30 Nisan 2022 Cumartesi

Yüreğinde Kalmak

        Havaalanından doğruca eve geldik. Nefesimsin demişti o sözden sonra sustuk, ikimizinde kucağına hiç bilmediğimiz bir nesne konulmuştu, ne dokunabiliyorduk ne atabiliyorduk, bir ceza gibi belki de bir ödül gibi duruyordu orada.

        İndim arabadan, o da indi valizimi evin girişine kadar taşıdı, yüzüme baktı, gözlerimin ta içine, gizli bir tembih vardı bakışlarında, sakın dediğimi unutma der gibi. Hoşça kal, görüşürüz dedi ve gitti.


        Kapıyı açıp içeriye girdim, kendimi yorgun hissediyordum, valizimi odama götürdüm, üstüme rahat bir şeyler giydim, çay için su koyarken tam, telefonum çaldı. Açtım, oydu,


    - Sen niye zayıfladın öyle, yarın buluştuğumuz da konuşalım bunu dedi, aklım sende kaldı.Yoksa beni merak ettin ondan mı zayıfladın.


    - Yorgunum dedim, biraz dinlenmeliyim, kapatıyorum,


    - Olur, limonlu çayını iç ve uzan biraz.


***


        Hayallerimiz, insanlara verilmiş en büyük ödül. Aklımız ne kadarsa hayallerimiz de o kadardır. Yani cehaletin hayalleriyle hapsedilen umutlarımızı, kapatılan zindanlarından kurtarmak zordur. Soğuk bir kış günü, annesi, babası ile sinemadan dönüyorlardı. Ankara, Kızılay, eski yıllar, çok ender yaşanan, belki bir aileymiş izlenimine bizi kaptıracak, yalancı saatler. Saat akşam onu biraz geçiyor. Ankara’da soğuğu yaşayanların aklına donmakla ilgili gelen her şey, Sibirya soğuklarıyla yan yana gelir, ayrılmaz ikilidirler yani.


        Güven Parka yaklaşıyorlardı, ablasıyla, kendisi, arkalarında yürüyen anne, babalarından dört, beş adım öndeler. Ablası da kendisi de yüzlerini atkılarının içine gömmüşler, ışık festivali verilen caddeye göz ucuyla bakıp, hızla yürüyorlardı. Otobüslere az bir yol kalmıştı. Birden arkalarından, kuvvetli bir tokat sesi duydular, heyecanla döndüler, babaları, yanlarından geçen iki delikanlının birine tokat atmıştı, bir tartışma başlamak üzereydi. Babası bağırıyordu durmadan, ablasıyla yürürken, bu iki delikanlı onlara yaklaşıp laf atmışlardı  ablası da kendisi de farkında değillerdi böyle bir şeyin ama arkalarından, annesi ile gelen babaları, sert, okul yöneticisi tavrıyla, saçma bir şekilde tokat atmıştı gençlere. 


        Etraftan insanlar da şaşkınlıkla durup onlara bakıyorlardı, soğukta buharlaşan nefesleriyle, sıra dışı gördükleri bu olaya tutunup biraz olsun günü kurtarmaya çalışacaklardı besbelli. Sıradışılık, iyi gelir bazen onu yaşamayanlara, hayatın dertlerini öteler, çevrenizdeki kalabalığı artırır, belirsiz bir dayanışma duygusu verir kısa süreli.


        Neyseki olay fazla büyümeden, gençler uzaklaştılar, kendileri de otobüse doğru yürümeye devam ettiler.


        Gözünü açtığında mutfaktan gelen tıkırtıları dinledi bir süre, arkadaşı işten gelmiş, yemek hazırlıyordu galiba, kendi karanlık odasından, koridora gizlice sokulan mutfağın aydınlığında gördüğü rüyanın anlamını düşünüyordu. Evet böyle bir olay yaşamışlardı gerçekten de, şimdi bunu rüyasında niye görmüştü.

        Kalktı, arkadaşı da tam odasına geliyordu, sarıldılar,


    - Hoşgeldin arkadaşım, öyle derin uyuyordun ki kıyamadım uyandırmaya, çok yorulmuşsun galiba,


    - Hoş buldum dedi, evet biraz yorulmuştum, e anlat bakalım gelin hanım hazırlıklar nasıl gidiyor, her şey yetişecek mi. Böylece mutfağa geçip, hem yemek yediler hem de birikmiş konuları konuştular. Çok iyi bir arkadaştı gerçekten, gereksiz hiçbir soru sormaz, anlatılandan daha fazlasını asla kurcalamaz ama anlatıldığında da içtenlikle paylaşırdı.


