- Sence insan birine aşık olduğunu nasıl anlar,
- Belki de nasıl diye sorulamayacak tek durum aşık olmaktır, bilmez ki insan, anlamaz, bir ad koyamaz. Biri birdenbire, bir yabancı sizin için merak konusu olur. Yanında olmak istersiniz her zaman, uzaklaşınca özlersiniz. Sizin için iyi yaptığı her şey yüreğinizde bir barajın kapaklarını kaldırır, sizin için yaptığı her kötü şey sizi sonsuz uçurumların ucuna bırakır.
Akşam yaklaşmıştı. Sert adamla, geniş salonda, şöminenin alevlerine dalmışlardı. Tavandan yere kadar uzanan perdesiz camların ardında düzgün kesilmiş çimleri, gül bahçesinin karanlığa teslim oluşu gözlerini alevlerden kurtardı. Sessizlik, yanan odunların çıtırtısından rahatsız değildi, bir hikaye anlatıyor gibiydi bu çıtırtılar ama yalnızca bu dili bilenlerin anladığı. Sert adam,
- Anlaşılan bu konu üzerine bayağı düşünmüşsün, dedi. Bir çırpıda ne çok şey söyledin aşk için.
Biraz merak, çok hafif bir sitem var gibiydi sesinde.
Öğretmen,
- Kim düşünmemiştir ki, insanların en değerli mutluluk kaynağı değil midir aşk. Filmler, kitaplar, töreler, destanlar, efsaneler, aşk olmasaydı kimin ilgisini çekerdi hatta yazılırlar mıydı.
- Peki sen daha önce aşık oldun mu hiç, diye sordu sert adam,
- Daha önce derken, bugünün kesinliğinden start başlıyor öyle mi, benim bugün aşık olduğumu nerden çıkardınız.
Tam bu sırada dışarıdan bahçeden bir saksağanın ötüşü duyulmaya başladı, arka, arkaya öyle gayretle ötüyordu ki, güneşin gitmesine az kala bir yardım mı bekliyordu, kendince bir tören mi düzenliyordu geceye belli değildi. Susup bir süre onu dinlediler, gülleri, yeşilliği seyrettiler. Bahçenin, ışıklandırması çok güzeldi, hem karanlığın gizeminde hayal kurmaya, hem pırıl, pırıl aydınlıkta gerçekleri düşünmeye elverişliydi.
Sert adam gözlerinde oluşan öfkeyle baktı öğretmene, bir şey söylemeye niyetlendi vazgeçti,
- İnada devam yani, susmaya devam, dedi.
Öğretmen huzursuz oldu bu bakıştan, haksızlık yaptığını düşündü,
- Ama, şurası kesin ki, hayatını sevdiği için hiçe sayan birine aşık olmamak mümkün değildir.
Sert adam gülümseyerek baktı ona, biraz önceki bıkkınlığı sobanın üzerindeki buz gibi eridi, buharlaştı, izi bile kalmadı sanki.
Evin hizmetlisi, salonun ışıklarını yakmak için geldiğin de ikisi de itiraz ettiler buna, bir süre daha, alevlerin ışığında, bahçenin çiçek gölgelerine sığınmış, duygularını ürkütmeden oturmak istediler.
Günlerdir, aylardır birbirlerini bu kadar iyi anladıkları bir zaman yaşamamışlardı. Öğretmen,
- Yaşamak, yaşama etkin biçimde katılmak demektir. Yaşam ellerinizi kirletmek demektir. Yaşam her şeyin tam ortasına dalmak demektir. Yaşam yüzükoyun yere düşmek demektir. Yaşam kendinizi aşmanız, yıldızlara ulaşmanız demektir. Benim için yaşamın anlamı nedir, sorusuna doğru cevapları vermeliyiz, ve tabi aşkın bizim için ne anlam taşıdığına da.
Sert adam,
- Bütün kalbimle katılıyorum ama bunlar senin sözlerin olamaz, ben seni bu kadar cesur olduğuna asla inanamam.
Gülümsedi öğretmen,
- Haklısın benim değil, Leo Buscaglia’nın. Gerçi ben böyle kalıp halinde verilen önerileri gerçekleştirmenin mümkün olduğuna inanmıyorum ama gene de bir motive etme durumu var sanki. Gülümsemişti son sözlerini söylerken. Sert adamın gözlerinden kendi gözlerine uzanan bir yıldırım iletisi olmuştu bu gülümsemeyle. Durum git gide, derinleşiyor, yakınlık gitgide artıyordu.
Öğretmen,
- Acıktık galiba biraz, ışıkları yaksak mı dedi,
Sert adam, kederle baktı yüzüne,
- Biliyor musun, kaçmak, görmezden gelmek hiçbir sorunu çözmez. Doktora laf ediyorsun ama onun bir konudaki kararlılığını da göz ardı edemeyiz değil mi.
Sanki bilerek kızdırmak istemişti, tam elini tutacakken araya konulan demir levhalardan çok usanmış olmalıydı. Doktoru adının bilerek söylemişti belki de bağırmamak için.
- Bir ömür bir eli tutmak için elini uzatacak cesareti olmalı insanın, hep arkanı dön, hep arkanı dön nasıl olacak bu diye, devam etti sert adam. Kalkıp ışıkları yaktı, yardımcıyı çağırdı, yemeğin hazırlanmasını istedi.
Her insan bir tablonun içinde, bir hikayenin parçası durumundadır. Geçmiş yaşamımızın cam kırıkları hala canımızı acıtırken bundan söz etmek, bu cam kırıklarını beraber toplayalım diyebileceğiniz bir insan seçmek ve bunu kabullenmek o kadar imkansızdır ki, o kadar imkansız görünür ki.
ZERRİN TİMUROĞLU
2022
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder