1 Mayıs 2022 Pazar

Kumdan Kaleler

        Bir şair demiş ki 'hiç anlaşamayan iki insan gibi eritiyorlar birbirlerini ama seçemiyorum yanan hangisi’.

        Oysa ki bir yangında fark eder mi ki, yanan ve yakanı bilmek, biri suçludur, öfkesine yenik düşen, biri suçludur, kendini koruyamayan. Böyle bir olayda masum olan varsa eğer çok küçük çocuklardır. Çok küçük diyorum çünkü masumluk çağı bence beş ya da altıdır. O yaşlardan sonra başkasına kötülük yapan her çocuk bir eşiği geçmiş, bir masalın ya cadısı ya prensi, prensesi olmuş demektir.


        Birine hissedilen aşk, derin bağlılık ne zaman başlar, ne zaman biter kimse bilemez hatta bunu bizzat yaşayan da çözemez. Başlaması, eksilmeyen, devam eden bir ilgi ve özenle olur. Bir bakarsınız, ağlarken size mendil uzatmış ansızın,bir bakmışsınız öfkeden deliye döndüğünüz, haksızlığa uğradığınız yerde elinde bir gül, sizi bekliyor. Gözlerinde, yüreğinin en ücra köşelerini dolaşarak gelmiş yorgun bir hüzün, sizi merak ediyor.


        Bir tuzaktır aslında başlangıçlar, çünkü başlayan her şey aslında bitişe giden yolda sıraya girmektir . Erken de olabilir bu bitiş, geç de.


        Kimseye sizi üzecek kadar bağlanmayın derim ben, kimseye söz vermeyin aşk adına, kimseden söz almayın. Hayatın buz pistlerinde aynı noktada hep elele tutuşarak, aynı noktada kalamayacağınızın farkına varın.Köprüler iki yönlüdür ya öne ya arkaya gidilir. Yukarıya, aşağıya inip çıksa bile arada yine de ya arkaya ya öne gidilir. 


        Arkadaşının düğünü kasabanın güzel bir çay bahçesinde yapılıyordu. Işıl, ışıl aydınlatılmıştı bahçe. Davetliler en şık giysileriyle doldurmuştu masaları. Arkadaşı da o kadar güzel görünüyordu ki gelinliğinin içinde, gözleri doldu bakarken. Sade, ama sahibinin güzel karakterini çizgilerinde, kıvrımlarında taşıyan bir gelinlik seçmişlerdi birlikte.


        Müzik hem bahçenin güzelliğinde hem gelinle damadın birbirlerine bakışlarındaki sevgilerinde, hem şu anda bu düğünde bulunan ve bir ömür unutulmayacak anları yaşayanların duygularında tablolar boyuyordu, herkese ayrı, herkese özel. Frank Sinatra, My Way.


        Arkadaşının en sevdiği şarkıydı ve o istemişti düğününde çalınmasını. Frank Sinatra, bütün çağlar için, bütün insanlar için, her yaşta insan için söylüyordu ve hepsinin duygularını sarıp, sarmalayan, dinleyen herkesi mutlulukla huzurla, aşkla dolduran bir tılsım taşıyordu sesi.


        Gelin ve damat dans ediyorlardı, iki, üç çiftte eşlik ediyorlardı onlara. Kendisi, mavi, beline oturan, etekte aşağıya doğru genişleyen, ipek bir elbise giymişti. Eteği bileklerine kadar uzanıyordu, ayağında hafif topuklu, mavi, açık ayakkabıları vardı. Saçlarını hafifçe toplamış, ufak bir pırıltılı tarak takmıştı.


        Etrafa bakınırken, sert adamın ona doğru geldiğini gördü, önünde durdu, elini uzattı, dansa kaldırdı. Tanıştıklarından bu yana ilk defa ona bu kadar yakındı ve bu kendisini mutlu etmişti galiba. Bir ara arkadaşının, damadın omuzu üzerinden, kendisine anlamlı, anlamlı gülümsediğini gördü.


        Birden yanlarında beliren birinin omzuna dokunduğunu hissetti, döndü, doktor kadın,


    - İzin verirseniz birazda ben dans edebilir miyim arkadaşınızla, dedi.


        Koruyucumun gözlerinde parlayan öfke bir anda bahçedeki bütün ışıkları sönük bıraktı sanki,


    - Bu ne hadsizlik, hasta mısınız siz, ne hakla dokunursun beni sözlüme, ne cüretle, dedi. Yüksek çıkmıştı sesi, dans eden birkaç çift şaşkınlıkla baktı. Doktor kadının hiç beklemediği bir tepkiydi bu, kıpkırmızı oldu. Koruyucum,


    - Şimdi hemen burayı terk ediyorsunuz, bir daha sevdiğimin yanında, etrafında görürsem sizi, neler yaparım tahmin bile edemezsiniz dedi. 


        O sırada arkadaşım ve nişanlısı da yanımıza gelmişlerdi, arkadaşım,


    - Kim çağırdı sizi, ne hakla geliyorsunuz benim düğünüme hem de davetsiz, hemen terk edin burayı. Artık neredeyse tüm davetlilerin haberi olmuştu durumdan. Doktor kadın bu beklemediği tepkiler karşısında hemen arkasını döndü ve neredeyse koşarak çıktı bahçeden. 


    - Hadi dedim ben, bu saçma insan yüzünden düğünün keyfini kaçırmayalım, dans edelim. Böylece herkes eski haline döndü artık dedikodularını evlerinde yaparlardı.


        Biz masamıza döndük, sinirini yatıştıramamıştı sert adam, hala burnundan soluyordu. Ona baktım,


    - Teşekkür ederim, dedim. Artık bu benim için bir sorun olmaktan çıktı, sanırım biraz kilo alabilirim, gülümsedim.


        Gözlerime baktı, yüreğinde ne varsa sevgi adına kumdan kaleler yaptı, ikimiz için, başını salladı.



ZERRİN TİMUROĞLU

2022


   



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yalnız Olmak

          Burnunu soğuk cama dayamış, üçüncü kattaki dairesinden yağmurlu, yer yer sokak lambalarıyla aydınlanan sokaktan geçen insanları iz...