    - Demek doktor senin kurtarıcıya takmış, işin zor arkadaşım, dedi. Ona anlatmıştı bu konuda yaşadıklarını.


    - Sorun onun takması değil, onun buna izin vermesi. Ben yapsam böyle bir şeyi kabul eder mi, etmez.


    - Asla dedi, arkadaşı, sakın deneme bile.


        Arkadaşının yüzüne dikkatle baktı, 


    - Neden öyle dedin, neye şahit oldun ki, sen de fazla tanımıyorsun.


        Arkadaşı, başını eğdi, çay fincanına baktı önündeki, düşündü biraz,


    - Valla arkadaşım, Barış’la da konuşmuştuk, dikkatimizi çekmişti biraz, senin koruyucun bence çok kıskanç biri, bu konuda bence dikkatli olmasın,


    - Benim bilmediğim bir şey mi biliyorsunuz yoksa,


    - Hayır, hayır dedi arkadaşı, tamamen gözlem, sana bakarken hissettirdikleri. Yalnız o doktor kolay vazgeçecek biri değil, ne yapacaksın.


    - Hiçbir şey, şimdilik, bekleyelim bakalım, asıl o ne yapacak, saygısızlığı alışkanlık haline getirmiş biri.


        Onlar konuşurlarken telefonu çaldı. Arkadaşı bulaşıkları bulaşık makinesine yerleştirmek için kalkmıştı,


    - Kim arayan dedi,


    - Sakın şaşırma, arayan doktor.


        Arkadaşı, elinde tabakla kalakaldı, musluğu kapattı, yarı döndü,


    - Açma, bu ne ya, dedi.


    - Ondan mı korkayım, 


    - Alo,


    - Alo, ben doktor, merhaba, iyi ki numaramı size vermişim, yoksa belki de tanımayınca açmazdınız dedi.


    - Sizi dinliyorum, niye aradınız,


    - Yarın sizinle buluşalım, konuşmak istiyorum sizinle, dedi,


    - Yok buluşmayalım, ben sizden hiç hoşlanmıyorum, beni bir daha aramayın, anlaşıldı mı, ben sizin arkadaşınız değilim dedi ve kapattı.


         Arkadaşı, bulaşık makinesinin önünde gülümseyerek, bir o kadar şaşkın kalakalmıştı,


    - Bravo dedi, arkadaşım valla herkes senin gibi açık, net olsa, bir tek dizi çekilemezdi. Bütün entrika yollarını, baştan kapattın dedi.


        Herkes odasına çekildiğinde vakit gece yarısını geçmişti.Işığı kapattı, telli pencereyi hafifçe araladı, mehtap denizdeki yakamozlarını terk edip odaya gelmişti, nazlı nazlı salınıyordu eşyaların üzerinde.


***

        Arkadaşının kınası vardı akşam evlerinde, alışverişe çıktılar birlikte. Çarşıda, arkadaşının nişanlısı Barışla birlikte sert adamı görünce şaşırdılar. Hep birlikte yemek yemeye karar verdiler. Deniz kıyısındaki lokantada bir masaya yerleştiler, yemeklerini söylediler. Bankacı arkadaşı, birden, pat diye,


    - Ya sizin şu doktor arkadaşınız, çok garip biri dedi, dün geç saatte telefon etti, arkadaşımla buluşmak istedi, konuşacakları varmış, sanki biz çok iyi tanışıyormuşuz gibi, dedi.


        Sert adam büyük bir şaşkınlıkla ve merakla bana baktı, bu konuda ne hissettiğimi merak etti,


    - O benim hiçbir şeyim değil dedi, bana bakarak, seni üzmesine izin verme, artık benim için de tamamen bir yabancı o artık dedi.


        Tanımadığım bir müzik çalıyordu lokantada, çok güzeldi, hafif, yatıştırıcı, dinlerken hayalleriniz için size söz hakkı tanıyan, yüreğinizi koşturmayan, soldurmayan, ılık bir rüzgar gibi.




ZERRİN TİMUROĞLU

2022




    




  


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yalnız Olmak

          Burnunu soğuk cama dayamış, üçüncü kattaki dairesinden yağmurlu, yer yer sokak lambalarıyla aydınlanan sokaktan geçen insanları iz...