22 Mart 2022 Salı

Fakatsız

       Büyük kayıplar ki kastedilen yaşamınızda hiç vaz geçmek istemeyeceğiniz insanlardır, hayatı değerlendirişinizi bütünüyle değiştirir. Bir hediye paketinin içindeki tavşan, timsaha dönüşmüştür ama paket aynı pakettir.

        Aynı masanın üzerinde, aynı süslerle, aynı hediye paketine bakarken bir tek siz, onun içindekinin artık tavşan olmadığını biliyor olursunuz. Söylemek ister misiniz yani bu değişikliği başkaları da bilsin ister misiniz o da belli değildir.


        Paketin etrafında bir telaş olmuştur, belki bir yangın, ya da eve bir hırsız girmiştir. Siz bağırmak istersiniz, bunların önemi yok, içindeki değişti demek istersiniz, sesiniz çıkmaz, bağırsanız kimseye duyuramazsınız. 


        Bankacı,


    - Vay dedi, arkadaşım nasıl bir anlatım bu böyle, bir acı, bir çaresizlik, bu sözcüklerle içim daraldı.


        Öğretmen, masada sınav kağıtlarını okuyordu, birden öylesine konuşmaya başlamıştı. Yemeklerini yemişler, kahvelerini içiyorlardı. Balkonda oturmak istememişlerdi bugün, işleri vardı içerde.


        Pencereler telliydi ve perdeleri açıktı, serindi evin içi, yaz sıcaklığına bir meydan okuyuş vardı kıpırdayan tüllerde.


        Öğretmen masanın arkasında, televizyon seyreden arkadaşına döndü, baktı. Uzun zamandır sohbet ettiği, evini paylaştığı, konuştuğu arkadaşını sanki o an ilk kez görüyormuş gibi şaşkındı bakışı. Bankacı onun kendisine baktığını görmedi, dikkati ekrandaydı.


        Tekrar önüne döndüğünde öğretmen, kendi kendine,


    - O da paketin içindekini hala aynı sananlardan, diye mırıldandı.


    Tam o sırada televizyonun sesinin kesildiğini fark etti, bankacı,


    - Biliyorum, çok önemli bir şey söyledin, derin yaralarının kıyılarına vurdu sözcüklerin. Ben ne desem aykırı olur diye susuyorum, sakın duyarsızım sanma, dedi.


        Öğretmen arkasına dönmedi, gözleri buğulandı, işte benim arkadaşım diye geçirdi aklından, yanılmamışım, gerçekten iyi insan. Elini, önemli değil anlamında kaldırıp, salladı,


    - İyi geceler


    - İyi geceler.


        Mahallede, komşularından birinin kızının düğünü vardı o gün, hafta sonu olduğu için iki arkadaş geç kalkmışlardı. Kahvaltılarını balkona hazırlamışlar, küçük tüpü de getirmişler, uzun uzun çay içmeyi planlamışlardı. Kahvaltı için gözleme yapmışlardı beraber hazır yufkadan, özenmişlerdi.


    - Kaçtaymış düğün diye sordu bankacı,


    - Akşam sekiz dediler ama ben nerede yapılacak tam anlamadım.

,

    - Ben biliyorum, kocaman havuzu olan çay bahçesi var ya, orada.


    - Güzelmiş, ben de seviyorum orayı.


        Bankacının akşamki konuşmadan kaynaklı kaçamak bakışını yakalayınca öğretmen,


    - Boş ver dedi, biliyorsun artık, ben bazen konuşmadan duramıyorum. Ne kadar değiştiğimi fark ettiğim de oluyor genelinde bu. Kendimi tanıyamıyorum. Abimin ölümünden sonra, dost sandıklarımızın kötülükleri inanılmazdı. Önce yakınlık gösterdiler sonra, biz güvenip, sarılınca yapmadıkları saygısızlığı bırakmadılar. Bir de ilerici geçinirler, konuşsalar sanki her biri Che.


        Bankacı susup, dinliyordu, çayını içiyor, kahvaltısını yapıyordu ama can kulağıyla dinliyordu.


