15 Ocak 2023 Pazar

Gezi

        Bazı duygular hiç unutulmaz, niye bilmiyorum ama öyledir. Düşündüğünüzde belki o kadar da önemli bir günde, önemli bir olayda hissettiğiniz değildir ama yapışır belleğinize. Tek başına da gelmez hatırınıza, her zaman yanında yöresinde bir sürü istemediğiniz anıları da sürükler. 

        Bir sene oğlumla ikimiz Fethiye’ye yaz tatiline gitmiştik. Bir hafta katıldığımız turla Fethiye’nin görülmesi gereken yerlerini gezip, bol bol denize girecektik. Daha önce görmemiştik, seviniyorduk ana oğul. Çünkü çok çalışmıştık bütün sene ve çok yorulmuştuk.


        Müthiş sıcaktı Fethiye. Ama çok güzel bir gezi oldu, Ölüdeniz, tekneyle gezi, Kelebekler Vadisi, Saklıkent, Arkeoloji müzesi ve şu anda unuttuğum bir kaç yer daha gördük.


        Kaldığımız otelde, odamızda deniz kenarındaydı, balkonumuz hem otelin havuzuna hem denize bakıyordu. Dalgaların sesini duyarak uyumak güzeldi, özellikle geç saatlerde, sahildeki kalabalık biraz azalınca. Bazen sahildeki şezlonglara uzanıp, gökyüzünü seyretmek, yıldızların insanlara ışıyan öfkesini görmek, küçümsedikleri yapay ışıklar için onlara bir an olsa da hak vermek, bir şey yapmak zorunda olmadan denizi seyretmek güzeldi ve yanımda her şeyden çok sevdiğim oğlumla birlikte olmak.


        Ama yalnızdık tabi, ben her zaman olduğu gibi çoğalmak istiyordum, oğlum için, o kocaman kaybolmuşluk hissini yaşamasın, kendini güvende hissetsin istiyordum. Mucizelere hem inanıyor hem emrimdelermiş gibi çabalayıp duruyordum.


        Burada evi olanları ya da her zaman burada tatil yapma imkanı bulanları kıskanmıştım içinden. O müthiş sıcağa rağmen kıskanmıştım. Böyle bir sıcağı sadece Mersin’de ve Silifke’de hissetmişti. Ama Mersin’in sahillerinden batan güneşi izlemek her akşam olağanüstü bir şeydi. Sanki bir merasime katılır gibi her akşam üstü inilirdi sahile, banklara ya da kumlara serilmiş örtülerin üstüne oturulur, sessizce uğurlanırdı güneş.Her yer kızıl olurdu, her yer ateş.


        Oğlu çok sonraları görmüştü Mersin’i, o zamanlar henüz doğmamıştı. Aslında kendi hayatından daha çok şey anlatmak isterdi oğluna, güzel anıları paylaşmak isterdi ama her seferinde kendini, kocaman, çok sıcak bir tencerenin başındaymış gibi hissediyordu, eli yanmadan alabileceği anılar bulmaya çalışıyordu ve bu çok zordu.


***


        Gezi bitip dönme zamanı geldiğinde, tur otobüsü gecenin ikisinde, İstanbul'un güzel bir semtinde, bıraktı bizi. Bir baktım çantamda taksi parası yok, var ama oturduğumuz yer çok uzak, yeter mi emin değilim. Semtin içerlerine doğru yürümeye başladık, bir yandan valizi taşıyordum, bir yandan oğlumun elini sıkı, sıkı tutmuştum. Gündüzleri kalabalık olan yer, gece tamamen boştu. Otobüs duraklarına geldik, kocaman bir alandı. Bir durağın oturma yerlerine oturduk. Oğlum başını dizime koydu, uzandı, korkmasın diye elimden geleni yapıyordum ama bomboş alana, bir kaç tekinsiz çocuk gelmişti, bize bakıyorlardı.


        Bu çocukların gecenin bir vaktinde ne işleri var dışarıda diye düşünürken onlar aralarında sessizce konuşup git gide yaklaşıyorlardı.Birden kalktım, oğlumu da kaldırmıştım, ilerideki taksi duraklarına doğru kararlılıkla yürüdüm. Çevredeki çocuklar bunu görünce durdular, izlemeye devam ettiler uzaktan.


        Taksi şoförleri gündüz ne kadar güvenilir ise, gece o kadar tekinsiz göründüler gözüme. Artık para yetermiş yetmezmiş aldırmadan bindim oğlumla, tabi taksiciler kimin gideceğine dair uzun tartışmalarını bitirince. Uzaktı gideceğimiz yer o yüzden gönüllü değillerdi pek. Param yetmezse, evi öğrenir, gelir alır fazlasıyla şoför diye düşündüm.


        Eve vardığımızda taksiciden gerçekten korkmuştum, tuhaf bir adamdı, param ucu ucuna yetti, anahtarı açıp, evimize girdiğimizde, oğlum da ben de güzel evimiz dedik. Gezi çok güzeldi ama dönüşteki bu aksilik anılarımızı gölgelemişti.


***


Öğretmen elinde okuduğu anı kitabını bıraktı yanına. Gece, acılarını parçalayıp atacağı martılar da olmayınca, hüzün tamamen ele geçirmişti onu. Camdan dışarı bakıyordu, kendi görüntüsünün etrafından dolanarak. Kendini görmeye dayanamıyordu. Gözlerinden,karanlık geceye damlayan mavi damlalara katlanamıyordu çünkü.


        Ne yapmalıydı, acı duymamak için anıları silmeli miydi ki başarabileceği şüpheliydi; yoksa onlara sıkı sıkı sarılıp onlarla güç mü bulmalıydı, hangisini yapmalıydı.



ZERRİN TİMUROĞLU

2023

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yalnız Olmak

          Burnunu soğuk cama dayamış, üçüncü kattaki dairesinden yağmurlu, yer yer sokak lambalarıyla aydınlanan sokaktan geçen insanları iz...