6 Ocak 2023 Cuma

Unut

    - Biliyor musun, yaşadığımız travmalar, bir hortum gibi bizi içine alıyor ve nerede, nasıl bırakıyor belli olmuyor.

        Bulut,


    - Evet, sanki, geçti, yaşandı, bitti diye düşünüyoruz ama öyle değil.


    - Değil dedi, öğretmen, hiç değil.Travmaların ardından yapacaklarımız, asla yapmam dediğimiz şeyler, hepsini kolayca yapabiliyoruz, hem de hiç duraksamadan, hiç beklemeden, sanki frenleri patlamış bir araba gibi ve yokuş aşağı.


        Bulut’la tiyatroya gelmişlerdi. Güzel bir Aziz Nesin oyunu izleyeceklerdi,’Yaşar ne Yaşar ne Yaşamaz’. Kapıların açılmasını beklerken çay içmek için tiyatronun kafesinde bir masaya oturmuşlar, sohbet ediyorlardı. Bulut, ona bakarak,


    - Artık kendini suçlamaktan vazgeçmelisin.Sert adamla tanışman, ona geçici olsa bile bir şeyler hissetmiş olman ayıp değil, suç değil. İlk bakışta nasıl, karmaşık ve tehlikeli biri olduğunu anlayabilirdin. Sonrasında belki şüphe duymalıydın ama ilgi insanda bağımlılık yapan bir şey. Kolayca bırakmak zor olsa gerek.


        Öğretmen çayını yudumlarken önüne bakarak,


    - Aslında neler olduğunu öğrenmek isterdim, sert adamın ve eski karısı doktorun neler çevirdiğini, amaçlarının ne olduğunu öğrenmek isterdim ama korkuyorum.


        Durdu, başını kaldırıp Bulut’a baktı,


    - Şimdi daha çok korkuyorum, sana bir kötülüğü olmasın.


        Bulut, mavi gözlerindeki bütün fırtınaları dindirip, bütün gemileri güvenle limanlara ulaştırmış gibi baktı.


    - Umarım kötü bir şey olmaz ama olursa bunun suçlusu sen olmazsın, tamam mı.Kötü olan onlar ve hayat onların bahçesi, iyilerin değil. Hadi bakalım, açıldı kapılar, girelim.


***

,

        Bu konuşmayı, Bulut okulun önünde vurulmadan iki gün önce yapmışlardı.Yani hayat henüz devam ediyordu, yani hala umutları vardı, planları vardı, yani hala gelecekleri var sanıyorlardı.


        Silah seslerini duyanlar okulun önüne doğru koşmuşlardı, öğretmen bir süre kıpırdayamadı, Bulut’un yere düştüğünü görmüştü ama kabul etmiyordu beyni, o anı yok sayıyordu inatla. Ölesiye korkuyordu gidip bakmaya, Bulut kıpırdamıyordu.


        Ona ulaşanlar yardım etmeye çalışıyordu, birileri ambulansa telefon ediyor, birileri, yaralarına bir şeyler bastırmaya, kanı durdurmaya çalışıyordu. Öğretmen, tutunduğu kapıyı bıraktı, koştu, Bulut’un yanına diz çöktü, kucağına aldı başını, kucağı kan içinde kalmıştı.


***


        Her şey olması gerektiği gibi yapıldı, on gün sonra artık Bulut yoktu. Vuran kaçmıştı, oysa öğretmen görmüştü sert adamı, polislere de söylemişti, defalarca anlatmıştı her şeyi. Ama kanıt bulunamadı, sert adamı kendisinden başka gören olmamıştı. Zaten bütün şehir onundu, gören varsa da korkup susmuştu.


        Öğretmen Bulut’un yeğeni ile vedalaştı, evini boşaltmıştı, istifa dilekçesini vermişti, kalan bir kaç eşyasını almak için evine doğru yürüyordu. Hava çok soğuktu, sevdiğiniz birini kaybettiğinizde hava hep soğuk olurdu nedense. Dışarıdaki hava yarışmak ister gibi, yüreğinizdeki buzlarla, hep kar, hep fırtına olurdu.


***


        Notalar mı çarpıyordu yüzüne, keskindiler, kanatıyorlardı yüzünü. Kanayan kalbinin acısından, çok da fark etmiyordu onları.Merak ediyordu, notalar kalbine nasıl girmişti, bu tipide, bu karda. Hem neden duruyordu dışarıda, neden çıkmıştı konserden, o sıcak, o emin yerden.


        Bir konserde çok sevdiğiniz bir konçertoyu dinlerken, belki ağladığınızın bile farkında değilken; bir mendil uzatılır size, sessizce, hafifçe dönüp bakarsınız kim diye, bildiğiniz bütün denizler dökülür önünüze. Ama artık o mavi gözler yoktur, sadece kar yağıyordur, hava soğuktur.


***


        O günden sonra sert adamı hiç görmemişti, yine etrafta olduğunu hissediyordu ama yaşadığı ağır kederi anlamış olmalıydı ki fazla yaklaşmıyordu ya da hesabı bitmişti artık kendisiyle.


        Nasılsa bütün yeşillikleri kurutmuştu, güneşi karartmış, denizleri boşaltmıştı. O kötü kalbinin yaşayacağı bir ortamdaydı artık, görünse ne olurdu.


        Öğretmen, şehirden ayrılan trenin, gözünün önüne serdiği manzaralarda bir hikaye arıyordu, değiştikçe görüntüler, acısını parçalayıp, tıpkı martılara simit atar gibi atıyordu onlara.


        Öğretmen, yaşadığı bu ağır travmayla, gelecekte yükleneceği inanılmaz olaylara doğru yol alıyordu, artık daha cesur muydu yoksa daha korkak mı.



ZERRİN TİMUROĞLU

2023

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yalnız Olmak

          Burnunu soğuk cama dayamış, üçüncü kattaki dairesinden yağmurlu, yer yer sokak lambalarıyla aydınlanan sokaktan geçen insanları iz...