26 Nisan 2022 Salı

Bir Soru, Bir Cevap

    Denizde bir bulutun öldürdüğü

   Japon balıkçısı genç bir adamdı.

   Dostlarından dinledim bu türküyü

   Pasifikte sapsarı bir akşamdı

                          

                                       N.H


    - Ne istiyorsun peki, niye kızgınsın bilmiyorum, söylemiyorsun, anlamıyorum.


    - Zaten marifet anlatılmayanı anlamak değil midir,


    - Bak bu beraberliği istemiyorsan, söyle, açık, açık söyle.


        İlk kez böyle bir şey söylüyordu, çay içtiği fincanı elinden bıraktı, kaldırdı başını, gözlerinin ta içine baktı. Kırılmak buydu işte, aylardır topladıkları güven torbası elinden düştü yere, içinde ne varsa döküldü yere, saçıldı.


    - Evet, dedi, istemiyorum, sandalyesinin arkasına astığı çantasını aldı, masadan kalktı,


    - Nereye gidiyorsun, gene kaç bakalım, zaten normal bir konuşma yapamıyoruz ki seninle, ya susuyorsun, ya kaçıyorsun, nasıl çözeceğiz meseleleri, söyler misin.


        Ayakta, kafenin çıkışına yönelmişken durdu,


    - Bence sen doktoruna git, o çok planlı, çok açık, konuşkan, hiç kaçmıyor da, bir daha beni asla arama.


        Yüzünden bir korku bulutu geçti sanki, bu kadarını beklemediği açıktı. Önünde bir sürü kapalı kapı vardı  ve hiç birinin anahtarını bulamıyordu, arkasından gelen selden nasıl kaçacağını bilemiyordu. Yine de sert ifadesi değişmedi, alttan almadı,


    - Tamam, öyle istiyorsan, öyle olsun dedi.


        Kafeden caddeye çıkınca, güneşin vedasıyla dans eden o tuhaf, huzurlu kızıllığın kollarına düştü. Paraşüt açılmıştı ve yere çakılacaktı ama ipleri kendisi kesmişti, en iyi yaptığı şeylerden biriydi bu, savaş alanını terk etmek.


        Bir önceki gün, yine bir toplantıya gitmişlerdi birlikte. Bir arkadaşlarının doğum günüymüş, tabi baş köşede yine doktor vardı. Pasta kesildi, şarkılar söylendi derken, doktor, yüksek sesle, koruyucuma seslendi masanını karşı tarafından,


    - E sizin düğün ne zaman ya da nişan, bir kutlama da onun için yaparız artık. Hınzır bir söylemdi. Herkes konuşmayı kesti, bize döndüler, kurtarıcım, şaşkındı, belli bir cevabı yoktu. Ben ona bakıyordum, bu sorudan, bu kadar sıkılmış olması o anda, yüreğimin içine matkapları sokmuştu, herkesten daha çok merakla bekliyordum cevabını,


    - Daha çok erken arkadaşlar, biz haber veririz, merak etmeyin dedi. O anda doktorun gözlerinde bir senfoni çaldı sanki, yüreğinden balerinler havalandı kuğulara tutunup, öyle sevindi.


        Ben kuyularıma döndüm, yemeğin sonunu zor bekledim, kalktık, hiç konuşmadan eve bıraktı beni, ve bugün kafede buluştuk. Şimdi ise ben noktayı koydum, evlenmek meraklısı değildim belki de o kadar, ama aramızda hiç konuşmadığımız bu konuyu arkadaşlarının arasında, bir çırpıda ötelemesi, benim için çok önemliydi.


  Birden bana sarılmalısın gülüm,

            korkudan, hayretten, sevinçten

    ve sessiz sessiz ağlamalısın,

                 yıldızlar da çiselemeli

                            incecik bir yağmurla karışarak.


        Kafenin önündeki kaldırımdan, evime doğru yürümeye başladım. Tanıyordum kendimi, bu hayal kırıklığının asla geriye dönüşü olmayacaktı, doktor nihayet başarmıştı. Ama kötülerin kazanmasını sağlayan da bizlerdik. Evlilikten bu kadar çekinmesi şaşırtmıştı onu, o korkusuz, ilgili adam gitmiş yerine hırçın, cevapsız, arkasını dönen bir adam gelmişti. Belki de doktora bu konuda teşekkür borçluydu, kendisi böyle bir soruyu açık, açık asla soramazdı dolayısı ile cevabı da öğrenemeyecekti.


        Daha sonraki günler bir insanın, sevgiye, ilgiye , özene ne kadar da çabuk alışabileceğini anlamıştı. Resmen içinde bir yer acıyordu, her şey eksik, her şey soluktu ve hiç eksilmeyecekti gökyüzündeki bu şaşkınlık.



  ZERRİN TİMUROĞLU

  2022


  









Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yalnız Olmak

          Burnunu soğuk cama dayamış, üçüncü kattaki dairesinden yağmurlu, yer yer sokak lambalarıyla aydınlanan sokaktan geçen insanları iz...