Sen,
Bir mektuba böyle başlanır mı tabiki başlanmaz. Uzun uzun düşündüm, örneğin sevgilim mi desem, ya da öğretmenim mi, nefesim desem. Hiçbiri sana anlatmak istediğim şeylerin sanki bir parçasıymış gibi, yazının girişi olmayı hak etmedi.
Sevgilim demek olmadı çünkü ilişkimiz ne sarılmayı ne gözünde saklanmayı yaşamadı. Her elimi uzattığımda elim gözlerine giden aşılmaz tepelerde kayboldu. Sen beni hiç sevmedin.
Nefesim dedim sana bir kez, yani gidersen ölürüm demek istedim, soluksuz kalırım, yaşayamam demek istedim, sen, sanki en sıradan bir şey söylemişim gibi baktın bana, hiç heyecan duymadan, hiç mutluluk nehirleri akıtmadan gözlerime.
Doktorun eski eşim olduğunu söylemedim çünkü seni sandığından iyi tanıyorum, nasıl bir büyücü olduğunu biliyorum, bir anda nasıl ortadan kaybolabileceğini biliyorum.
Sen, aslında benim aşık olmayı isteyeceğim son kişiydin .Hayatın çok zor geçmiş, bu çok açık. Kapanmamış yaraların, geçen uzun yılların o yaraların üzerini örtmesine, belki kabuk bağlamasına izin vermemişsin ya da verememişsin.
Çok bencilsin, okurken içten içe yazdığım her şeye itiraz ettiğini ve yazdığım her şeye yine de çaresizce hak verdiğini biliyorum, çünkü çok zekisin, ve zeka insana o kadar da dost değil, unutmakla kavgalı ve yenilmesi imkansız.
Evet doktoru hiç sevmedin mi diye geçiyor aklından şu anda ve niye ayrıldığımızı öğrenmek için delice bir merak içindesin. Sevmedim, onunla evlenmemin ailesel zorunlulukları vardı. Ailelerimiz çok yakın dosttu. Doktorun anne, babası ve kardeşi bir trafik kazasında ölünce, ailem onu ve servetini koruma altına almak için benim onunla evlenmemi istedi.
Hayır deseydin diyorsun tabi, insan sevmediği biriyle evlenir mi, demek sen de düşünüyormuşsun diyorsun, haklısın. Yani hayır demeliydim, ama o kadar çaresiz ve tek başına kalmıştı ki yapamadım, kabul ettim.
Seni tanıyıncaya kadar sevmenin, aşık olmanın varlığını hiç hissetmemiştim. Tuhaftı, çalışırken sen, yürürken sen, yemek yerken, hatta uykudayken sen. Bir ilkbahar başlangıcında her yerdeki karınca yuvaları gibi dağıldın bütün yaşamıma, nasıl yaptın bunu ve ben niye engel olamadım buna, bilmiyorum.
İlk kez çalıştığın okulda bir görüşme için geldiğimde gördüm seni, kalabalığın içinde uzaktaydın biraz, biriyle konuşuyordun. Döndün bir ara benim olduğum tarafa, gözlerimiz buluştu ama hiç önemsemedin belki farkında bile değildin.
Ne olduğunu bilmiyorum bu kadar kısa bir anda, daha önce hiç görmediğim birinin yüreğime diktiği dağların altında kaldım, şaşırarak, korkarak.Artık bu gözlerden uzak kalamazdım.Çok saçma demesen de kuşku içindesin şu anda biliyorum çünkü sen masalları çok seversin ama masallara hiç inanmazsın.
Geçmişine gidip masallarını gömenleri doğduklarına pişman etmek istiyorum, geçmişinden elini tutup seni kurtarmak istiyorum.
Doktorla yapamayacağımı evlendikten bir iki hafta sonra anladım. İçim kupkuru olmuştu sanki gökyüzü gri bulutlarla kaplıydı, yağmur bekleniyordu ama yağmıyordu, günlerce, aylarca, yıllarca yağmıyordu. Ayrıldım, zor bir süreçti. Ama yine onunla ilgileneceğime dair aileme söz verdim. Bu yüzden sen bizi yan yana görüyordun.
Seni kaçırdığında her şey bitti benim için o kadar korktum ki seni bir daha görememekten. Denizde yüzerken çevrede yemyeşil ormanları seyrederek, mavi sulara sırt üstü uzanmış, süzülen kuşlara selam söylerken sanki bütün sular çekildi bir anda, denizin dibinde, çamurda kalakalmışım gibiydi hissettiğim.
Sen,
Söyleyeceklerim bitmedi daha çok şey anlatacağım sana. Eğer bu yazdıklarımı okuyorsan, her bir sözcüğün, sırayla önünde eğildiğini, saygıda kusur etmediklerini de görürsün.
Biliyorum seviyorsun Murathan Mungan'ı, onun dizeleriyle hoşça kal, yine yazacağım mutlaka.
bizi yola çıkaran ne varsa
yol üzerindedir, öyledir sanıyorduk,
geleceği seçmeye çalışıyordu kısılmış gözlerimiz
adasız denizlerin ufkunda.
Korkuyla sinmişken yerde, arkadaşı aradı telefonla, kapıda olduklarını söyledi. Koşarak gidip, açtı. Arkadaşı iki polis memuruyla gelmişti. Polisler, kapıyı çalanın doktor kadın olamayacağını söylediler, o şu anda gözetim altında dediler.
Ama o kadar benziyordu ki dedi onlara. Binanın girişindeki kamera kayıtlarını incelediler. Gerçekten de gelen, komşulardan biriydi, tabakla bir şey getirmiş, kapı açılmayınca dönüp, gitmişti.
Arkadaşından da, polislerden de özür diledi.Arkadaşını işinden etmişti. Yine dönecekti gerçi.
Onlar gittikten bir yirmi dakika sonra zil çaldı, gitti çekinmeden açtı kapıyı, bir çocuk elindeki mektubu uzatıyordu.
ZERRİN TİMUROĞLU
2022
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder