21 Nisan 2022 Perşembe

Tanışmak

    - Ablanızla tanışmam gerçekten uygun olacak mı sizce, yani ne deyip tanışacağım, biraz garip olacak gibi.


    - Evet çok garip, 


        Hafif bir kızgınlıkla, yeter artık der gibi baktı bana. Telefon etmişti memlekete vardıktan bir gün sonra ve beni ablasıyla bir yemekte buluşturacağını söylemişti. Doğrusu bu rahatsız etmişti kendisini, daha ikisi birbirini tanımıyorlardı ki, herhangi bir kararları yoktu, çok erkendi ailelerle tanışmak için.


        Çok güzel bir lokanta idi, yüksek bir binanın teras katındaydı, girdiğiniz andan itibaren ortadaki büyükçe havuzun fıskiyesinin sesi, terası çepeçevre çevirmiş duvarların dibine yerleştirilmiş binbir çeşit çiçeğin kokusu, bembeyaz masa örtülerinin hafif rüzgarla kıpırdanışlarındaki yaz huzuru, her şey, böyle bir yerde yemek yemenin bir ayrıcalık olduğunu resmediyordu.


    - Sen bazen beni çok zorluyorsun, farkında mısın dedi bana,


    - Ne açıdan zorluyorum,


    - Hala siz demeye, hala bana güvenmemeye inatla devam ediyorsun, şu an duygularındaki kaosu hissediyorum, elimden bir şey gelmiyor, nasıl yardım edebilirim, nasıl sakinleştirebilirim seni bilmiyorum.


        Tam cevap verecektim ki, sağ tarafımdan birinin ismimle seslendiğini duydum. İkimiz birden sesin sahibine baktık. Orta yaşlarda, sakallı, iyi giyimli, kumral, mavi gözlü bir adam yanımda durmuş bana bakıyordu. Tanıdım, babamın yazar çevresinden biriydi, bir, iki kez görmüştüm, kendisini hatırlamasına şaşırmıştı.


    - Merhaba, nasılsınız, dedi.


    - Merhaba, dedim, ayağa kalktım, tokalaştık. Tanıştırdım onları, babamdan konuştuk bir, iki cümle, o masasına döndü.


        İnsanların birbirini tanıması o kadar zor değildir eğer kendimizi kandırmaya meraklı değilsek. Küçük olaylar hemen ipucu verir, önemli olan biz bu ipuçlarını görmek ister miyiz, amacımız tanımak mıdır yoksa bu bizi o kadar da ilgilendirmemekte midir.


    - Ablanız gecikti dedim,


        Başını öne eğmişti biraz, kaşları çatıktı sanki az önce bir şey olmuştu benim bilmediğim.


    - İyi misiniz, dedim,


        Kaldırdı başını,


    - Hala mı siz,lütfen yapma bunu artık, kimdi bu beyefendi.


    - Tanıştırırken söyledim ya, babamın yazar arkadaşlarından biri diye.


    - Babana göre genç değil mi,


        Kaşlarımı hayretle kaldırıp, yüzüne baktım, ifadesindeki öfke, belli, belirsiz suçlama dikkatimi çekmişti,


    - Yani, babamın bu yaşlarda arkadaşı olamaz mı, anlamadım, zaten ben iyi tanımıyorum, bir, iki kez gördüm sadece dedim. Kafamda, niye bu kadar açıklama yapıyorumun cevabını arıyordum aslında. Onun ayağa kalktığını gördüm ben de kalktım, ablası geliyordu, orta boylarda, hafif toplu, şık giyimli, kısa, siyah saçlı bir kadındı. Yanında bir kadın daha vardı, yakına geldiklerinde, ikimiz de şaşırmıştık, çünkü ablasının yanındaki kadın, kasabadaki doktordu.


    - Abla hoşgeldin, dedi, doktora, siz nerden çıktınız diye sordu, gerçekten canı sıkılmış görünüyordu.


        Ablası ile beni tanıştırdı, masaya yerleşirken hepimiz, ablası,


        Doktor burdaymış, bugün beni arayınca ben davet ettim, sevineceğini düşündüm dedi.


        Bir şey söylemedi kurtarıcım, sanırım ablası da kardeşinin tepkisinden huzursuz oldu, doktora kuşkuyla baktı sanki neden benimle geldiniz der gibiydi. Belli ki ablayı doktor ikna etmişti.


        Bir iki nezaket cümlesinden sonra, ablası beni sorguya aldı, ne öğretmeni olduğumu, ailemin nerede oturduğunu, ne iş yaptıklarını, hangi okuldan mezun olduğumu ve daha bir sürü soru, cevap yetiştirmekten yemeğimi yiyemedim doğru, dürüst. O sırada doktor, onun burnunun dibinde konuşup duruyordu.


        Bir anda telefonum çaldı, tabağımın yanında duran telefonumu aldım, yanlış numaraydı galiba hemen kapandı. Ama bu saçma ortamdan o kadar yılmıştım ki sanki konuşmam devam ediyor gibi yaptım.


    - Tabi hemen geliyorum deyip kapattım.


        Hepsi merakla bana bakıyordu,ablası,


    - Bir şey mi oldu,

    - Evet, dedim, kalkmam lazım, kusura bakmazsanız, bir arkadaşımın bana ihtiyacı varmış, dedim ve çantamı aldım, 


        Tanıştığımıza memnun oldum diyerek elini sıktım ablasının, doktoru başımla selamlayıp, kapıya yöneldim.


        Hemen arkamdaydı, döndüm,


    - Lütfen siz kalın, gelmenize gerek yok, ben giderim, dedim.

        

        Yüzüme dik, dik baktı, eliyle çıkışı gösterdi, 


    - Ciddi misin yani seni burdan tek başına göndereceğimden, uydurduğun masal iyiydi, bence iyi dayandın, dedi. Arabaya yönelirken ona baktım, galiba ilk kez biz demek geçti içimden, gözlerimiz ilk kez kuşkuyla bakmıyordu birbirine, içimde derin bir duygu oluşuyordu, bir yeraltı nehri gibi, korkuyordum.





ZERRİN TİMUROĞLU

2022





 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yalnız Olmak

          Burnunu soğuk cama dayamış, üçüncü kattaki dairesinden yağmurlu, yer yer sokak lambalarıyla aydınlanan sokaktan geçen insanları iz...