18 Nisan 2022 Pazartesi

Yolculuk

        Hayatınızdan birden bire yok olan insanların yokluğuna alışmak, insanların var olmaya çalışırken verdikleri en büyük sınavdır bence. Uzaktan tanıdığınız biri ya da izlemeyi sevdiğiniz bir sanatçı, kitaplarını okuduğunuz bir yazar dahi olsa sanki her gün görmeye alışmışız gibi sarsar bizi. Bir süre sorgularız bunu, bu artık yok olma durumunu.

        Bir de ailenizden biri ise kaybedilen, bu, sadece artık var olmayacağına duyulan inanamazlık halinin ötesinde, onunla yaşadıklarınız, nedenler, niçinler, bir daha asla düzeltilemeyecek hatalarıyla arkasından şaşkın, üzgün bakakalışınız.


        Kehanetlerden söz ederler haberler arada, sırada, dünyanın sonundan, insanlığın akibetinden. Oysa her canlı kendi özünde bir dünyadır ve kimsenin sonu kimseye benzemez pek, yaşamaya başlamalarının da aynı olmadığı gibi.


        Yol tersine akan bir nehir gibi, araba yol alırken üstünüze, üstünüze geliyordu, güneş dünyanın bu yarısından vazgeçiyordu. Radyoda Leonard Cohen’in güzel bir şarkısı çalıyordu, fazla açık değildi sesi. Bir süredir susuyorlardı, mola yerinden ayrıldıklarından bu yana bir saate yakın geçmişti. Arabanın içi serindi.


    - Ne düşünüyordun, kaşların çatılmıştı .


    - İnsanların kaybettiklerine alışmalarını, hayatın her zaman devam ettiğini, öyle olmak zorunda olduğunu, böyle şeyler.


    - Tatsız konular yani, nerden geldi aklına şimdi.


    - Bilmiyorum, benim katlanılamaz huylarımdan biri daha işte, pek neşeli biri değilimdir.


        Gülümsedi,


    - Gözümü korkutmaya çalışıyorsan boşuna uğraşıyorsun, bu bağı hiçbir şey koparamaz.


        Ne bağı, niye kopamaz diye sormayı düşündü ama aptal sorulardan nefret ederdi kendisi, cevabını anlamıştı. Nedenini sormak, bu konular üzerine konuşmak ise zordu şimdi. 


    - Yine bütün cevapları kendin verdin, altını imzaladın, kuyulara postaladın sanırım, ama konuşacağız, bundan kaçış yok. Ama şimdi değil, şimdi bu huzurun keyfini bozmayalım.


    - Tamam, dedim.


        Başını çevirip şaşkınlıkla baktı, sevinmiş gibiydi, en azından bir başlangıçtı. Bir on beş dakika sonra, yol kenarında, bir yerde durdular. Bir şeyler yiyebilecekleri, içebilecekleri bir yerdi, temiz, sakin görünüyordu. Hava kararmıştı artık, ışıklar bütün hünerlerini göstermeye çalışırken, birbirinin içinden geçiyor, bazen gözümüze yansıyorlardı, masada karşısında oturan kısa boylu, sert adama baktı, birden kendini iyi hissettiğini, aslında onun varlığının git gide onun için vazgeçilemez olabileceğini hissetti, korktu. Kimseye böyle bir yetenek vermemişti şimdiye kadar, bu adamın kendisini üzebileceği ihtimali içini acıttı.


        Yemekleri geldi, içecekleri geldi,

    - Sakın umutsuz düşünme, sakın korkma, bana güven dedi.


        Aklından geçenleri anlamıştı,


    - Biliyorum sen sözlerden çok eylemelere bakarak karar verirsin. Daha önce düğünde de söylemiştim ben bunu ilk kez yapıyorum yani bir kadının arkasından ilk kez böyle koşuyorum.


        Çatalıyla ağzına attığı lokmayı iştahla yerken, siyah, ufak gözleriyle bana bakıyordu, şaşkınlığıma aldırış etmemişti,


    - Sanırım ben size artık güveniyorum yoksa biner miydim arabanıza. Güveniyorum ama neden, bunun cevabını tam olarak veremiyorum kendime. Ben de ilk kez az tanıdığım birinin arabasıyla uzun yola çıkıyorum. Sanırım o büyük tehlikeden beni kurtarmış olmanız güvende başlangıç noktam oldu.

 

        Kocaman gülümsedi, ilk kez böyle gülmüştü, güzel bir gülüştü, iyi insan gülüşüydü. İçeriye para ödemeye gitmek için kalktı, ben,


    - Yarı yarıya ödesek dedim, hatta benzin parasını da bölüşsek, içim rahat edecek.


        Hiç bana dönmeden gitti, geri dönünce tekrar arabaya bindik, yola devam ettik. Evin kapısının önüne geldiğinde, ben arabadan inmeden,


    - Bir kaç gün buradayım, görüşelim, ararım dedi. Eve girene kadar bekledi, selamlaştık.


      Rüzgar ödünç verir mi hünerlerini bana,

      Yıldızlar uzatırlar mı ellerini gökyüzünden, bir defalık,

      İnsanların kem gözlerini yutsa su perileri bir anda, göndermeseler yeryüzüne bir daha,

      Değişmek hep güzele, hep daha iyiye proglamlansa artık, 

      Olmaz mı, olmalı ama, olsun artık.

      Korkmak istemiyorum, merak etmeyi  uğurlamak,

      Hangi bedelleri ödetecek hayat şimdi,

      Hazırlanan yıkıcıların ayak sesleri geliyor,

           ama olmasın, durun artık.



 ZERRİN TİMUROĞLU

 2022


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yalnız Olmak

          Burnunu soğuk cama dayamış, üçüncü kattaki dairesinden yağmurlu, yer yer sokak lambalarıyla aydınlanan sokaktan geçen insanları iz...