokak lambalarıyla aydınlanan sokaktan geçen insanları iz...