        Öğretmen,


    - Ben tavşan iken timsah olmuşum belki bir fare ya da kuş, bilmiyorum, acıdan, onların tek derdi fazla görüşmekten zarar görürler mi. Nasıl önemli yerlerdeler birde bilsen, maskeleri yüzleri olmuş, ilk hallerini hatırlamıyorlardır kendileri bile.


        Masadan kalktı,


    - Ben biraz yürüyeyim deniz kıyısında.


        İçinde böyle sebepsiz, zamansız yükselen lavları akıtmalıydı sulara, yıllar geçse de bu patlamalar oluyordu arada.


    - Tamam, dedi arkadaşı, masayı ben toplarım, zaten bir şey de yemedin.


        Sokağa çıktı, üstünde yazlık, mavi pantolonu, kısa, beyaz penyesi ile bezden heybesini, başından geçirip omuzuna bıraktı, sahil yoluna doğru yürüdü.


      ---------------------------


        Düğün yapılan çay bahçesine girdiklerinde gelinle damat dans ediyorlardı ortada. Biraz gecikmişlerdi. Oldukça kalabalıktı. Beyaz örtülü masalar, beyaz tüllerle süslenmiş sandalyeler, rengarenk asılı fenerler, şık giyinmiş, güleç yüzlü insanlar. Bir köşeye çok geniş bir kaç masaya açık büfe yapılmıştı, üzeri yemeklerle, pastalarla, içeceklerle doldurulmuştu. Onlar bahçeye girdiklerinde kız tarafı olan komşuları, karı, koca onları karşılamaya geldiler ve bir masaya kadar eşlik ettiler. Oturduklarında gençlerden bir kız hemen iki tabak dolusu pasta ve atıştırmalıkları ve içecekleri getirip masaya koydu. Uzaktan bir kaç tanıdıkları ile selamlaştılar, herkes eğleniyor gibiydi.


        Bankacı arkasına döndü birden, erkek arkadaşı, Barış gelmişti,


    - Hoş geldin Barış, biz de şimdi geldik,


    - Evet gördüm, ben havuzu kenarındaki masaların birindeydim, yarım saat oldu geleli.


        Orta boylarda, yapılı, kumral, dalgalı saçlı biriydi Barış. Ses tonu kalın, konuşması etkiliydi. Her şeyi ben çok iyi bilirim  vurgusundaydı. Ama üstünlük amaçlı değildi bu, tanıyınca ne denli alçak gönüllü, iyi huylu biri olduğunu anlıyordunuz.


        Arkadaşı ile sözlüsü dans etmeye kalktılar. Kendiside masadaki sodalardan birine uzandı ve düğünü seyre daldı.


        Birden yanında birinin bir şeyler söylediğini duydu kendisine, döndü, şaşırdı, günlerdir uzaktan arabada gördüğü kişi yanı başındaydı, oturup, oturamayacağını soruyordu. Durakladı,


    - Sizi tanımıyorum, oturmasanız iyi olur.


  Kısa boylu, esmer, bıyıklı, orta yaşları biraz geçmiş, sert görünümlü biriydi.


    - Oturmazsam nasıl tanışacağız,


    - Neden tanışalım ki.


        Bu şekilde terslenmeye hiç alışık olmadığı belli oldu, birden arkasını döndü ve hızla uzaklaştı, biraz ileride artık oturan gelinle damadın yanına gitti. Onu gören düğün sahipleri heyecanla kalktılar yerlerinden, büyük bir saygıyla selamladılar. Her birinin elini sıktı, geline takısını takıp, kendi oturduğu tarafa hiç bakmadan düğünden ayrıldı.


       Ne olacaktı ki,

          kuşların cıvıltısı,

             rüzgarın uğultusu

        kederin yağmurlarında, ne olacaktı ki.






ZERRİN TİMUROĞLU

2022


      



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yalnız Olmak

          Burnunu soğuk cama dayamış, üçüncü kattaki dairesinden yağmurlu, yer yer sokak lambalarıyla aydınlanan sokaktan geçen insanları iz...