7 Temmuz 2022 Perşembe

Sırtımda Keder

    - Bir insan kendi gerçeklerini kabul etmeye başladığı andan itibaren normal bir insan olmaya başlar. Evlilikler normal insanlar tarafından kurulmuşsa mutluluk ihtimali vardır yoksa herkesin büründüğü rollerle bir yalan yaşanır. Herkes duygularını saklar, herkes sadece çıkarlarını gözetir ama maddi çıkarlarını. Gerçek mutluluk, yağmur damlalarının toprakta kayboluşu gibi kaybolur gider, dünyaya en zararlı sahteliğini bulaştırarak.

        Sert adamla birlikte bu evde bir gece daha dinlenip kasabaya geri dönmeye karar vermişlerdi. Öğretmen sık, sık telefonla gizemli konuşmalar yapmasından kuşku duymaya başlamıştı sert adamın. Kiminle konuştun dediği hiçbir soruya tatmin edici bir cevap alamamıştı.


    - Evlilik doğru insanla yapılmışsa bir ödüldür insana ama yanlış insana evet demişse yanılıp, kurtulmak için bin takla attığın bir sirkte bulursun kendini, korkunçtur, dedi sert adam.


    - Yalnız sen akşam geçiştirmiştin, unuttum sanma, daha önce aşık oldun mu diye sormuştum.


        Öğretmen, camın önünde, ayakta durmuş, rüzgarla dans eden ağaç dallarına, onlara eşlik etmeye çalışan ortancalara, güllere bakıyordu. Döndü,


    - Bu niye bu kadar önemlidir ki, aşık olsam ne olur, olmasam ne olur. Bu sorunun cevabının hayır olmasını isteyerek soruyorsunuz. Şu an yetmiyor size, tek olmak istiyorsunuz sanki mümkünmüş gibi. Böyle bir soruya, hayır diye cevap veren biri ya yalan söylüyordur ya da ömrünü kimseyi görmeden bir kulede geçirmiştir, öyle değil mi.


        Sert adam kızgın baktı ona,


    - Hep gerçekleri fırlat kafama, hiç hayal kurmama izin verme olur mu.


        Salonun kapısı vuruldu, sert adam,


    - Girin,


        Hizmetçi,


    - Efendim eşiniz geldi, dedi. Bombayı bıraktı çıktı, ardından doktorun sinsi yüzü göründü, salına, salına girdi salona, öğretmene baktı deli gözleriyle,


    - Duydun mu karısı dedi,


        Öğretmen şaşkınlıkla baktı sert adama, doğru mu bu diye. Doktorun burda ne işi vardı, niye hala karısıyım diyordu ve hizmetçi neden aynı söylemi kullanıyordu.


        Sert adamın rengi bembeyaz olmuştu birden, telaşla bakıyordu öğretmene. Bir erik ağacının önünde, ağaç meyve ile doluyken, o ağaca bakarak dallarda hiç meyve olmadığını söylemişti, şimdi de bu yalanı tekrar söylemek istiyordu, ama yakalanmıştı. Sanki bir metrelik bir iple bağlandığı yerin iki metre uzağına yetişmek için çırpınıyor, ileri atılıyor, atılıyor bir türlü varamıyordu.


    - Sizden bir cevap bekliyorum dedi, öğretmen. Bunu söylerken kapıya varmıştı bile. Sert adam uzanıp kolunu tutmuş, bırakmıyordu. Hızla çekti, hizmetçiden ceketini ve çantasını istedi. Getirilenleri aldı, çıktı. Sert adam bir, iki dakika sonra arkasındaydı. Ona döndü,


    - Sonsuza kadar peşimden gelseniz de artık faydası yok, beni biraz tanıdıysanız, bilirsiniz dedi.


        Nereye gideceğini, yolu nasıl bulacağını bilmiyordu. Yanında duran, sert adamın arabasına bindi, çünkü yürüyerek nereye gideceğini bilmiyordu. 


    - Beni kasabaya ulaşabileceğim en yakın otobüs durağına bırakın lütfen, dedi.


        Sessizce yol aldılar, kasabadaki eve geldiklerinde, indi arabadan, bir şey demeden eve yürüdü.


        Evrende her şey müthiş bir yasalar bütünüyle korunmuştur. Örneğin, eğer proton ile nötron arasındaki kütle farkı, elektronun kütlesinin yaklaşık iki katı olmasaydı, elementleri oluşturan ve kimyanın ve biyolojinin temeli olan yüz kadar dengeli nüklit birleşimleri elde edilemeyecekti.


        Bildiğimizi inkar etmek, var olanı görmezden gelmekle hiçbir şeyi düzeltemeyiz, bilimin yasalarını eğip, bükemeyiz. Bunları kabul etmeyip rezil oyunları sürdürenler olabilir, evlilik için, çocuklar için, etraf ne derler için ya da saplantılı duyguları için, kendisi bunlardan hiçbiri değildi ve asla olmayacaktı. 


        Arkasını unuttu, bakmadı. Sert adam hala bakıyor muydu bilmiyordu. Eve girdi, yazı masasına gitti, bilgisayarını açtı ve hemen istifa dilekçesi yazdı, gönderdi. Sonra valizini indirdi dolabın üstünden, eşyalarının bir bölümünü doldurdu içine, memlekete tren bileti aldı, bilgisayarını da yerleştirdi çantasına, taksi çağırdı.


        Eskiyi yaşamış, yeniyi görmüş biri olmak ve gideceği yerden seviyle istenip, oraya hoşnut gitmek güzel olmalıydı. Kendisi için durum böyle miydi, yüreğinde, dağlarda kaybolmuşluğun yalnızlığı, aldatılmış olmanın utancı vardı.


    Rüzgarlı bir güvertede

    deniz suyuyla

        tel fırçayla yıkanmış

           branda bezinden gömlek gibi

                         sırtımda keder.    N.H





ZERRİN TİMUROĞLU

2022

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yalnız Olmak

          Burnunu soğuk cama dayamış, üçüncü kattaki dairesinden yağmurlu, yer yer sokak lambalarıyla aydınlanan sokaktan geçen insanları iz...