Biraz dinlendikten sonra, tekrar yürümeye başladılar. Sert adam önde, kendisi arkadaydı. Arada telefonları çekiyor mu diye deniyorlardı ama, yok öyle bir yere rast gelmemişlerdi henüz.
Eskiyi yaşamış, yeniyi görmüş biri olmak ve gideceği yerden sevgiyle istenip, oraya hoşnut gitmek ne güzel bir şeydi kim bilir. Bankacı arkadaşını ve eşini düşündü, gözleri doldu, daha birkaç gün önce kardeş gibi güvendiği insanlar şimdi, biliyordu ki kendisine her kötülüğü yapabilirdi. Sadece para için yapmışlardı bunu, sadece doktor kadının verdiği para için içlerindeki bütün iyiliği öldürmüşlerdi.
Hayali terk ederken onları yüreği unutmadı hemen. Her insanda bildiğimiz başka insanlar yaşar. Fazla özen gösterirken bir yabancıya, duygularımız o bildiklerimizle yaşar.
İnsan öyle olmalıydı ki, neşesi içten, mutsuzlukları umutlu olmalıydı. Öyle iyi hazırlanmış olmalıydı ki yaşama, yaşam kocaman dişleri ile karşısına dikildiğinde, iyi bir dişçi gibi söküp atmalıydı çürüyenleri.
İnsan öyle iyi yetişmiş olmalıydı ki, yaşam bir sel gibi coşup gelince üstüne, atabilmeliydi kendini bir baraj settinin üstüne. Hem savaşmayı, hem barışmayı, hem hakkını savunmayı, hem hak yememeyi öğrenmeliydi insan.
Birden sert adamın durduğunu, tedirginlikle sağ tarafa, ormanın içine baktığını gördü, yaklaştı, fısıltıyla,
- Ne oldu,
Sert adam, sağ elinin işaret parmağını dudaklarının üstüne bastırdı, sus işaret yaptı. Elini beline götürdü, yükünün arasından bir tabanca çıkardı. Hiç kıpırdamıyorlardı. sert adam kendisinin tam önüne geçti ve sakin olmasını söyledi.
Bir an baktıkları yönde bir kıpırdanma oldu, basılan dal çıtırtısı, bir hareket sanki. Bir ağacın arkasına geçselerdi iyi olacaktı belki ama sert adam, bir yandan, arkaya uzattığı sol eliyle kendisinin öne geçmesini engelliyor bir eliyle de silahını tutuyordu, büyük bir ağaç gövdesi de yoktu.
Bir on dakika belki, öyle kaldılar, bir şey olmadı, ne ses geldi bir daha ne hareket oldu.
- Bir hayvandı herhalde dedi, sert adam, hadi devam edelim. Kendisini öne geçirdi, hemen arkasında kalarak yürümeye başladılar. Hava kararmadan , bir su kenarı bulup çadırı kurdular, ateşi yaktılar. Ama sert adam çok kaygılı görünüyordu.
Konuşmadan bir şeyler yediler. Sert adam,
- Çadırı kurduk ama, burada, ateşin başında, gözümün önünde uyumanı istiyorum, ben nöbetteyim bu gece.
- Ne gördün, ya da ne yapabilirler, öldürebilirler mi bizi, bundan kazançları ne olur ki.
- Bir akıl hastasından ve onun paralı uşaklarından söz ediyoruz, sadece senden nefret ediyor ve sağlıklı düşünemiyor, bu ormandan çıkar çıkmaz, yetkilileri arayacağım, hastaneye yatırılması için ne gerekiyorsa yapacağım.
Dünya beyazı sever, beyaz barıştır, umut, yüreklerde ak bir gündür, hüzünse kara. Siyah her serüvene konan acı bir noktadır. Biten ömürlerimize giyilen giysilerdir, aydınlık bir günü sonlandıran gecedir.
Dünya siyahı sevseydi ne olurdu, geceyi hasretle bekleyip, ölüme beyaz mı giyerdik acaba. Yine de sever miydik beyazı.
Uykuya dalmadan, geleceğin, geçmişin gölgesinden kurtulan, şaha kalkan bir gelecek olmasını diledi, ancak yalan olurdu bu. Yalansız günlerin, yalansız dünleri olmak zorundaydı çünkü.
Serindi gece, ateşe çok yakın bir yere uzandı, hemen yanında sert adam oturuyordu, elinde bir ağaç dalı ateşi karıştırıyordu. Uykuya dalarken, onun için kaygılandığını hissetti.
Bir silah sesiyle fırladı yerinden, sert adam onun önüne siper olmuş, ormanın karanlığına ateş ediyordu, karşı taraftan da ateş ediliyordu. Kaçan insanların ayak seslerini duydular. Sert adam yanında kaldı, elinde silah bekledi bir süre daha. Kendisine döndü korkuyla, gözleriyle taradı baştan sona,
- Yaralanmadın değil mi,
- Yok merak etme, sen nasılsın, çok merak ettim.
Gözlerim, omuzundan akan kana takılınca bir çığlık attım,
- Yaralısın,
- Önemli değil, korkma, sararız şimdi.
- Tekrar gelirler mi,
- Bu gece değil, silahımız olduğuna şaşırdılar sanırım.
Yarasını sardık beraber, birbirimizi tanıdığımızdan bu yana hiç bu kadar bir olmamıştı duygularımız belki, bir kaç mısra mırıldandı sert adam Hasan Hüseyin ‘den;
tedirginsin
yetmez gücüm anlamaya
tedirginim
almaz beni kanatların ötelerimden
eğilmek istesem de kuş yarası sabahlarına
karacalar çizilir gecelerime.
ZERRİN TİMUROĞLU
2022
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder